ABD’NİN, 3 Ocak Cumartesi günü Venezuela diktatörü Nikolas Maduro’ya yaptığı bir baskın operasyondan bahsediyorum. Bir gece yarısı baskını ile Venezuela’nın diktatör lideri yatak odasına kaçarken yakalanıyor, derdest edilip ABD’ye getiriliyor...

Bunu yaparken de en aşağılayıcı bir şekilde ayaklarında terlik, üstünde pijama, ellerinde ve ayaklarında zincir ile tüm dünyaya görüntü servis ediliyor...

Yetmiyor... ABD’nin diktatör ve kural tanımaz başkanı Donald Trump, olayı anlatırken, başka ülkelere de aba altından sopa gösteriyor;

“Eğer yardımcısı Delcy Eloina Rodriguez Gomez

da aynı yoldan giderse, o daha ağır bedeller öder...”

Konuşmasının içinde başka ülkelerin adını da geçiriyor... En önemlisi de Belçika’ya gönderme; “Bizim “Grönland’a ihtiyacımız var! Burası Amerika’nın güvenliği için çok önemli...”

Al sana bir facia daha... Ancak tüm bunların hesabını soracak bir mekanizma yok karşılarında...

Daha çok buzla kaplı olan Gröland’ın eskiden beri tapusu Belçika’da... Fakat bir deli çıkıyor ve “Benim bu topraklara ihtiyacım var... Fakat Belçika yönetimi bu teklifimizi kabul etmiyor.” diye demeç veriyor...

Ardından İran’a, ardından Küba’ya, ardından Cin’e ve Rusya’ya da gözdağı veriyor.

İSRAİL ZULMÜNE SESSİZ!

Venezuela baskını için, “Halkına kötü davranan bir diktatör” bahanesine sığınıyor. Venezuela halkının, o petrol zenginliğine rağmen büyük fakirlik çektiği bir gerçek.

Petrol zengini bu ülkede insanlar aç yaşıyor... Memurların aylığının 30-40 dolar civarında olduğu, 1 günlük ücretin ise 1-2 dolara tekabül ettiği söyleniyor... İşte diktatörlük ve sınıfsal yönetimler böyledir... Kendileri lüks bir hayat sürerken, halkı sefalete mahkûm ederler...

Fakat bütün bunlar ABD’nin yaptığı zorbalığı haklı göstermez. Madem sen dünyanın süper gücü olarak insanlıktan, haktan ve hukuktan yanasın; öyle ise İsrail’in yaptığı soykırıma neden ses çıkarmıyorsun?

Ses çıkarmak bir yana, tam tersine İsrail’in, Hitler’i de aratan zalim lideri Netenyahu ile zafer pozları veriyorsun!

Anlayın artık! Domuzdan post olmazsa, ABD’den de dost olmaz...

ABD’nin bu çılgın başkanı hiçbir İslam ülkesinin dostu olamaz...

İRAN’A KARŞI ACIMASIZ!

Fakat ne yazık ki, en çok da 57 İslam ülkesi, ABD’nin bu sonu gelmez isteklerine karşı yarış içinde... Elin gâvuru geliyor, iki İslam ülkesi arasına fitne sokuyor, sonra da her ikisine milyarlarca dolar silah satıyor ve gidiyor...

Haydi bakalım... Birileri sizin paranızla bütçelerini doğrulturken, siz birbirinizi yemeye devam edin...

İşte şimdi İran’a verilen ateş ortada... Şu ana kadar en az 40-45 şehir kontrolden çıkmak üzere... Ve kural tanımaz ABD, bir yandan İran yönetimine “Halka zulmetme!” diye ültimatom verirken, bir yandan da isyan edenlere, “Arkanızdayım!” diye haber gönderiyor.

Bunu yazarken, İran yönetimini savunmuyorum... Böylesine Oligarşik yönetimler, ezdikleri halkı ilanihaye esaret altında tutamazlar. Sonunda bir yerlerden patlar ve insanların haklı tepkisi isyana dönüşür.

Fakat Emperyalizmin, “demokrasi rüzgârı” diye saf İslam ülkelerine uyguladıkları -sözde- Arap Baharı teraneleri ile yerle bir edilen ülkelerin son durumunu bir düşünün...

Fas, Cezayir, Tunus, Libya, Mısır, Arabistan, Irak, Suriye, Lübnan ve son olarak da Venezuela ile İran’daki sokağa taşan insan manzaraları...

BM SAĞIR VE ÇARESİZ!

Dünyada tüm bu zalimlikler yaşanırken, aslında bir hakem görevi yapması gereken Birleşmiş Milletler Teşkilatı etkisiz ve kör tutumunu sürdürmeye devam ediyor...

Nasıl sürdürmesin ki? Dünyada kendilerini ayrıcalıklı gören, ABD, Rusya, İngiltere, Çin ve Fransa, hiçbir zaman BM kararlarını kale almıyor... Onlar almadıkları gibi, onların kuklaları olan ülkeler de İsrail örneğinde olduğu gibi önemsemiyor...

İşte şimdi Venezuela’nın zalim liderine yapılan ve fakat uluslararası hukuka kökten aykırı olan bu ABD zorbalığı karşısında BM yine sessiz ve çaresiz... Cürmü işleyen ABD’nin zorba lideri Trump ise, hedefindeki diğer ülkeler için “gözdağı” vermeye devam ediyor.

Dünya düzenini sağlayan BM gibi teşkilatlar, Turump dönemindeki kadar hiçbir zaman yara almadı... Çünkü dünyayı kurallar değil, güçlüler yönetiyor... Biraz haktan, hukuktan bahsetsen, “Gücün kadar konuş” derler sana.

Sözün özü, Donald Trump ve onun yönettiği ABD hiçbir zaman bir İslam ülkesinin dostu olamaz!

**********************

ANLAMLI SÖZ

“Barışın hiçbir maliyeti yoktur. Buna ek olarak, tüm masrafıyla herhangi bir zaferden son derece daha avantajlıdır...”

THOMAS PAİNE