Bütün gün CHP İstanbul İl Başkanlığı önünde ve içinde yaşananları şaşkınlık ve utançla izledik.
Demokrasi ve hukuk bakımından tarihe geçen kara bir gündü yani…
Sebebi belli bu olayların, oyun kurucusu da figüranları da belliydi.
Daha önceleri ‘binaya gitmeme gerek yok, nereden olsa yönetirim’ diyen, ‘orası benim baba evim binaya asla polisle gitmem’ diyen, belli ki kendisine kitleyi tahrik görevi verildiği için söylediklerinin aksini yapan Gürsel Tekin’in bir de hiç utanmadan demokratik tepkisini koyan kitleye ‘bunların hiç birisi CHP’li değil’ demesi oturduğum yerden beni bile tahrik etmeye yetti.
Şimdi CHP yanlış yaptı, hukuku çiğnedi, hukuki bir kararı zorbalıkla engellemeye çalıştı diyenler var.
Onlara öncelikle şu soruları sormak lazım? Burada hukuk nerede? Ortada hukuki bir karar var mı?
CHP İstanbul İl Başkanlığı seçimlerinin aradan iki yıl geçtikten sonra, bir delegenin bana para teklif ettiler, bir diğer delegenin kardeşlerimi İBB’ye almayı teklif ettiler iddialarıyla iptal edilmesi mi hukuk?
Arzu edilen kararı çıkarmak için mahkeme mahkeme dolaşıp, nihayetinde Temel’in şeyine göre bir fetva bulması misali midir hukuk?
Neyse olayları bir kenara koyup tepkilere bakalım.
Haliyle en önemli tepki Özgür Özel’in tavrı ve açıklamalarıdır.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin kuruluşunun 102'nci yılı kutlamaları kapsamında genel merkezde düzenlenen CHP Örgüt Temsilcileri Meclisi Toplantısı vesilesiyle Ankara’daydı.
İstanbul’da bütün bunlar yaşanırken sırası mıydı diyenlere kapak niyetine cevap verdi:
Krizlerin bitmesini, milletin demokrasiye, adalete ve refaha kavuşmasını istiyoruz.
Parti programını da tam bunun için hazırlıyoruz.
Bir yanda bunları yapmaya çalışan bir Cumhuriyet Halk Partisi var. Diğer yanda milletin huzurunu bozan, ekmeğini küçülten, kutuplaştırmadan siyaset uman kötücül bir akılla karşı karşıyayız. Karşımızda yaşlanmış, yorulmuş, aciz, millete umut olamayan, köşeye sıkıştıkça tırmalayan, hırsından aklını kaybetmiş bir iktidar var.
Bu ülkeden çok şey aldılar, çok şey çaldılar. Ama bu ülkeye hiçbir şey vermediler, bundan sonra da verebilecekleri hiçbir şey kalmamıştır.
Kendi nefsinin esiri olanlar, bu milletin dostu değildir.
Türkiye’de artık Erdoğan’ın çıkarları ile milletin çıkarları birbirinden ayrışmış, birbirine karşıt hale gelmiştir. Erdoğan kendi çıkarları için her şeyi feda edebilecek durumdadır.
Yapıştığı koltuktan kalkmamak için milleti ateşe atmaya hazırdır.
İktidara demokratik tehdit olan her kişi ve her kurum ortadan kaldırılmak istenmektedir.
Bugün onlar için, iktidarlarını kaybetmek için en büyük tehdit, kendi tanımlamalarıyla yegane tehdit Cumhuriyet Halk Partisi’dir.
Türkiye’de artık ne yazık ki çok partili siyaset tehdit altındadır.
Bunun için ülkeyi kuran, birkaç kez deneyen, en sonunda başaran ve kaybettiği ilk seçimde ‘Türkiye demokrasisi kazandı’ diyen, Türkiye’ye çok partili rejimi armağan eden, kazandıran ve kaybettiği seçimle bunu kalıcılaştıran Cumhuriyet Halk Partisi’nin hedef olması da tam bu yüzdendir.
Bu yüzden biz bir mevzi olarak CHP’yi savunma peşinde değiliz. Biz bir cephe olarak demokratik siyaseti savunacağız" dedi.
Özel, 19 Mart ve sonrasında yaşanan olayları da şöyle özetledi;
"Cumhuriyet Halk Partisi’ne dolayısıyla geleceğin iktidar partisine, bir sonraki cumhurbaşkanına, cumhurbaşkanı adayımıza darbe yapmak olan bir süreç başlatılmıştır.
173 gündür Türkiye’nin geleceğine yapılan darbe devam etmektedir. Biz de o darbeye hep birlikte direnmekteyiz.”
Ve Özgür Özel’in Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yönelik mesajı da önemliydi;
“Erdoğan’a sesleniyorum; değer mi? Kendi çıkarın için milleti ateşe atıyorsun. Değer mi? Türkiye’yi geriye götürüyorsun, milleti fakirleştiriyorsun. Değer mi? Bu ülkede yıllarca iktidarda kalmış biri olarak anılmak varken, ileride ders kitaplarına darbeci olarak geçeceksin. Değer mi? Cumhurbaşkanlığı unvanı üzerindeyken, bu unvanla siyaseti tamamlamak varken cunta başkanı olmaya değer mi?
Ne yaparsanız yapın başaramayacaksınız. Enerjimizi bitiremeyeceksiniz. Çelikten irademizi bükemeyeceksiniz. Yürekli insanlarımızı korkutamayacaksınız. Yenileceksiniz. Haklılığımıza, cesaretimize, kararlılığımıza, güler yüzümüze yenileceksiniz. Anaların gözyaşlarına yenileceksiniz. Çocukların umutlarına, kahkahalarına yenileceksiniz. Gün gelecek bu yaptıklarınızın hepsinden utanacaksınız. Sizi savunan kimse kalmayacak. Ama sizin de evlatlarınızın da ailenizin de güvencesi tamamen hukuku savunan yine bu Cumhuriyet Halk Partisi olacak."