Sakarya Valiliği’nin Mudurnu Deresi ile ilgili yaptığı son açıklamayı okurken aklıma şu soru geldi: “Biz doğanın değerini gerçekten ne zaman anlıyoruz?” Ne yazık ki çoğu zaman, ancak kaybetmeye başladığımızda. Aylarca kirlilik görüntüleriyle içimizi burkan Mudurnu Deresi’nin yeniden berrak akmaya başlaması, aslında hem bir uyarı hem de bir umut işareti.

Bir Dere, Bir Şehrin Vicdanı

Mudurnu Deresi, sadece bir su kaynağı değil. Sakarya’nın kalbinde akan, binlerce insanın çocukluk anılarında, pikniklerinde, yürüyüşlerinde yer etmiş bir doğal miras. O suyun rengi değiştiğinde aslında bizim de vicdanımız kararır. Valiliğin denetimleriyle, yaptırımlarıyla ve toplumsal duyarlılıkla birlikte derenin yeniden canlanması, bize şunu hatırlatıyor: Doğa, sahip çıkıldığında iyileşiyor.

Sorumluluk Hepimizin

Valiliğin çağrısı yerinde: “Ortak mirasımıza sahip çıkalım.” Ama iş sadece denetimle, yaptırımla bitmiyor. Her birimizin günlük yaşamda aldığı küçük kararlar, bu tablonun rengini belirliyor. Fabrika bacasından çıkan duman, dere kenarına atılan çöp ya da musluktan boşa akan su… Bunların her biri Mudurnu Deresi’nin geleceğinde bir iz bırakıyor.

Gelecek İçin Bir Ders

Mudurnu Deresi’nin bugün yeniden berrak akması elbette sevindirici. Ancak bu sevinç, bizlere ders çıkarma sorumluluğunu da yüklüyor. Çünkü yarın yine benzer bir kirlilik gündeme gelirse, bu sefer “neden önlem almadık?” diye hayıflanacak olan yine biz olacağız.

Doğa bize şunu söylüyor: “Ben kendimi onarmaya hazırım, yeter ki sen bana zarar verme.” Bu sesi duymak, sadece yetkililerin değil, her Sakaryalının görevi.