Bazı coğrafyalar vardır; insan orada sadece doğmaz, karakterini de orada inşa eder. Benim için o yer, Sapanca’nın Yanık Mahallesi’dir.

Doğup büyüdüğüm, bugün hâlâ ailemle birlikte hayatımızı sürdürdüğümüz bu güzel köy, bana göre sadece bir yerleşim yeri değil; köklerimin, kültürümün ve kimliğimin evidir.

Bu yıl 17’ncisi düzenlenecek Geleneksel Yanık Yaz Şenliği, 14-15-16 Ağustos tarihlerinde Yanık Köy Meydanı’nda yine binlerce insanı aynı çatı altında buluşturacak. Üç gün boyunca el sanatları stantlarından yöresel lezzetlere, halk oyunlarından konserlere, çocuk etkinliklerinden atölye çalışmalarına kadar birbirinden değerli organizasyonlarla köyümüz adeta yeniden nefes alacak.

Ancak bu şenliği değerli kılan yalnızca eğlence değildir.

Asıl kıymet; kültürün yeniden hatırlanması, unutulmaya yüz tutmuş geleneklerin yeniden canlanması ve insanların birbirine yeniden “komşu” olabilmesidir.

Bugün modern hayatın hızında insanlar aynı apartmanda birbirini tanımaz hale gelirken, köy meydanlarında kurulan sofralar aslında bize kaybettiğimiz en önemli değeri hatırlatıyor: birlik olmayı.

Kültür, sadece kitaplarda yazan bilgiler değildir. Kültür; dedenin torununa anlattığı hikâyedir. Annenin yaptığı yemeğin kokusudur. Düğünde oynanan oyundur. Bayram sabahı büyüklerin elini öpmektir. Kapı çalmadan eve girilebilen güven ortamıdır.

İşte bütün bunlar yaşatılabildiği sürece toplum ayakta kalır.

Ben Çerkes bir ailenin evladıyım.

Ubıh soyundan geliyoruz.

Tarih boyunca büyük acılar yaşamış, sürgünlerle yurtlarından koparılmış bir milletin torunlarıyız. 1864 Büyük Çerkes Sürgünü yalnızca insanların yer değiştirmesi değildi; dillerin, geleneklerin ve hatıraların da sınandığı büyük bir insanlık dramıydı. Buna rağmen Çerkes halkı gittiği her yerde kimliğini korumayı, saygıyı, misafirperverliği, büyüklerine hürmeti ve küçüklerine sevgiyi yaşatmayı başardı.

Bugün elimizde kalan en büyük miras da budur.

Bu yüzden kültürümüzü yaşatmaya çalışan her çaba benim için son derece kıymetlidir.

Bu noktada Çağdaş Yanık Köyü Geliştirme, Tanıtma ve Koruma Derneği’ni ayrıca tebrik etmek gerekiyor.

Köy halkını bir araya getiriyor, sosyal dayanışmayı güçlendiriyor, gençlerin köyüne sahip çıkmasını sağlıyor ve gelecek nesillere aktarılacak güçlü bir hafıza inşa ediyorlar.

Başta Dernek Başkanı Şahin Lakay olmak üzere, yönetim kurulunda görev yapan ve emeğini ortaya koyan herkesi gönülden kutluyorum.

Bir köyü ayakta tutan yalnızca yolları, evleri ya da binaları değildir, asıl güç; gönüllü insanların fedakârlığında saklıdır. Bir toplumun geleceği, çocuklarına bıraktığı miras kadar güçlüdür.

Bizler çocuklarımıza sadece mal bırakmayacağız.

Bir ahlak bırakacağız.

Bir gelenek bırakacağız.

Bir aidiyet duygusu bırakacağız.

İşte gerçek zenginlik budur.

Fakat bu güzel tabloyu anlatırken içimde ukde olan bir konuyu da dile getirmek istiyorum.

Şenlikler üç gün sürer.

Fakat geride bıraktığı birlik duygusu yıllarca yaşar.

Temennim odur ki bu organizasyon yalnızca bu yılın değil, gelecek yılların da en güçlü kültür buluşmalarından biri olsun.

Köyümüz güzelleşsin.

Kültürümüz yaşasın.

Gençlerimiz köklerini unutmasın.

Çocuklarımız dedelerinin hikâyelerini dinlemeye devam etsin.

Ve ne olursak olalım, hangi kökenden gelirsek gelelim, önce insan olmayı unutmayalım.

Çünkü insanı büyük yapan doğduğu yer değil, doğduğu yere sahip çıkabilmesidir.