Dinimizde en büyük günahlardan birisi yalan söylemektir.
‘Yalanla iman bir arada durmaz’ diyen bir peygamberin ümmetiyiz.
Peki, yalanla iman neden bir arada durmaz?
Çünkü, La İlahe İllallah kelime-i tevhidi, Allah’tan başka tapılacak, korkulacak, yalvarılacak, istenecek hiçbir ilah, kişi, zümre, güç yoktur anlamına gelir.
La İlahe İllallah Allah’ın verdiği canın, ancak O’nun izni ve inayeti ile çıkacağına, ömrün ve rızkın ezelden takdir edildiğine, eğilmenin/bükülmenin, takla atmanın/amuda kalkmanın, el/etek öpmenin, yalakalık yapmanın, ikiyüzlülüğün, olduğundan başka görünmenin, öyle düşünmediği halde düşünüyor gibi yapmanın yani yalan söylemenin asla ve kata insanın ömrünü ve rızkını, unvanını/makamını arttırmayacağına iman etmek demektir.
Haliyle aksi davranış iman zafiyetinin işaretidir.
Mensubu olduğun dinin emir ve yasaklarını, vatandaşı olduğun ülkenin yasa ve mevzuatlarını, aman maaşım ve itibarım ve iktidarım elden gitmesin, koltuğuma ve unvanıma zeval gelmesin korkusuyla çiğnemek ile Allah’a ortak koşmak arasında pek bir fark yoktur.
En kötüsü de kişinin, yalanına mukaddes dinimizi alet etmesidir.
Nitekim Fâtır Suresi 5. ayet ve Lokman Suresi 33. ayette geçen, "Aldatıcı, sizi Allah ile aldatmasın" ifadesi; Allah adı kullanılarak günah işlenmesine, insanların kandırılmasına karşı ilahi bir uyarıdır.
Ama dinleyen kim?
Maalesef günümüzde özellikle sağ, muhafazakar ve sözde dindar siyasiler, Allah’ın adını ve dinini kullanarak bir yandan tabanlarına şirin görünmeyi, öbür yandan rakiplerini toplum nezdinde küçük düşürmeyi gelenek haline getirdiler.
Bu gelenek çok partili hayata geçince, bizzat Demokrat Partililer tarafından başlatıldı.
Merhum Cindoruk’un itirafıyla, toplum ‘İnönü’nün asker kaçağı olduğuna bile inandırıldı.
CHP camileri kapattı, İnönü camilerin önüne jandarmalar dikti, İnönü camilere girişi yasakladı gibi yalanlarla, toplumun siyasi tavrı şekillendirildi.
Bu günümüzde de devam ediyor hem de katmerli hali ile…
Kabataş’ta başörtülü bacımın üzerine işediler, camide içki içtiler yalanları ile halk manipüle edildi.
Dini değerlerin yanı sıra milli değerler üzerine de benzeri yalanlar üretildi.
Son seçim öncesini hatırlarsınız. Muhalefet, PKK ile işbirliği yapmakla suçlandı.
Hatta bu yalanlar kurumsal hale getirildi.
Kılıçdaroğlu’nu sözde PKK baronları ile işbirliği yaparken gösteren videolar TRT ve yandaş medyada günlerce yayınlandı.
Yalan olduğu anlaşıldıysa “Ama montaj ama şu ama bu” denilerek geçiştirildi.
Yandaş Cem Küçük’ün ‘arada insan yalan söyler’ dediği gibi bunlara yalan bile mübahtı.
Yahu yalan mübah olur mu? Bunlarda ve bunlara olur. Çünkü sorsan, kendileri cihat halinde oldukları ve kutsal bir davanın peşinde koştukları için, kendilerine her türlü hile ve hurda yapma ruhsatının varlığını iddia ederler.
Bu mübarekler(!) için hırsızlık mubah, yolsuzluk mubah, yalan mubah, insanları aldatma ve kandırma mubah, adam kayırma mubah, torpil mubah…
Çünkü onlar sıradan insanlar, sıradan partiler değil; mukaddes(!) davanın neferleri ve önde gidenleri…
Bu arkadaşlara inananlara gelince, kendilerini sürekli Hucurat Suresi 6. ayet ile uyarıyorum; “Ey inananlar! Eğer yalan haber taşıyan biri size bir haber getirirse, onun doğruluğunu araştırınız. Yoksa bilmeden bir topluluğa kötülük edersiniz de sonra yaptıklarınıza pişman olursunuz” diyorum.
Ama onlar inatla hırsız fenerine dönüp dilediği tarafı aydınlatıp, istemediği tarafı karartan yandaş basına ve onların patronları siyasilere inanmayı sürdürüyorlar.
Sahi ne oldu şu İmamoğlu’nun günlerce manşetlerden ve siyasilerin gündemlerinden düşmeyen 560 milyar liralık yolsuzluk meselesi?
“560 milyar TL yolsuzluk”, “PKK’ye 100 milyon dolar aktarıldı”, “50 milyon dolarlık 3 villa, 15 milyon TL’ye satıldı” manşetleri attınız.
Ama ne savcılık tespitlerinde ne soruşturma evraklarında ne de başka resmi belgelerde bu tür iddiaların hiçbiri yok.
Demek ki tamamı, yandaş basının uydurduğu ve siyasilerin ısrarla sarıldığı, toplumda hırsızlık algısı oluşturmak için uydurulan birer yalandan ibaretmiş.
Yani, Cem Küçük’ün ‘insan arada bir söyler, ne olmuş yani’ dediği yalanlardan ibaret…