Sevgili okurlar,
Eski bir tekerlemedir ya,” hayat bir gemi, resmime baktıkça hatırla beni” diye, “bu dünyanın geçici olduğunu”, ifade edenlerimiz çoktu..
Hatta, “bu yalan dünyanın neyini anlatayım” diye başlayarak, “ bir varmış, bir yokmuş” diyerek, “bir ömrün nasıl geçtiğini paylaşanlara”, ne dersiniz?
Kısacası, “zaman dediğimiz, bir üfle melik” olarak, telakki edilir!
Buna benzer, yaşama dair, çok özlü sözlerimiz vardır..
Ama, “her şeye rağmen, yaşamak kadar güzel”, ne ola ki?
Doğru zaman, aramaya gerek yok?
Yaşanılan zaman, en doğru zamandır..
Ve yaşamın, tekrarı da yok!..
Hayatı, dolu, dolu yaşamak, bize kalmış bir durum!
Öyleyse, yaşamak nedir?
Türk Dil Kurumu bilgilerine göre, “yaşamak, canlılığını, hayatını varlığını sürdürmek; sağ olmak; oturmak, eğleşmek; geçinmek; görüp geçirmek, başından geçmek” gibi anlamlara gelmektedir.
“Konuyu nereye getirmek istediğimi” anlamışsınızdır..
İFTAR BİRLİKTELİĞİ!
Sakarya Gazeteciler Cemiyeti, Sakarya Gazeteciler Birliği, RADET ve Adapazarı Gazeteciler Cemiyeti birlikteliğinde düzenlenen iftar programına katıldım..
Sakarya Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Sezai Matur, iftarda yaptığı selamlama konuşmasında, iki hususa değindi..
Biri “ yaşamak”, diğeri ise, “birliktelik” adına, çok önemliydi..
Matur, ülke genelinde değil, “Sakarya’da son günlerde 22 İntihar vakası olduğunu ifade ederek, intiharların özendirilmemesi için, gazeteci meslektaşlarından bir istekte” bulundu?..
İŞİNİZİ YAPIN DA?
Neydi, bu istek?
“Sevgili meslektaşlarım, işinize karışmak gibi olmasın, bir büyüğünüz ve bir meslek başkanı, bir gazete yöneticisi olarak, özellikle bu intihar olaylarını, abartılı bir şekilde vermeyelim. Çeşitli psikolojik sorunlar yanında, bazı hayat gerçekleri ile yaşamlarına son verenlerin, içinde bulunduğu durumu bilmiyoruz. İnsan hayatı çok önemli ve her şeye değer. Elbette bir haber değeri taşır, bu durumlar.. İşinizi yapın da.. Gerekmiyorsa, hiç vermeyelim derim!”
Bir gazeteci meslektaşımızın duyarlılığı, çok önemliydi..
Bugüne kadar, bu hususta, bir uyarıda bulunan, oldu mu bilmem?
Ama, bu konu çok önemli..
İLAHİ ŞOVLAR?
Devletimizin etkin ve yetkin kurumlarının yöneticileri, bu hususta neler yapıyorlar acaba?
Bu kayıtsızlığa, bir anlam veremedim!..
“Okullarımızda ilahi şovları yapılacağına, bu hassas, üstelik insan hayatını ilgilendiren konularda, minik yavrularımız bilinçlendirilse, intiharların önüne geçilse”, iyi olmaz mı?
İçinde bulunduğumuz toplumu, “bu konularda daha bilinçli kılsak”, kime, ne zararı olur..
“Bir, iki de olsa hayat kurtarmanın mutluluğunu yaşamak”, ne büyük güzelliktir..
Haydi, işbaşına!
Cumartesi yazımda ise, “din adamlarına, yetkililere bir çağrıda bulunarak, kadın cinayetleri” konusunu, irdelemiştim..
HUTBE KONUSU?
Cuma günü, Adapazarı Mithatpaşa Mahallesi Donatım Camii’nde namazı eda ettik..
Sanki, içime doğmuştu ya?
Din görevlisi hutbede, özellikle; “ alkol, kumar ve bahis bağımlılığına” dikkat çeken, bir konuşma yaptı.
Hah işte, bu dedim!
İnsanları, “sürekli korkutmanın”, âlemi nedir?
“Hayata, yaşama dair gerçekleri paylaşmak yerine, sürekli aynı konuları tekrarlamak”, bir işe yaramıyor..
Evet, bütün kötülüklerin anası alkoldür!
“Alkol bağımlılığının, ne ocakları söndürdüğünü, ne hayatlara mal olduğunu”, bilmeyen mi var?
“Uzak durmak, bu alkol bataklığına”, düşmemek gerek!
DİJİTAL TEKNOLOJİ?
Öte yandan, çağımızda,” dijital teknolojinin” esiri olanlara seslendi, din görevlisi..
Keyifle dinledik, kulağımıza küpe yaptık!
“Yediden, yetmişe insanımızı köle durumuna düşüren cep telefonları rezillikleri”, hutbede konu edindi, tek, tek bizi etkileyen hususlar sıralandı..
“Bu teknolojik aygıtın evlere, ceplere girmesi ile başlayan tehlikelere” dikkat çekildi..
“Sırf çocuklar oyalansın” diye, “minik yavruların eline, emzik yerine, bu aletleri verenler de, hutbeden paylarına düşeni” aldı..
“Sakın ha, minik yavruları zehirlemeyiniz” denildi..
“Bahis çamuruna düşenlerin durumu” örneklendi..
Demek ki, “istendiği zaman önemli bilgilendirmeler” yapıla biliniyormuş..
PARA İSTEMİ?
Tebrikler olsun da, bu güzel bilgilendirmelerin ardından, din görevlisinin, yine “ para istemi”, insanımızı rahatsız etti?
Cami, giriş katını kiraya vermiş, bir cami, bu kira geliri ile yetinemiyor mu?
“Efendim camiyi ısıtacağız, gaz hattı döşenecek” diye, para istenmesi hoş değil!..
Elbette, “dayanışma”, kültür geleneklerimizdendir..
Veren, zaten veriyor..
Bu durumu,” her Cuma, bayram ve özel günlerde alışkanlık haline getirmek” niye?
“Bu hayat pahalılığında, bu ekonomik krizde, milletimizin cebinde zaten para mı” kaldı?!
“Aslında neydi yaşamak?
Yetim bir çocuğun, gülen gözleri.”(Kürşad Kürşad)
Yusuf Cinal yazıyor, 2 Mart 2026
Aslında neydi yaşamak?
Yusuf Cinal
Bu içeriğe tepkiniz
Yorumlar
Park54 uygulamasına son verirsin mi?
Ankete Katıl