Sakarya’da bir kez daha gördük ki mesele sadece bir firmanın kapasite artışı değil; mesele, hepimizin ortak geleceği. Akyazı Dokurcun’da faaliyet gösteren Askale İçecek, mevcut üretim tesisine iki yeni su kaynağı eklemek için başvuruda bulundu. Ama SASKİ noktayı koydu: izin yok.

İlk bakışta bu, bir kurumun rutin “olumlu ya da olumsuz” görüşü gibi görünebilir. Fakat aslında çok daha derin bir tartışmayı işaret ediyor. Bugün reddedilen bu başvuru, yarın Sapanca Gölü’nün ya da başka bir yer altı kaynağının geleceğini belirleyecek.

Şirketler doğal olarak büyümek, daha fazla üretmek ister. Ama su, sınırsız bir kaynak değil. Her yeni “kapasite artırımı”, yerel halkın musluğundan daha az su akması, tarım arazilerinin daha çok kuruması demek olabilir. Kâr odaklı hesapların karşısında toplumun ortak hakkı olan suyu kim savunacak? İşte burada SASKİ’nin “hayır” demesi sadece teknik bir karar değil; aynı zamanda kamusal bir duruş.

ÇED dosyaları, proje raporları, bilirkişi görüşleri… Hepsi teknik. Ama suyun gerçek kıymetini köylünün kuruyan bahçesinde, çiftçinin artan maliyetlerinde, gölün çekilen kıyısında görebilirsiniz. Bugün “iki kaynak” diye küçümsenen şey, yarın koskoca bir havzanın ekosistemini altüst edebilir.

Bence SASKİ doğru yaptı. Çünkü kamu kurumlarının asli görevi, özel şirketlerin büyüme iştahını tatmin etmek değil; halkın yararını korumaktır. Bugünün ekonomik getirisi uğruna yarının su kaynaklarını tüketmek, çocuklarımızın boğazındaki suyu çalmaktır.

Su, bu şehrin en büyük hazinesi. Petrolümüz yok, altınımız yok ama suyumuz var. Onu da hoyratça harcamaya kalkarsak, geriye sadece pişmanlık kalır. SASKİ bu kez noktayı koydu. Umarım bu “nokta”, gelecek nesiller için konulmuş kalın ve kararlı bir çizgi olur.