Yüzyıllardır insanlar gökyüzüne, toprağa ve hayvanlara bakarak doğanın dilini anlamaya çalıştı. Teknolojinin olmadığı dönemlerde hava durumunu tahmin etmenin yolu, bir kuşun yönünden ya da bir ağacın meyvesinden geçerdi. Şimdi elimizde radarlar, uydular, yapay zekâ destekli tahmin sistemleri var ama doğanın sezgisel bilgeliği hâlâ geçerliliğini koruyor.

Eskiler boşuna dememiş: “Ağaç meyveye doyarsa, kış sert gelir.” Gerçekten de sonbaharda dallar fındıkla, cevizle, elmayla dolup taşıyorsa bu bolluk, doğanın kışa hazırlık yaptığını gösterir. Kuşlar normalden erken göç ediyorsa, arılar yuvalarını yüksek dallara kuruyorsa, bu da sert ve uzun bir kışın habercisidir. Çünkü doğa, yaklaşan zorluklara karşı kendince önlem alır.

“Eşek arısının yuvası ne kadar yüksekse, kar da o kadar yüksek olur.” Bu sözü çocukken defalarca duymuştum. O zamanlar masal gibi gelirdi ama şimdi fark ediyorum; o sözün ardında gözleme, sezgiye ve bin yıllık tecrübeye dayanan bir gerçeklik var.

Soğanın kabuğu kalınsa dondurucu bir kış, inceyse ılık bir mevsim gelir derler. Tırtılların üzerindeki pas rengi bantlar belirginsa, kar çok yağar. Elmalar kalın kabukluyse, kış erken gelir. Belki bunlar bilimsel tahmin değil ama doğanın kendi meteorolojisi... İnsan, teknolojiyi icat etmeden önce de hava tahmini yapabiliyordu, çünkü doğayı okuyordu.

Bilim bugün bu inanışların bir kısmını doğruluyor. Okyanus sıcaklıklarını etkileyen La Niña olgusu, genellikle kurak yazları ve dondurucu kışları beraberinde getiriyor. Kuşların erken göç etmesi veya ağaç yapraklarının çabuk dökülmesi, bu döngülerin doğal yansımaları olabilir. Yani halk bilgisiyle bilim zaman zaman aynı yere çıkıyor.

Belki de sorun, doğayı artık dinlemememiz. Telefonlarımızda hava durumu uygulamaları var ama kimse gökyüzüne bakmıyor. Toprağın kokusunu, rüzgârın yönünü, kuşların sessizliğini fark eden kalmadı. Oysa doğa konuşuyor, biz sadece duymuyoruz.

Bu yüzden ben, bazen eski bir çiftçinin sözüne bilim insanının tahmininden daha çok inanırım. Çünkü o çiftçi, göğe değil toprağa bakar. Ve toprağın ne söylediğini, yalnızca onu gerçekten sevenler anlar.