aBenjamin’in Mişon’a borcu varmış. Ödeme şansı da neredeyse hiç yok. Zaman yaklaştıkça uykuları kaçmaya başlamış. Durumu fark eden Rebeka kocasına akıl vermiş; ‘Düşün, düşün aklını oynatacaksın. Git, onu uyandır ve borcunu ödemeyeceğini söyle, bundan sonrasını o düşünsün!’
Öyle de yapmış. Çalmış aşağıdan zili, uyku sersemi telaşla balkona çıkan Mişon’a ‘Sana borcum vardır, değil mi?’ demiş. Mişon ‘he vardır’ deyince de ‘artık yoktur, çünkü ödemeyeceğim’ deyip hızla uzaklaşmış.
Bizim Merkez Bankası da öyle yaptı.
“Ey ahali! Duyduk duymadık demeyin, enflasyon ara hedefini ve yıl sonu tahminlerini değiştirdik.
Daha birkaç ay önce yani ücretli kesimin maaş artışları gündemdeyken, yüzde 18 olarak açıklanan 2026 yıl sonu enflasyon tahminini yüzde 26’ya çıkardık” dedi.
E?
E’si o kadar!
Bu açıklamanın üzerinden 1 hafta geçti, hiçbir yetkiliden, hiçbir sorumludan tık yok.
Yani Benjamin misali ‘ekonomi yürümüyor, işler iyi gitmiyor, enflasyon bir türlü kontrol altına alınamıyor, gerisini siz düşünün’ deyip ortadan kayboldular.
Oysa konuya bir izahat getirmeleri, enflasyonda etkilenen ve yasa gereği enflasyondan korunması gereken kesime bir açıklama yapmaları gerekmiyor mu?
Bir önceki maaş artışlarını hedef enflasyona göre belirlediler malumunuz. Şimdi ‘arkadaşlar kusura bakmayın, hedefi tutturamadık, sizi de mağdur ettik ama bunu telafi edeceğiz, alın size şu kadar ara zam’ demeleri gerekmiyor mu?
Yahu en azından bir özür dilemeleri gerekmiyor mu?
Gerekmiyor ki lafını bile etmiyorlar. Varsa yoksa CHP ve operasyonlar…
Hani en kötüsü geride kalmıştı, dezenflasyon süreci başlamıştı, enflasyon daha da düşecekti?
Maksat, bu söylemler üzerinden vatandaşa düşük ücret zamları yapmakmış meğer.
Hatırlarsınız, ücret artışlarının belirleneceği Aralık ayı enflasyonu çok düşük gösterilmiş, Ocak ayı enflasyonunu kat be kat artırarak açıklamışlardı.
Atı alan Üsküdar’ı geçmişti çünkü…
Bugün de o rahatlıkla kalktılar, yüzde 18 olarak açıkladığımız 2026 yıl sonu enflasyon tahminini yüzde 26’ya çıkardık dediler ve pişkin pişkin sırça köşklerine dönüp koltuklarına oturdular.
Yeniçağ Gazetesi ekonomi yazarı Selçuk Geçer’in dediği gibi; “Yok öyle “söyledim, kaçtım” emekli, memur ve vatandaşa borcunu hemen öde!”
“Bu bahsettiğiniz sadece rakam olsa neyse de siz bu rakamlarla milletin içinden geçmediniz mi?
Hedef enflasyon ayağı ile millete düşük maaş zamlarını ben mi yaptım?
Milletin alım gücünü kim düşürdü?
Fiyatlar her geçen gün biraz daha artarken, sabit gelirli vatandaş kimin yüzünden fakirleşti?
Onun için yok öyle söyleyip kaçmak.
Madem resmî olarak itiraf ettiniz, vatandaşın gelirini de artırmak zorundasınız.”
Madem Merkez Bankası olarak durumu itiraf etmek zorunda kaldınız, o zaman gereğini de yapacaksınız.
Çünkü sizin düşük ücret politikanız nedeniyle vatandaş bitmiş durumda.
Çünkü son üç yıldır milyonlarca çalışana, emekliye ve memura sizin “hedef enflasyon” saçmalığınız üzerinden zam yapıldı.
Bırakın gerçek hayat pahalılığını, gerçekleşen resmî enflasyon bile baz alınmadı.
Şimdi ise çıkıp karşımıza “Hedefi değiştiriyoruz.” diyorsunuz.
Onun için öyle “Söyledim, kaçtım.” yok!
Peki tamam, hedefi değiştirdiniz de bizim maaşlar ne olacak?
Size göre her şey sadece rakamdan ibaret olabilir ama vatandaş rakamla ekmek almıyor.
İnsanlar sizin yüzünüzden bırakın ay sonunu, ay ortasına bile getiremiyor.
Millet sizin yüzünüzden borç batağına batmış durumda.
Milyonlarca vatandaş sizin yüzünüzden icralık.
Sizin yüzünüzden artık mesele seçim değil, hayatta kalma mücadelesine döndü.
Sizin yüzünüzden; Asgari ücret açlık sınırına ezildi.
Sizin yüzünüzden; emeklinin maaşı harçlık düzeyine düştü.
Sizin yüzünüzden, bugün Türkiye’de insanlar “Hangi ürünü alayım?” yerine “Hangi üründen vazgeçeyim?” sorusunu soruyor.
Sizin yüzünüzden Üniversite kazanan gençler, şehir dışında kira ödeyemem diye okuldan vazgeçiyor.
Sizin yüzünüzden gençler evlenemiyor, evlenen gençler de çocuk yapamıyor.
İşte tüm bu olanlar da sizin yüzünüzden.
Onun için öyle “Söyledim, kaçtım” yok!