Terör, yalnızca silahla değil; zihinlere sinsice sızan ideolojilerle de büyür. Bir milletin geleceğini hedef almak için her zaman kurşuna ihtiyaç yoktur. Bazen bir okul sırası, bazen bir dernek tabelası, bazen de yardım kisvesine bürünmüş bir yapı, görünenden çok daha derin hesapların taşıyıcısı olabilir.
Türkiye'nin yakın tarihinde derin yaralar açan, devlet kurumlarına sızarak anayasal düzeni hedef alan ve binlerce insanın hayatını etkileyen FETÖ, yalnızca Türkiye sınırları içinde değil, Balkan coğrafyasında da uzun yıllar boyunca farklı kanallar üzerinden varlık göstermeye çalışmıştır. Türkiye, bu yapıyı kanlı darbe girişiminin ardından bir terör örgütü olarak tanımlarken, örgütün yurt dışındaki uzantılarına karşı da diplomatik ve hukuki mücadele yürütmektedir.
Balkanlar, tarih boyunca büyük güçlerin satranç tahtası olmuştur. Dinlerin, milletlerin ve kültürlerin iç içe geçtiği bu coğrafyada oluşan her boşluk, kendisini "eğitim", "diyalog" ya da "yardım" söylemiyle pazarlayan yapılar için uygun bir zemin oluşturmuştur. FETÖ de yıllar boyunca tam olarak bu boşluklardan beslenmeye çalıştı.
Örgütün en önemli araçlarından biri eğitim kurumları oldu. Okullar, kurslar ve çeşitli sivil toplum görünümlü yapılar aracılığıyla yerel toplumlarla ilişki kurmaya çalışırken, aynı zamanda ekonomik ve sosyal ağlarını genişletmeye gayret etti. Türkiye'nin son yıllarda yürüttüğü diplomatik girişimler sonucunda bazı Balkan ülkelerinde bu kurumların önemli bir kısmı kapatıldı ya da farklı kurumlara devredildi. Ancak güvenlik uzmanlarının da sıkça dile getirdiği gibi, örgütlerin isim değiştirmesi veya farklı tüzel yapılar altında faaliyetlerini sürdürmeye çalışması ihtimali her zaman dikkatle takip edilmesi gereken bir konudur.
Kripto yapılanmaların en büyük silahı görünmez olmalarıdır. Bugün bir vakıf, yarın bir ticaret şirketi, ertesi gün farklı bir isimle açılmış kültürel bir oluşum... Amaç değişmez; yalnızca tabelalar değişir.
Balkanlar'da yaşayan Türk toplulukları ile kardeş halkların, geçmişte yaşanan acı tecrübelerden ders çıkararak her türlü radikal ve kapalı yapılanmaya karşı bilinçli olması büyük önem taşımaktadır. Şeffaflık, hukukun üstünlüğü ve demokratik denetim, bu tür örgütlenmelerin önündeki en güçlü engellerdir.
Unutulmamalıdır ki; terör yalnızca bir ülkenin meselesi değildir. Nerede kök salarsa salsın, bulunduğu toplumun huzurunu, güvenini ve geleceğini hedef alır. Balkanlar'ın ihtiyacı; gizli ajandalar değil, açık hukuk düzenidir. Çocukların zihinlerini ipotek altına alan karanlık ideolojiler değil, özgür düşünceyi ve ortak geleceği güçlendiren eğitim anlayışıdır.
Tarih bize defalarca gösterdi ki; karanlık yapılar en çok sessizlikten beslenir. Gerçekler konuşuldukça, hukuk işledikçe ve toplumlar bilinçlendikçe, maskeler düşer. Çünkü hiçbir gölge, hakikatin ışığından daha uzun ömürlü değildir.
Bir insanın en büyük serveti ne makamıdır ne de serveti; arıdır, şerefidir, namusudur ve ahlakıdır. Bunları yitirenler ise geriye yalnızca menfaatlerinin peşinden sürüklenen bir gölge bırakırlar.
Kendi çıkarlarını her değerin üzerinde tutan, hakikati eğip bükmeyi marifet sayan, dün söylediklerini bugün inkâr etmekten çekinmeyen anlayışlar; toplumların vicdanında daima mahkûm edilir. Aldatmayı yöntem, gizlenmeyi meziyet, sadakati ise yalnızca kendi hiyerarşilerine bağlılık olarak gören yapılar, hangi isim altında faaliyet gösterirse göstersin, güven duygusunu zehirler.
Balkanlar'ın tertemiz insanlarını, gençlerini ve çocuklarını kendi hesaplarının malzemesi hâline getirmeye çalışan her yapı bilmelidir ki; bu coğrafya nice işgalleri, nice ihanetleri görmüş ve hepsini tarihin karanlık sayfalarına gömmüştür. Bugün de hukuk içinde yürütülen mücadeleler ve toplumların artan farkındalığı, gizli ajandaların karşısındaki en büyük güçtür.
Maskeler bir süre yüzleri örtebilir; fakat hakikatin karşısında sonsuza kadar ayakta kalamaz. Ardan, şereften, namustan ve ahlaktan uzaklaşanlar; geçici başarılar elde ettiklerini sansalar da, geride yalnızca güvensizlik, kırılmış hayatlar ve kötü bir miras bırakırlar.
Çünkü bir medeniyet, kurnazlıkla değil; dürüstlükle yükselir. Bir millet, entrikayla değil; ahlakla ayakta kalır. Ve tarih, ihanetin değil; hakikatin tarafında duranları hatırlar.
Semih Aslanlar