AKP’lerin bile, örneğin Şamil Tayyar; “Hiçbir başkan döneminde Diyanet böyle yıpranmamıştı” dediği Ali Erbaş kahrından ölüyormuş!

Çeyrek asırlık iktidarlarına rağmen, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “dindar nesil” arzusunun toplumda karşılık bulmamasına çok üzülüyormuş.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “dindar nesil” hedefinin toplumda karşılık bulması için Diyanet, yıllar boyunca maddi-manevi bütün kurumsal imkânlarını seferber etmiş, bütçesiyle, hutbesiyle, eğitim faaliyetleriyle ve dinî söylem üretme kapasitesiyle bu politikaya omuz vermiş ama sonuç hüsran…

“İl temsilcilerinin verdiği raporlar var. Peygamber Efendimizin Hayatı seçmeli ders olarak ilk konulduğu sıralarda bu dersin seçilme oranı yüzde %25 yüzde %30’du. Şu anda bu oranın yüzde %5’lere yüzde %4’lere düştüğünü görüyoruz. İstediğimiz kadar seçilmiyor” diyor.

“Biz Türkiye’nin 90 bin camiinde ‘muhterem kardeşlerim, seçmeli derslerin seçilme süreci başlamıştır, lütfen çocuklarınıza Kuran’ı Kerim ve Peygamber Efendimizin Hayatı derslerini seçtirin, seçilmesine destek olun, yönlendirin’ diye hutbe hazırlatıyoruz. Türkiye genelinde yaklaşık 4 bin yakın vaizimizle bütün cemaatimizi uyarıyoruz. Onca çabaya, emeğe rağmen din dersleri tercih edilmiyor, çok üzülüyoruz tabi” diyor.

Bizim için önemli olan Ali Erbaş’ın duygularından ziyade bu durumun topluma ama özellikle iktidara verdiği mesajdır.

Ben olsam nerede hata yaptık diye düşünürüm ama onlar düşünme kabiliyetlerini yitireli ve gerçeklerden kopalı çok oldu.

Dolayısıyla bu verinin çarpıcı mesajını anlamaları çok zor.

Biz yine de uyaralım; Görüyorsunuz işte. Bırakın toplumun farklı kesimlerini, sadece AKP’li seçmenin çocukları bu dersleri tercih etmiş olsaydı bu oran yüzde 30’ların üzerine çıkardı.

Bırakın genelini, AKP’nin kemikleşmiş tabanı tercih etse, yüzde 20’leri bulurdu.

Etmemişler ki oran yüzde 4/5’lerde sürünüyor.

Ama şunu da unutmamak lazım. AKP’nin bu türlü politikalarında hedef kendi tabanı değil. Onların derdi tabanını dindar gözükerek ikna etmek, sair kesimleri ise dönüştürmek…

Çünkü kendilerinin değil, sair kesiminin ‘din eğitimine’ ihtiyacı varmış gibi davranıyorlar.

AKP’li üst düzey yöneticilerin, kendi çocuklarını kolejlerde okuturken, topluma ‘imam hatip’ dayatması boşuna değil…

Ama karşılık alamıyorlar.

Toplumu bırakıp kendilerine bir çekidüzen vermeleri, toplumdan önce kendilerini dönüştürmeleri gerekiyor.

Çünkü ‘örnek’ olma özelliklerini yitirdikleri gibi ‘kötü örnek’ olmayı tercih ettiler.

Dolayısıyla “Türkiye’de 27 milyon genç var. Topluyoruz, çarpıyoruz ulaştığımız sayı bir milyonu, bir buçuk milyonu geçmiyor. 27 milyon gencimizden Cuma namazlarına gelen sayı bir milyon civarında” diye hayıflanan Ali Erbaş’ın da önce aynaya bakması gerekiyor.

Diyanetin bu devasa bütçesine rağmen hiçbir işe yaramadığını defalarca yazdım. Çok tepki aldım.

Bunları ‘dost uyarısı’ olarak değerlendirmek yerine beni dinsizlikle suçladılar.

Hadi beni geçin, değerli ilahiyatçıların da uyarıları oldu.

Diyanet eski başkanı Ali Bardakoğlu da dahil.

Dedi ki; “Dindar nesil istiyoruz” diyen iktidar yetkilileri neredeyse her mahalleye İmam Hatip, her sokağa cami açacağına, ahlaklı dindar siyasetçiler olarak topluma örnek olsalardı, televizyonlarda Hazreti Peygamberimizin hayatını ağlak hocalara anlattırmak yerine o televizyonlara gerçekten nitelikli ahlak sahibi din adamlarını çıkartmış olsalardı…

Dini bu kadar siyasete alet etmeselerdi…

Cumhurbaşkanı Erdoğan ve iktidar siyasetçileri “Müslümanlıkla ahlak arasındaki makas giderek açılıyor, Müslümanlar dünya ahiret dengesini yitirdiler, din artık melankoli ve gözyaşı içinde sunuluyor, adalet duygusu zayıfladı, giderek güçlünün yanında olan bir din söylemi gelişti, din- siyaset, din-ticaret ilişkisine sınır getirilmeli, dini duyguları her alanda geçer ölçü yapıyoruz, dini yoruyoruz, sonunda din algısı tahrip oluyor.”

Uyarılar dikkate alınsa, şikayet ettikleri oran yüzde 4’lere düşmezdi.

İyi örnek olsalardı, özellikle gençler arasında deizme yöneliş artmazdı.

Bu tablo, Diyanet’i siyaset üstü bir kurum olarak konumlandırmayı bırakın bizzat siyase alet etmelerinin bir sonucudur.

Dolayısıyla önce bu sebebi ortadan kaldırmak lazım. Ama bunun için de önce bu iktidarın ortadan kaldırılması gerekiyor bence…

Çünkü akıllanacak gibi görünmüyorlar…