FARKINDA mısınız? Son yıllarda yaşanan olaylarda da açıkça görüldüğü gibi millet olarak adeta bir yay gibi gerilmiş durumdayız...
Olaylar karşısında tepkilerimiz patlama noktasında... Küçük bir gerilim anında, ya narayı basıyoruz ya da zuladaki beyzbol sopasına sarılarak hücuma geçiyoruz...
Havada uçan tekmeler...
Tabanca ile gözdağı vermeler...
Yol kesmeler...
Aracı üzerine kırmalar...
Çocuk kavgası yüzünden arbedeler...
Tavuğuna “kış” dedi diye olmadık kötülükler...
Fakat bir muayene istasyonunda yaşanan son olay, tüm Türkiye’nin dikkatini çekmeyi başardı... Bu olay, aslında ne denli psikopatların aramızda, sağımızda, solumuzda ve her alanda boy gösterdiğinin çok açık bir kanıtıdır...
Artık gelinen bu noktada, köklü tedbirler alınmaz, ağır cezalar ve müeyyideler uygulanmazsa; münferit polisiye tedbirlerle olayların önü alınamaz...
Çünkü bu artık basit bir cüret değil, tam anlamıyla ölüme, cana, mala ve hürriyete kastetmedir...
POLİS MELİH OKAN KESKİN
Ankara Yenimahalle’deki TÜVTÜRK Araç Muayene İstasyonu’ndan bahsediyorum. Buradaki basit bir olay yüzünden, 20-30 kişilik grubun saldırısına uğrayıp, araçla ayağı ezilen polis memuru Melih Okan Keskin’in beyin kanaması sonucu hayatını kaybetmesinden bahsediyorum.
İstasyon yetkililerinin, olaya karışanların iş akitlerini feshedildiğini açıklaması neyi değiştirecek?
İki çocuk babası polis memuru Melih Okan Keskin’i geri getirebilecek mi?
Polis memurunun bile hakkını, hukukunu alamadığı bir dünyada, sıradan vatandaşlar acaba ne yapacak?
Edinilen bilgiye göre, Ankara Batıkent Şehit Ramazan Çağlar Polis Merkezi Amirliği’nde görevli polis memuru Melih Okan Keskin, aracını Yenimahalle’deki araç muayene istasyonuna götürdü. Keskin, aracın stop lambasının yanmadığı gerekçesiyle muayeneden geçemedi. İstasyondaki yoğunlukta sırasını beklerken aracı çalıştırıp lambanın yandığını görevlilere gösteren Keskin, “Kameranın önünde yanmadı, orada yanması önemli değil. Hadi git yarın tekrar gel” denilerek geri çevrildi.
BİR KİŞİYE 20-25 KİŞİ SALDIRDI
Bunun üzerine, istasyondaki bir kadın görevli ile görüşmek isteyen polis memuru, işte canına kasteden zorbalarla orada karşılaştı. Çeşitli itişip karışmadan sonra telefon ile yardım isteyen polis memuru Melih Okan Keskin’e arkadan otomobili ile çarpan bir zat çıkıyor ortaya. Memura çarptığı yetmiyormuş gibi bir de yüzüne indiriyor yumruğu... Polis memuru aldığı sert darbe ile başı dönerken, aynı şahıs ve de orada bulunan diğer çalışanlarla birlikte epey hırpalıyorlar Keskin’i... Arkadaşları araya girecekleri yerde, adeta linç etmek için güç birliği yapıyorlar.
Aldığı darbeler sonrası kendi aracıyla bir sağlık merkezine sığınan Melih Okan Keskiner, burada beyin sarsıntısı teşhisiyle girdiği komada 3 gün dayanabiliyor.
44 yaşındaki polis hayata veda ederken, iki çocuk yetim, bir genç kadın da dul kalıyor...
LİYAKATSİZLİĞİN BEDELİ!
Şimdi, sen gelinen bu noktada, o istasyon çalışanlarının hepsini işten çıkarsan ne olacak? O çalışanları ta işe alırken liyakate, donanıma ve insan kalitesine göre sınava tabi tutsaydın, çalışma ortamındaki hiyerarşiyi, insanlara davranışlarını sıkı bir denetime tabi tutsaydın, bu üzücü olay da yaşanmayacaktı...
Can gittikten sonra ah vah etmemin bir faydası yok...
İnsanlarımız böylesine tahammülsüz... Zorlaşan hayat şartları, kanunsuz ve adaletsiz ortamlar, herkese kendi hukukunu sağlama cüretini veriyor!
Ucuz ölümler ülkesi olduk ne yazık ki!
Can güvenliğinde ve mutluluk endeksinde en gerilerde kaldık ne yazık ki...
Sen yılarca, “söz vermene rağmen”, liyakate ve eğitim kalitesine önem vermeyip, hep particilik ve dincilikle insanları yönetmeye kalkarsan, bu tip olayları daha çok görürüz...
Her kesimden, her yaştan insan cinnet getirmenin eşiğinde! Küçük bir gerilimde hemen şarteller atıyor ve herkes kendi hükmünü uyguluyor...
Toplumlarda buna, “cinnetten bir tık öncesi” denir...
Sonrası, zaten polisimizin başına gelenlerdir.
***************
ANLAMLI SÖZ
“Ne günlere kaldık ey Gazi Hünkâr... Katır mühürdar oldu, eşek defterdar...”
ZİYA PAŞA