Belçikalı Türklerin " tiyatro", hele de," sinema, konser.." ilgilerini anlatmak için, çok gerilere gitmek gerek..
İlk dönemlerde, Türkiye'den gelen ve Yunanlılara ait sinemalarda oynatılan," Türk Filmlerinin zevki, güzelliği", bir başkaydı..
Sonra, "Türkiye'den sevilen sanatçıların konserleri yaşamımıza", damga vurdu..
Ardından, "kendi tiyatromuzu" oluşturduk, hatta film çekenlerimiz" bile oldu..
"Brüksel'de, Charleroi'da, Genk, Gent, Anvers bölgelerinde yaşayan vatandaşlarımızın önderliğinde, yerel tiyatro toplulukları" bile oluşturuldu..
"Günlük hayatı irdeleyen, yaşam koşullarına dikkat çeken, hasret ve gurbet bilgi içerikli, bu tiyatro eserleri, değişen dünya koşulları ile farklı bir boyut" kazandı..
"Zevkler ve renkler değişince, eski papuçlar dama" atıldı!
Kimler gelip, geçmedi ki, bu meydanlardan, sahnelerden, kimler?
Bir gazeteci, bir eğitimci olarak, bunlara tanıklık etmek, benim için, bir başka güzellik idi..
Yazdık, çizdik, resimledik, yorumladık, yıllar geçti..
Bütün bu güzellikler, gazete sayfalarında ve fotoğraflarda, kitaplarda kaldı!
TEK KİŞİLİK REJİM KARŞITI GÖSTERİ?
Uzatmayalım, dostum, yazılı basındar rakibimiz yazar Erdinç Utku, " Yusuf Bey mutlaka bekliyoruz" diye mesaj atıp, bilhassa tembihledi..
"Rejim Karşıtı Tek Kişilik Adam Gösterisi" bu!
Allah, Allah!
Rejim karşıtı ha?
Evet, öyle!
Bir mizah yazarı, "ancak, bu kadar güzel bir başlık ile toplumu ti'ye" alırdı?..
Duyurular yapıldı, afişler asıldı..
O da ne, "bu eserin sahnelenmesine karşı çıkanların tehditleri havada uçuşmaya" başladı?..
Niye mi?
Ah, o algı, kutuplaşma, yandaşlık yok mu?
Bildik söylemler ya, "asarız, keseriz, yıkarız, yakarız.." daha neler, neler?
REJİME LAF SÖYLETTİRMEYİZ?
"Rejime laf söylettirmeyiz" korosu işbaşında!..
Hemi de, Brüksel'de!..
Monarşi ülkesi Belçika'da!..
"Salata takımına", bak hele?
Aklıma şu,"soğan ekmek, yeriz, İreisi yedirmeyiz" sloganları geldi, nedense?..
Bende endişelenmedim değil?..
Sevgili Erdinç Utku, buluşmamızda, bunu ağdalı bir dille anlatınca," bu işin içinde, bir bit yeniği var ya" nedir demeden, kendimi alamadım?..
"Eyvah Zayıflıyorum" kitabının yazarı, şu bizim ODTÜ'lü Erdinç Utku, yine bir tuzak kurmuş ya?
"Hayırdır" ya?
Söz verdim, eseri izlemeye gideceğim..
Eserin sahneleneceği yer, "De Kriekelaar Kültür Merkezi ", evime çok yakın..
Hazırlanıp, evden çıktım..
Yolda, eski CHP Belçika Birliği Başkanı İsmet Yılmaz'a rastladım..
Birlikte salonun kapı numarasını bulduk..
Labirent gibi yerlerden geçip, salonun önündeki buluşma yerindeyiz..
BUTLANSIZ REJİM?
Girişte, oyunu sahneye koyacak olan Mehmet Avcu ve arkadaşları, bizi karşıladı..
Hoop oda ne, yerde iki terazi?
"Beyler, tartılmadan geçmek yok!"
Eee, emir bu ya, ilk teraziye çıktım, o da ne "1860" Rakamını göstergede gördüm..
Sonra, ikinci teraziye çıktım, o da ne," 80 Kg", geçen bir rakam..
Yüzüm ekşidi, ben de şaşırdım.
Oldum olası hassas olduğum, kilo takındım tebreşti!
Haydi," elbiseler, ayakkabı, telefon vs. ", etsin beş kilo..
Yine de, bu kilo bana çok geldi!..
Demek ki, "operasyon sonrası ilaçların tesiri", fazla olmuş..
Mutlaka, ama mutlaka," butlansız rejim" yapacağız!
Başka çare var mı?
"Butlanı'da" nereden çıkardınız, demeyiniz?
Hayatımıza girmiş bir kere, "butlansız" olur mu?
Hani derler ya, "Vehbi'nin kerrakesi şimdi belli oldu" diye?
İşte, bu teraziler, "Rejim Karşıtı Tek Kişilik Adam Gösterisi" için, daha girişte ipucu veriyordu..
Anlayana tabii!..
AH BE, ESKİ GÜNLER?
Hatırı sayılır, salonun alabileceği bir kalabalık..
Ve bir tiyatro sever, organizatör, kültür elçisi Ali Bağseven ile karşılaşıyoruz..
Oyun saati için, vakit var..
Sevgili Erdinç Utku ile biraz sohbet ve anons ile içeri giriyoruz..
Aklıma, yan sokaktaki "Rue Vandenlinden" sokağındaki salon geldi..
Brüksel'de, o yıllar başka salon yoktu ya, "düğün, nişan, konser, festival, toplantı.." derken, kapanın elinde kalıyordu bu tek salon!..
Kulakları cınlasın, "şu bizim Türk kökenli siyasiler sahneye çıktı da, çok sayıda kültür merkezimiz, toplantı yapacak alanımız" oldu!?
Peh, Peh!
Palavra, palavra!
Bir iki siyasiden salon istedik..
Hala, bize dönecekler?
"Türk kafası" işte!
Allah selamet versin!
Ama işlerine geldi mi, " aman destek, aman dayanışma" istekleri, havada uçuşur..
"Milliyetçilik, hamaset", ne derseniz, deyiniz?
Peki, hizmet?
Şu dağın ardında ya, kim gidip alacak?
OYUN BAŞLADI
Küçük ama, harika bir salondayız..
İlk defa, ön koltuğa kuruldum..
Protokol mu?
Burada yok!..
Halk ile birliktelik ne güzel!..
Oyunun aktörü Mehmet Avcu yerini çoktan almış..
Bizden çok önce, terliyor, kilo atacak ya?
Anlayacağınız, "oyunun içeriği, fazla kilolarını dert edinenler ile BİO beslenmeye kafayı takanlar, göbeğine kelepçe taktıranları, diyetcilerin peşine takılanlar, (kusura bakmayınız), şişman göbeklileri.." sana, bana, ona, buna anlayacak dilden irdeliyordu..
"Türküler, şarkılar eşliğinde, Komedyen Mehmet Avcu", bizlere hoş dakikalar yaşattı..
Neler mi oldu?
Anlatmıyorum!?..
Vakit ayırıp gelseydiniz ya?
Tebrikler Sevgili Mehmet Avcu kardeşim, Belçika'ya hoş geldiniz!
Tebrikler Erdinç Utku ve arkadaşları!..
Demek ki, "Belçika'ya taşınan tiyatronun ateşi" sönmemiş!
Sizlere, "gönlümden, sepet, sepet güller, karanfiller" gönderiyorum..
Beyler, hanımlar, gençler,"Mutlak Rejim Kararı" alınmalıdır!
Ne dersiniz?
Göbekler, bu karardan nasibine düşeni almalıdır!
Haydi kolay gelsin!
Yusuf Cinal yazıyor, 8 Haziran 2026