Sevgili okurlar,
Bir, "29 Ekim Cumhuriyet Bayramı'nı", daha Milletce idrak ettik..
Dile kolay, "tam 103 Yıldır Cumhuriyet'in ilanını, bayram olarak" kutluyoruz..
"Cumhuriyet, özgürlüktür..
Cumhuriyet, hürriyettir.
Cumhuriyet, Bağımsızlıktır,
Cumhuriyet, eşitliktir,
Cumhuriyet, laiklikdir,
Cumhuriyet, sosyal devlet demektir,
Cumhuriyet, kadın-erkek eşitliğidir,
Cumhuriyet, hak, hukuk, adalettir,
Cumhuriyet, emektir,
Cumhuriyet, üretmektir,
Cumhuriyet, aydınlanmadır,
Cumhuriyet, birliktelik,
Cumhuriyet, dirliktir,
Cumhuriyet, kardeşliktir,
Cumhuriyet, barıştır,
Cumhuriyet, fazilettir,
Cumhuriyet, medeniyettir,
Cumhuriyet, bir yaşam biçimidir,
Cumhuriyet, bireyin egemenliğidir,
Cumhuriyet, gelecektir,
Cumhuriyet, kimsesizlerin kimsesidir.."
Öyleyse, Cumhuriyet, "egemenliğin bir kişiye, aileye veya hanedana değil; doğrudan millete ait olduğu yönetim biçimidir."
Kısaca: “Milletin, kendi kendini yönetmesidir.”
Zihinlerde kalması itibari ile daha kesin ve yalın ifadelerle "Cumhuriyet'i anlatmaya" çalışıyorum..
BAYRAĞIMIZI DALGALANDIRDIK!
"29 Ekim Cumhuriyet Bayram coşkusunu, görmenin büyük heyecanı içinde", bizde Bayrağımızı, Atatürk posterimizi, evimizin penceresinden, Brüksel sokaklara doğru sarkıttık..
Görenler, "birbirine Bayrağın hikmetini ve anlamını" sordular..
Belçika'da, "elbette Türk Bayrağı görüldüğü zaman, bir milli gün, bir evlilik töreni, ya da önemli bir gün olduğunu hatırlamayan, bilmeyen" yok..
Kaldı ki, "29 Ekim Cumhuriyet Bayramı, Belçika Devleti tarafından en üst düzeyde tebrik" edildi..
41 Yıldır Belçika'dayım..
İlk geliş yıllarından itibaren, "2010 Yılına kadar, başkent Brüksel'de gerçekleştirilen milli ve dini bayram kutlamalarına, bizzat katılarak, bu birlikteliğin, bu coşkunun, bu gururun, bu heyecanların, bu ayrıcalıkların haberlerini yaptım, fotoğraflarını çektim, görüntülerini kaydettiğim.." bilinir..
BİR KÜLTÜR ELÇİSİ?
Özellikle, "Türkiye karşıtlarına, Türk düşmanlarına karşı düzenlenen tüm faaliyetlerde, bizzat gazeteci olarak bulunduğum gibi", başkanlığını yürüttüğüm "Belçika Türk Spor ve Kültür Federasyonu" olarak, bizzat içinde oldum.
Bu süreçte, "Türkiye'den gelen Cumhurbaşkanı, Başbakan, bakan ve diğer sivil örgüt temsilcileri, spor kulüplerinin karşılanmasında da", üzerimize düşeni eksiksik yerine getirdik..
Tarih ve tanıklar sabittir..
Meraklıları, arşiv incelemeleri bekliyor..
TURNUVALAR DÜZENLEDİK
"İki şapkası olan bir Türkiye Cumhuriyeti Vatandaşı olarak", yaşadığım ülkenin şartlarını, yasalarını da dikkate alarak, "çok güzel etkinliklerde" bulunduk..
Bilhassa, "gençlerin örgütlenmesi, bir çatı altında toplanması adına", 10 Yıllık bir periyotu aşan süre ile "Atatürk Kupası", maçları organize ettik..
Futbol takımlarımızın, gençlik örgütlerimizin araç-gereç donanımlarının temini sırasında, "vatandaşlarımıza, 10 Bin adet Türk Bayrağı'nı", dağıtmayı başardık.
Kısacası, "turnuvalar, balolar, konserler düzenleyerek bayramlar" kutladık!
GÜZELLİKLER, DÜNDE KALDI?
Brüksel ve diğer kentlerde düzenlenen "Türk Günü" ve diğer etkinliklerde, "Bayrağını alıp gelenlerin coşkusu ve yarattığı tablo", görülmeye değerdi..
Üzülerek ifade edelim ki, "Türkiye'deki siyasi durum, şartlar, başta Almanya olmak üzere, diğer Avrupa ülkelerindeki insanımızı" böldü, parçaladı!
"Ötekileştirmeden, kutuplaştırmalardan,bölünmelerden payımıza düşeni aldık", desem, yalan olmaz!..
Evet, "dün yaşanılan birliktelikler, coşkular, heyecanlar çok gerilerde" kaldı!
"Siyasetin kirli yüzü", burada da insanlarımızı etkiledi. "Buralarda da demokrasi, Cumhuriyet ve Atatürk düşmanları", seslerini yükseltmeye başladı..
Nerede, o ahte-vefa duygusu!
Nerede, o sadakat!
BÜYÜK ATA'NIN İZİNDE!
Bir arkadaşım, mesaj atarak,"Belçika'da riyakar olmayan, ahte-vefa gösteren, Cumhuriyet’e sadakatın, kendilerine bırakılan mirasın değerini, kadrini bilmeyi kendilerine görev ve namus borcu bilen, ama lafla gemi yürüten, vatandaşlar neden korkuyor, neden susuyorlar" diye soruyor?
Gelin, siz cevaplayınız!
Evet, "Cumhuriyet'in sağladığı haklar ile Cumhuriyet'e, kurucu değerlerine saldıran, salyalarını akıtanlara inat, Cumhuriyet'i yaşamak ve yaşatmak için, yürüyüşe devam!..
Hem de, Atatürk'ün izinden!
Yusuf Cinal yazıyor, 31 Ekim 206
