Cuma hutbesi niyetine;
Evet, eskiden Berlin’de hakimler vardı.
Eskiden Almanya’da da Roma’da da Osmanlı’da da yargı gücü, yürütme gücünden yani saraydan bağımsızdı.
Ya da yargı kral/padişah/reis/lider ünvanlı kişilerin iki dudağı arasında ve baskısı altında değildi.
Bizden bir örnek vereyim;
Sultan Abdülhamit için Namık Kemal davası önemliydi, davayı yakından takip ediyordu.
Peki bu ilgi ve takip hakim üzerinde etkili oldu mu? Hayır…
Namık Kemal, padişahı tahttan indirmek suçuyla yargılandığı davadan beraat etti.
Yargıç Suphi Paşaya, bu kararı verirken korkup korkmadığı sorulduğunda şu cevabıyla unutulmaz bir ders verdi; “Yarın Hünkarın da benim de huzuruna çıkacağımız bir hakim vardır ki, ben yalnız ondan korkarım.”
Maalesef artık saray korkusu Allah korkusunun önüne geçti.
Maalesef ki artık gerek hükmetme makamında olanlar gerekse toplumun büyük bir kesimi Yüce Mevla’nın; “Ey iman edenler! Allah için hakkı ayakta tutun, adaletle şahitlik eden kimseler olun. Herhangi bir topluluğa duyduğunuz kin, sizi adaletsiz davranmaya itmesin. Adaletli olun; bu, takvaya daha uygundur. Allah’tan korkun. Şüphesiz Allah yaptıklarınızdan haberdardır” ayetini/emrini unuttu.
Şu yaşananlara bakar mısınız?
Muhaliflere yönelik her türlü hukuki süreç işkenceye dönüştü.
İktidara sorarsanız evet ‘bir hukuki süreç işliyor, bu süreci işleten yargı sistemini rahat bırakalım’ ama o hukuki süreç hukuki olmaktan çıktı.
Evet, bir hukuki süreç işleniyor ama bu süreçte bütün taktir hakları zanlıların aleyhine işletiliyor.
Çağırsan gelecek insanların sabahın köründe evleri basılıyor, kolluk kuvvetlerine mukavemet etmeyecek insanlar adi bir suçlu gibi sürüklenircesine araca götürülüyor. Sanki kaçacaklarmış gibi eller kelepçeli yetmiyor kollarına giren polisler tarafından adeta sürükleniyorlar.
Göz altı süreleri işkenceye dönüştürülüyor.
Kaçma ihtimali olmayan, delil karartma şansı bulunmayan insanlar ilk fırsatta cezaevine tıkılıyor.
Bu sürecin insanlık onuruyla bağdaşmadığını da zanlıların kurbanlık koyun gibi uzun bir süre ring aracının önünde bekletilmeleri ve bu fotoğrafın da bile isteye servis edilmesiydi.
Bu gördüklerimiz yani görmemizi istedikleriydi. Ya görmediklerimiz?
Dr. İpek Elif Atayman, 19 Mart'ta tutuklandı. 5 Haziran günü ailesinden ve avukatlarından habersiz Silivri'den Afyonkarahisar Kapalı Cezaevi'ne gönderildi.
Ailesi ve avukatları, Atayman'ın nerede olduğuna dair bilgiye büyük uğraşlar sonucunda ulaşabildiklerinde yaşadığı fiziki ve psikolojik süreci aktarabildi.
“Herhangi bir suçum olmadığı için adaletin tecelli edeceği inancıyla serbest kalmayı sükûnetle beklerken, Afyon'a sevk ile en somut halini alan fiziki ve psikolojik şiddet, yaşanan süreci paylaşmayı gerekli kıldı. 72 gün hücrede, ardından 5 gün koğuşta tutuldum. Sonra bir parça ekmekle, 7,5 saat bileklerim kelepçeli halde, bir metrekarelik zırhlı bir kabinin içinde Afyon'a sevk edildim. Bileklerim kelepçeden mor. Burada yerde yatıyorum. Eşyam çöp torbasında. Bu bir yargılama değil, bu açık bir cezalandırmadır…
MASAK kaydım yok, HTS kaydım yok, şüpheli mal varlığım yok. 20 aylık genel müdürlük dönemine dair tüm belgeler yargıda; tek bir yasadışı, mevzuat dışı hizmetim yok. Aksi yönde bir soru da sorulmadı. Benden istenen nedir, hangi gerekçeyle bu muameleye maruz kaldığımı anlamıyorum.
Görev yaptığım süre içinde makam aracını mütevazı bir araç ile değişerek kurum menfaatini gözettim. Genel müdürlük kartvizitimi dahi çalıştığım kuruma masraf olmasın diye kırtasiyede bastırdım. Bu mu suçum?
Sayın Adalet Bakanı, 'Tutuklular devletimize emanettir' diyordunuz; böyle mi sahip çıkılıyor? Bu fiziki ve psikolojik şiddete, bu işkenceye son verin. Tüm bu gerçeklere rağmen 'kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut deliller' var deniyorsa, tutuksuz yargılayın!"
Ama olmaz ki! Tutuklu yargılayacaksın ki yarın beraat etseler dahi burunları sürtülsün, bu ülkede muhalefet etmek neymiş herkes görsün.
Ve herkes aklını başına alsın istiyorlar.
Onlar öyle istiyor ama ben yine de size Yargıç Suphi Paşa’nın sözünü hatırlatayım;
“Yarın Hünkarın da benim de huzuruna çıkacağımız bir hakim vardır ki, ben yalnız ondan korkarım.”
Kork Allah’tan korkmayandan!
Erol Afşar
Bu içeriğe tepkiniz
Yorumlar
Park54 uygulamasına son verirsin mi?
Ankete Katıl