Sözde barış sürecinde tarafların samimiyetini iki rakip siyasetçi üzerinden değerlendirelim.

Hem bu sürecin aktörlerinin samimiyetini hem de kim sözüne güvenilir, namuslu, dürüst ve tükürdüğünü yalamayan, kim tükürdüğünü yalayan politikacı, görelim.

Örneklerimiz her iki farklı görüşün sembol isimleri CHP’den Mansur Yavaş, AKP’den Süleyman Soylu olsun.

Malumunuz, ekonomik ve sosyal anlamda söyleyebileceği hiçbir şey kalmayan AKP ve yandaşları, geçen seçimin bütün stratejisini bölücülük ve DEM’lenme üzerine oturtmuştu.

İthamlar, iftiralar, yalanlar havada uçuşmuş dahası Kılıçdaroğlu’nun bölücülerle halay çektiği montaj videosundan bile medet umulmuştu.

Millet ittifakı PKK ile DEM’leniyordu.

Millet İttifakı kazanırsa maazallah ilk işleri bölücü başı Apo’yu serbest bırakmak olacaktı.

Hatırlarsınız, hatırlamayan da internetten bulabilir, Cumhur ittifakının yılmaz savunucusu Süleyman Soylu, canlı yayında, muhalefet için “Apo'ya özgürlük vereceğiz” diyorlar, demişti.

Program sunucusu Akif Ersoy, iftiranın fecaatinden korkarak “Kimse demiyor, kim diyor bunu” dediyse de Süleyman Soylu “Diyorlar, diyorlar, olur mu canım?” diyerek inadını sürdürüyordu.

O sıra Mansur Yavaş topa girmiş, Soylu’ya sosyal medya üzerinden “Eli kanlı teröristler cezasını çekmeden hiçbir yere çıkamaz! Çıkarırsanız da yine siz çıkarırsınız” demişti.

Dediğim gibi en büyük seçim malzemesi haline gelen PKK karşıtlığı üzerinden canhıraş seçim çalışması yürüten Soylu, dur durak bilmiyordu.

“Ellerine fırsat gelse Apo'yu dışarı çıkaracaklar. Ellerine fırsat gelse Selo'yu dışarı çıkaracaklar. Ellerine fırsat gelse Amerika'nın talimat verdiği adamları dışarı çıkaracaklar. Ellerine fırsat gelse PKK'nın, PYD'nin ellerini kollarını sallayarak bu bölgede gezmesini sağlayacaklar” diyordu.

Seçim bitti.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, 22 Ekim’deki Meclis'te grup kürsüsünden terörist başı Abdullah Öcalan ve PKK'ya silah bırakma çağrısını yaptı.

Herkes şaşkın, hiç kimse ne diyeceğini bilemiyordu.

Liderlerinin ağzından çıkan her sözü haşa ‘ayet’ hükmünde gören MHP’liler anında hizaya geçmişlerdi ancak henüz Erdoğan’dan bir tepki göremeyen AKP’liler uzun süre suskunluklarını korudular.

Haliyle kamuoyu en çok da Süleyman Soylu’nun tepkisini merak ediyordu.

Seçim dönemi konuşmalarına bakarak herkes ondan ‘bu can bu bedende olduğu müddetçe Apo serbest kalamaz’ falan demesini bekliyordu.

Seçim sürecinde, özellikle Mansur Yavaş’ı hedef alıp CHP’ye gitmesi muhtemel milliyetçi oyların önünü kesmek için yırtınan Soylu, seçim öncesi katıldığı televizyon programında ki gibi “PKK, güya meclise gelince belki silahı bırakırlarmış. İlk defa mı geliyorlar meclise… Neyin silahını bırakacaklar? 86 tane terörist kaldı, nefes alamıyorlar” diyebilecek miydi?

Mansur Yavaş'a terör örgütü PKK üzerinden yüklendiği gibi “PKK on binlerce insanın kanına girecek ondan sonra şöyle söyleyecekler, diyecekler ki silahı bırakırlarsa... Bugün Mansur Yavaş efendi de aynı şeyi söylüyor senin milliyetçiliğine yazıklar olsun. Bunlar iktidar için her şeyi yaparlar” diyebilecek miydi?

Demedi…

Her zaman ki gibi soylu davranışını sürdürdü.

Bahçeli'nin terörist başı Abdullah Öcalan'a yaptığı çağrıyı destekledi.

MHP liderinin ortaya koyduğu son çıkışın Türkiye'nin önüne konulmuş fırsat olduğunu belirtti.

Daha da önemlisi “Bu bizim hayalimizdi” ifadesini kullandı.

12 Mayıs günü terör örgütü PKK, kongresinin ardından alınan kararla kendini feshettiğini duyurunca da günün anlam ve önemini “tarihi bir gün” olarak nitelendirdi.

Şimdi kamuoyu, geçmişte aynı konu üzerinden Mansur Yavaş’a milliyetçilik dersi veren dahası “Mansur Yavaş'ın Milliyetçiliğine tüküreyim” bile diyebilen Soylu’nun, bugün nereye tüküreceğini merak ediyor, haklı olarak.

Önceki gün dediğim gibi; Bölücü terör örgütü PKK’nın sözde kendini fesih bildirgesinin üslup ve içeriğine konulacak tepki; Milliyetçiyim, Atatürkçüyüm diyen partiler için bir nevi turnusol kağıdıdır. Hepsinin rengini, cinsini, cibiliyetini, söylemlerindeki samimiyeti ortaya çıkaran bir turnusol…”

Nitekim kimin kaç okka ettiğini beyanlarından ve tavır değişikliklerinden rahatlıkla anlayabiliyoruz, bugün.