İktidarı uyarmış, ‘evi camdan olan, komşusunun evine taş atmasın’ anlamında bir Rus atasözünü hatırlatarak, şu diploma ve yolsuzluk konularına sarılmayın, sıkıntı yaşarsınız, demiştim.

Siz de biliyor, bilmezden geliyorsunuz ama bu her iki konuda da ‘turpun büyüğü’ sizin heybenizde diye uyarmıştım. Dinlemediler…

Şu yolsuzluk iddiaları mesela CHP’ye gollük pas vermek ‘al doksana tak’ demekti.

Nitekim başta CHP olmak üzere muhalefet ve haliyle toplum sorgulamaya başladı.

Öyle ya, belediyelere yönelik operasyonlar ‘Türkiye, hukuk devletidir. Yasalar karşısında herkes eşittir. Herkes yasaların dediğine, mahkemenin kararına uymakla yükümlüdür’ diye savunuyorsunuz da muhalefetin devraldıkları belediyelerde tespit edilen yolsuzluklarını niye örtbas ediyorsunuz, diye soranlar arttı.

Öyle ya, İstanbul’da savcılığa verilmek üzere oluşturulan 37 büyük yolsuzluk dosyasının akıbeti ne oldu? Dönemin İçişleri Bakanı Süleyman Soylu 37 dosyanın 33’üne el koymuş ‘bu yolsuzluk dosyaları bundan sonra İçişleri Bakanlığı tarafından soruşturulacak’ demişti, o gitti iş bitti mi, diye soranlar arttı.

Ankara’da İ. Melih Gökçek dönemine dair tam 97 büyük yolsuzluk dosyası hazırlanmış, ilgili mercilere sunulmuş ama henüz kapağını açan yok, ‘e hani Türkiye hukuk devletiydi, bırakın yargı işini yapsın’ diyordunuz diye sorgulayanlar arttı.

Diploma konusu da böyle, ters tepti.

Ortaya saçıldı ki İmamoğlu’na haram olan kendilerine, mesela Hulusi Akar’ın kızına ve sair AKP’lilere mubahmış!

Ve anlaşıldı ki diploma gerçekten de iktidarın ve mensuplarının yumuşak karnıymış.

Haliyle toplum, iktidar yandaşlarının diplomalarını hatta turpun büyüğünü sorgulamaya başladı.

O ara diploması iptal edilen İmamoğlu’nun ahı tuttu ki sahte diplomalar patlamaya başladı.

‘Cumhuriyet bizi cahil bıraktı’ diyen Abdülhamid'in dördüncü kuşaktan torununun bile sahta diplomalı olduğu ortaya çıktı.

Ve son olarak, önceki gün CHP lideri Özgür Özel grup toplantısında, “Şimdi belki dünya futbol tarihinin en büyük kendi kalesine golünü izleyeceksiniz. Hazır mısınız” diyerek, yine diploma konusunu gündeme getirdi.

Özgür Özel’in bir mitinginde gençler ‘diplomasız Erdoğan’ diye slogan atmışlar. Özgür Özel de iştirak etmiş. Haliyle hakaret ve tazminat davası açılmış.

Bir yanda ‘Diplomasız Erdoğan’ demenin suç teşkil ettiğini ve diyenin cezalandırılması gerektiğini savunan saray avukatları, bir yanda bunu söylemenin hakaret değil bir nevi eleştiri hakkını kullanmak, hatta durum tespiti yapmak olduğunu iddia eden şüpheli tarafın avukatları ve kürsüde iki taraf arasında hüküm vermesi beklenen hakim…

Haliyle Erdoğan’ın diploması var mı yok mu tartışması yaşanacak…

Özgür Özel’in anlatımıyla şöyle bir diyalog yaşanıyor;

Cumhurbaşkanının avukatları; Efendim bunlar, bunların müvekkili Özgür Özel, müvekkilimiz Recep Tayyip Erdoğan’ın diploması olmadığını söylüyor.

CHP Avukatları; Var mı? Varsa dosyaya sunun.

Hakim; Ne diyorsunuz?’

Cumhurbaşkanının avukatları; Diplomamız vardır. Çünkü Cumhurbaşkanı için diploma lazımdır.

Hakim; Sayın Erdoğan’ın diplomasının dosyaya sunulmasına…

Cumhurbaşkanının avukatları; Hayır. Sunmak zorunda değiliz.

Hakim; Bu diyor ki diploman yok, sen diyorsun ki var. Haydi göster.

Hakim, diplomanın dosyaya sunulmasında ısrarcı olunca Cumhurbaşkanının avukatları ‘Hakimin konuya ilişkin şahsi bir şüphe ve merakının olduğunu, dolayısıyla tarafsız olmadığını’ belirterek hakimin reddini istiyorlar.

‘Bizden diploma istiyorsa özel bir merakı vardır, tarafsız olamaz. Bizden diplomayı talep etmeyecek bir hakim gelsin’ diyorlar.

Ve Özgür Özel son noktayı koyuyor; “Sayın Erdoğan, varsa diploman o mahkemeye sunacaksın. Biz bugüne kadar Ekrem Başkan’ın diploma ile ilgili davalarına gittik. Ekrem Başkan anasının ak sütü gibi helal, alnı açık diplomayı havaya kaldırıyor. Karşısında diplomayla başvurması gereken, ama diplomasını hiç görmediğimiz birisi diplomayı mahkemeye veremiyor. Bundan sonra artık milletin vicdanında Ekrem İmamoğlu’nun diploma davası düştüğü gibi, diplomasını görmezsek Recep Tayyip Erdoğan’ın da diploma davası milletin vicdanında görülmeye başlanacaktır.”