Bugün toplum olarak en büyük yanılgılarımızdan birini yaşıyoruz.
Liderliği yüksek sesle konuşmakta, kalabalık toplamakta, sosyal medyada gündem olmakta ya da vitrin süslemekte arıyoruz.
Oysa gerçek liderlik; topluma yön verebilme sanatıdır. İnsanların alkışını değil, geleceğini düşünebilmektir. Bir makamı doldurmak değil, o makama anlam katabilmektir.
Ne yazık ki bugün ülkemizde siyasetten yerel yönetimlere, akademiden meslek kuruluşlarına kadar birçok alanda bilgi, liyakat ve üretim yerine algının, gösterişin ve kısa vadeli çıkar hesaplarının öne çıktığını görüyoruz.
İnsanlar artık yapılan işe değil, yapılan reklamın büyüklüğüne bakıyor. Hak edenin değil, görünür olanın değer gördüğü bir düzen oluşuyor.
Halbuki hakiki lider; vitrin kurmaz, sistem kurar. Şov yapmaz, çözüm üretir. İnsanları birbirine düşürmez, ortak bir hedef etrafında birleştirir.
Liderlik sadece konuşmak değildir. Gerektiğinde susup dinleyebilmektir. Gerektiğinde susup dinleyebilmektir. Gerektiğinde en önde yürümek kadar, en arkada kalan insanı da görebilmektir.
Gerçek liderlik makamdan güç almak değil, bulunduğu makama güç katabilmektir.
Bugün birçok insan bulunduğu koltuğun arkasına saklanıyor. Oysa koltuk geçicidir, bırakılan iz kalıcıdır.
Özellikle gençlerimizin önünü sürekli hızlı başarı hikayeleri kovalıyor. Emek vermeden yükselmek, üretmeden tüketmek, bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmak normalleştiriliyor.
Halbuki bir toplumun geleceğini; şatafat değil, nitelikli insanlar kurtarır. Bir ülkeyi ayağa kaldıracak olan şey; bağıran insanlar değil, düşünen ve üreten insanlardır.
Bizim yeniden dürüstlüğü, ehliyeti, sadakati ve vicdanı merkeze koyan bir anlayışa ihtiyacımız var. Çünkü liyakat kaybolursa adalet zedelenir, adalet zedelenirse toplumun devletine olan güveni sarsılır.
Ben inanıyorum ki bu milletin mayasında hala sağlam karakterler, sessiz ama çok güçlü insanlar var.
Gösterişten uzak, işini hakkıyla yapan, memleketini gerçekten seven insanlar…
Bu ülkenin umudu hala onlardır. Çünkü tarih bize şunu göstermiştir: gürültü her zaman dikkat çeker ama geleceği daima sessizce çalışan insanlar inşa eder.
Bugün gençlerimize düşen en büyük görev; alkışlananı değil, fayda üreteni görmek.
Bugün gençlerimize düşen en büyük görev; alkışlananı değil, fayda üreteni görmek. Kalabalığın peşinden gitmek yerine doğru olanın yanında durabilmektir.
Günü kurtaranlar değil; geleceği düşünenler gerçek lider olur.
Sakarya geçmişten bugüne sadece sanayisiyle değil, karakterli insanlarıyla da anılan bir şehirdi. Bu şehirde söz senetti. İnsanların yüzüne başka, arkasına başka konuşulmazdı.
Büyüklerimiz bize önce adam olmayı öğretirdi. Şimdi ise ne yazık ki gençlerin önüne farklı bir düzen koyuluyor.
Sosyal medya çağında gençlerimize sürekli ‘görünür olmanın’, ‘parlamanın’, ‘gündem olmanın’ başarı olduğu empoze ediliyor.
Oysa gerçek başarı; sadece insan olabilmektedir. Sevgilerimle…