YILBAŞINA iki gün kala Yalova’da bir IŞİD olayı yaşandı. Üç polisimizin şehit olduğu, 8-9 polisimizin de yaralandığı bu olay, aslında ülkemizde yuvalanan terör örgütlerinin ne denli tehlike saçtıkları bir kez daha gözler önüne serildi.

Yalova, Türkiye’nin en küçük şehirlerindendir... Fakat İstanbul, Bursa ve Kocaeli üçgenine çok yakın ve ulaşımı da kolay olduğu için aynı zamanda kozmopolit bir şehirdir.

Sınırlarımız, 2010 yılından bu yana kevgire döndüğü için, şu anda ülkemizde hangi örgütlerin, kaç tane gizli üyesi ve hücresi var bilinmiyor. Zaten bilinseydi, bu elim olay da yaşanmazdı.

Aslında her şey Arap Baharı denen aldatmaca ile başladı... Her nedense Türkiye’nin sınırlarındaki mayınların temizlemesi de aynı tarihlerde başladı...

Zaten, 911 kilometrelik Suriye sınırımızdaki mayınlar temizlendikten sonra, ülkemize akın akın gelmeye başladı bu karanlık kişiler...

Aralarında Suriyelisi, Iraklısı, İranlısı, Afganlısı, çeşitli Afrika ülkelerinden olanı ve hatta belki de İsraillisi de bulunuyordu.

YOLGEÇEN HANI MAŞALLAH!

Türkiye, güney komşumuz Suriye’nin biran önce dağılması, zalim Esat rejiminin çökmesi için, Emperyalizmin uşakları tarafından yakılan ateşe odun taşırken, sınırlarındaki bu mayınsız alanlarda yaşananlara pek dikkat etmedi.

Tıpkı Güney-Doğu bölgemizde yaşanan “Hendek Olayları” gibi...

Biliyorsunuz, pirincin taşını ayıklamak çim tam 796 şehit ve bunun en az iki üç katı da yaralı gazi verdik o yıllarda.

O zamanlar “operasyon izni ve bilgisi” bölgedeki valilere verilmişti... Yani bir askeri birlik, sınırımızda bir terör faaliyetini görse, valilikten izin almadan operasyona çıkamıyordu...

İzin almak için gerekli yazışma ve telefon konuşmaları esnasında ise o terör örgütü çoktan hedefe ulaşıyor, ya başka alanlara kaçıyor ya da bir terör faaliyetinde bulunuyordu.

İşte “görmezden” gelinen bu olaylar sonrasında “hendek vakaları” yaşandı. Bazı il ve ilçelerimiz cephaneliğe dönmüştü. Ve herkesin bildiği gibi, aylar süren bu operasyonların maliyeti de ağır oldu.

ŞİMDİ DE IŞİD BELASI

Türkiye’nin, sınırlarındaki mayınları temizlemesinden sonra ülkemiz tam anlamıyla bir yabancı akınına uğradı. Öyle bir akındı ki bu, sıkışanın kaçtığı, saklandığı ve örgütlendiği bir ülke konumuna geldi ülkemiz...

Bazen en büyük yabancı madde geçiş köprüsü, bazen de kanundan kaçan yabancıların uğrak yeri... Sadece katil Esat’ın ya da Saddam’ın zulmünden kaçan insanlar yoktu içlerinde... Aralarında her türden, her teşkilattan ajanın, teröristin elemanları da vardı bu göç dalgasının içinde...

Geldiler, yerleştiler şehirlerimize ve buralarda uyuyan hücreye dönüştüler...

Ankara Gar katliamı, Beşiktaş’taki eğlence mekanı ve münferit olaylarla birlikte son olarak da Yalova’da yaşanan bu acı son olay...

TÜRKİYE’Yİ DÜŞMAN BİLİYORLAR!

Aslında erkekleri çember sakallı ve şalvarlı, kadınları ise sadece gözlerinin açık olduğu kara çarşaflı bu kişiler, ilk göründüğünde, herhalde “dini bütün” bir insan görüntüsü veriyordu. Aslında tam bir insanlık ve İslamiyet düşmanıydılar... Devletimizi ve yöneticilerimizi “kafir” olarak görüyor, Cumhurbaşkanımıza hakaret paylaşımları yapıyorlardı...

Ülkemiz ekonomisine herhangi bir değer katmadıkları gibi, sessiz sedasız örgütlenerek, güçlenerek adeta ipi çekilmeye hazır bir bomba gibi dolaşıyorlar aramızda.

Ve her biri de “her nedense” sadece Türk ve İslam düşmanlığı yapıyor... Aralarında katil İsrail’e ve emperyalizme karşı savaşanını hiç gördünüz mü?...

Göremezsiniz, çünkü İŞİD belasını kuranlar da yine onlar... Zaten şu anda Suriye’nin başında bulunan Ahmet El Şara da bir zamanlar kafa kesen, başına 10 milyon ödül konan İŞİD yöneticisi değil miydi?

Kurtla baskın yapıp, kuzuyla ağlayan emperyalizmin uşakları, ülkelerde kargaşa yaratmak için kullandıkları bu aparatları gizliden besliyor, donatıyor ve zamanı geldiğinde de kullanıyor...

Golan Tepeleri’ni ve Suriye’nin güney sınırlarını işgal eden İsrail’e ses çıkarmayan Ahmet el Şara yönetimi, -sözde- Suriye’de birliği sağlayacak, barış getirecek öyle mi?

Etrafımızda ve ülkemizde yaşananların hepsi Büyük Ortadoğu Projesi’nin bir halkasıdır... İşte doğu komşumuz İran’a yine çomağı soktular...

Ve sıranın yakın bir zamanda Türkiye’ye geleceğini artık herkes dillendiriyor... Millet olarak ne zaman uyanacağız?

Bu ülke gençliğini sebepsiz yere hırpalamak, hapse atmak ve susturmak yerine; topraklarımızda yuvalanan bu karanlık örgütleri ne zaman söküp atacağız?

************************

ANLAMLI SÖZ

“İnsanı ateş değil kendi gafleti yakar. Susmak, mana eksikliğinden değil, belki de mananın derinliğindendir...”

MEVLANA