Bugün, şehir için son zamanlarda duyduğum en güzel haberlerin birinden bahsedeceğim. Adapazarı-Serdivan Tramvay Hattı ihalesi, 28 Nisan Salı günü, yani dün gerçekleştirildi. Bu haber, sıradan bir proje ya da havada kalan vaat değil; şehrin ulaşım anlayışını, yaşam kalitesini ve geleceğe bakışını değiştirecek tarihi bir adım.

Ne zaman İstanbul, Ankara ya da Kocaeli’ye gitsem raylı sistemlerle ulaşım sağlıyorum. Her seferinde de benim şehrimde neden yok diye düşünüp hem kızıyor hem üzülüyordum. Dün bir paylaşım gördüm. Büyükşehir Belediye Başkanı Yusuf Alemdar, sosyal medyasında raylı sistem ihalesinin tamamlandığını duyurmuş.

Yıllardır raylı sistemi bekleyen büyüklerimiz kadar belki daha fazlasıyla şehrim adına sevindim. Proje çizilmiş, zemin etütleri yapılmış, ihalesi tamamlanmış. Güzergâh nedir diye inceledim. Adapazarı-Serdivan (Kampüs) arasında, 18.5 kilometrelik bir güzergâh. Özellikle Kampüs’te öğrencilerin ulaşımı için nefes aldıracak, şehrin yoğun ve belki de yıllar içerisinde daha da yoğunlaşacağı bir yerden başlamak fazlasıyla mantıklı geldi. Üstelik Başkan Yusuf Alemdar rayları şehrin dört bir yanına döşemek istediğini söylemiş. Şehri tanıyan, bilen, ihtiyaçlarına çözüm üreten bir yönetim görmek açıkçası beni fazlasıyla umutlandırıyor.

Çünkü yıllardır büyüyen, gelişen ve nüfusu artan bu şehrin en önemli ihtiyaçlarından biri güçlü, hızlı ve sürdürülebilir bir toplu ulaşım sistemiydi. Dünyada da gelişmiş şehirlere baktığımızda, raylı sistemlerin temel ihtiyaç olduğunu görmek mümkün. Artan araç sayısı, yoğunlaşan trafik, zaman kaybı ve şehir içi hareketliliğin her geçen gün zorlaşması; modern ulaşım çözümlerini zorunlu hale getirmişti ama bu çözümleri pek görebilen çıkmamıştı.

Ve bugün artık beklenen değil, başlayan bir projeden söz ediyoruz… Ve elbette böylesine büyük projeler de sabır, kararlılık ve ciddi bir yönetim ister. Dediğim gibi umutluyum.

Üstelik raylı sistemin sağlayacağı katkılar yalnızca ulaşımla sınırlı kalmayacak. Trafikte geçirilen süre azalacak, vatandaş daha güvenli ve planlı seyahat edecek, çevre dostu ulaşım modeliyle karbon salınımı düşecek, şehir merkezindeki yoğunluk hafifleyecek. Aynı zamanda ekonomik canlılık artacak, güzergâh üzerindeki bölgeler değer kazanacak ve şehir daha planlı bir yapıya kavuşacak.

Bugün atılan bu adım, yıllar sonra çok daha iyi anlaşılacaktır. Belki bir çocuk okuluna raylı sistemle gidecek, bir çalışan işine daha kısa sürede varacak, bir aile trafikte vakit kaybetmeden evine ulaşacak.

Sonuç olarak; raylı sistem ihalesi, Sakarya için sadece bir proje başlangıcı değil, yeni bir dönemin ilanıdır.