Bir toplumun nasıl çürüdüğünü anlamak istiyorsanız, neyi alkışladığına bakın. Eskiden insanlar faydalı bir iş yaptığında tanınırdı, şimdi ise ne kadar sınır tanımazsa o kadar görünür oluyor. Geçtiğimiz günlerde Sakarya’da trafiği kilitleyip arabasından inerek dans eden sözde fenomenin yaşananlardan sonra yaptığı paylaşım da tam olarak bu çürümüş düzenin özeti oldu. Ceza yemiş ama pişmanlık yok. Tam tersine, sanki başarı kazanmış gibi “bedel ödendi” diyerek olayı reklam malzemesine çevirmiş durumda. Çünkü amaç zaten buydu. İnsanları mağdur etmek, trafiği aksatmak, toplumun sinir uçlarıyla oynamak değil mesele; mesele birkaç saniyelik videoyla bütün ülkeye adını duyurabilmek. Bugün sosyal medya öyle bir yere geldi ki bazı insanlar için rezil olmak bile yeterince kârlı bir yatırım haline dönüştü.
Utanma duygusu artık neredeyse tamamen kaybolmuş durumda. Eskiden insan yaptığı saygısızlıktan dolayı mahcup olurdu. Şimdi ise kameraya bakıp gülüyor, cezayı bile “etkileşim” hesabına çeviriyor. Çünkü yeni çağın hastalığı görünür olma takıntısı. Ne söylediğinin, ne yaptığıının, kime zarar verdiğinin önemi yok. Yeter ki konuşulsun, yeter ki izlenme gelsin, yeter ki birkaç haber sitesi ismini yazsın. İşte tam bu yüzden toplumda emek verenle şov yapanın değeri birbirine karışmaya başladı. Bir öğretmen yıllarca çocuk yetiştiriyor kimsenin umurunda olmuyor, bir doktor gece gündüz çalışıyor birkaç kişi dışında fark edilmiyor ama trafiği durdurup dans eden biri bir anda manşetlere çıkıyor. Sonra da gençlere “rol model” diye sunulan tipler bunlar oluyor.
O trafikte belki hastasına yetişmeye çalışan biri vardı, belki işe geç kaldığı için patronundan azar işitecek bir emekçi vardı, belki ambulansın önünü tıkayan birkaç saniyelik bir gecikme bile hayati önem taşıyordu. Ama bazı insanlar için dünya sadece kendi telefon kamerasının etrafında dönüyor. Herkes onların videosunda arka fondaki figüran sanki. İşte asıl terbiyesizlik burada başlıyor. Toplum içinde yaşamanın en temel kuralı saygıdır. Başkasının hakkını gözetmektir. Ama bugün “ben dikkat çekeyim de gerisi önemli değil” anlayışı öyle büyüdü ki insanlar kamusal alanı bile kişisel sahnesi zannetmeye başladı.
Daha da tehlikelisi, bunun genç nesillere verdiği mesajdır. Çünkü çocuklar artık çalışarak, okuyarak, karakter sahibi olarak değil; ne kadar sıra dışı ve ne kadar taşkın olursa o kadar tanınacağını görüyor. Sistem yanlış insanları parlatıyor. Birkaç bin beğeni uğruna insanların kendini küçük düşürmesi normalleşiyor. Sonra neden saygı kalmadı, neden gençler sabırsız, neden herkes kısa yoldan şöhret peşinde diye şaşırıyoruz. Çünkü ekranlarda sürekli bunun ödüllendirildiğini görüyorlar. Ceza bile bir çeşit reklam kampanyasına dönüşmüş durumda.