GAZİ Mustafa Kemal Atatürk, Türkiye Cumhuriyeti’ni kurarken neden Batı’yı örnek aldı?

Atatürk, Batı’nın dinini değil, bilimini örnek almak istiyordu... Sofrasını değil, okullarını... Geleneklerini değil, düşünme biçimlerini araştırıyordu.

Çünkü ilerleme, medeniyet ve bilim oradaydı.

Onlar düşünüyor, çalışıyor, araştırıyor ve üretiyordu. En önemlisi, bilime önem veriyorlardı.

Osmanlı Devleti’nin son iki yüzyılında tarlalar kuruyunca insanlar yağmur duasına çıkarken, Batı’da sulama sistemleri, traktörler ve tarım makineleri icat ediliyordu.

Bizim Konya bile kadar yüzölçümü olmayan Hollanda çoktan “ekstansif” tarıma geçmiş, birçok ülkenin tarım ambarı konumuna gelmişti.

Osmanlı’da kuduz olan çocukların iyileştirilmesi için hocalara para ve mal verilirken, Avrupa’da araştırmalarla Louis Pasteur, kuduz aşısını bulup bizim çocukları da ucuz ölümlerden kurtardı. Bizde “Doktor gâvur işidir” deniyordu. Hasta çocuğa, “Cin çarpmış” deniyor, okuyup, üfletiliyordu. Bu arada ölen binlerce, on binlerce çocuğun vebali, o devirde imparatorluğu yönetenlerindir.

Onlar ise bilimin ışığında mikroskopu icap edip, hastalığına neden olan mikrobu, virüsü görüp tespit ediyor, ilacı, antibiyotiği ve hapı buluyordu.

Köylerimizde toprağa bereket gelsin diye kurbanlar kesilirken, onlar toprağı tahlil ediyor, ihtiyacı olan gübrelerle güçlendiriyordu.

BİLİME KAPILARI KAPATMIŞIZ!

Osmanlı’da “Gâvur icadı haram” deyip, reform yapmaya çalışan III. Selim’in canına kıyılırken, Avrupa’da üniversiteler açılıyor, fabrikalar kuruluyor, sanayi devrimi gerçekleştiriliyordu.

Bizde insanlarımız mum ışığında evini aydınlatırken, onlar elektriği, ampulü, radyoyu, arabayı ve telefonu buldular, yaşamayı kolaylaştırdılar.

Osmanlı’daki sağlık problemleri ve hastalıklar cinlere, kadere, nazara yüklenirken, muska yapıp dualar edilirken, onlar “Tanrı bize akıl vermiş; düşünelim, araştıralım” deyip laboratuvarlarda çözüm aramışlar.

Bizde, kız çocukları ve kadınlar eve hapsedilirken, onların kadınları doktor, mühendis ve profesör oldu, ülke kalkınmasına destek verdi.

Karnı tok sultanlar ve üst düzey yöneticiler, “Kulum” diye güttükleri aç halkı, “Sabredin, şükredin, kaderinize razı olun, isyan haramdır” gibi sözlerle susturup uyuştururken, onlar Tanrı’yı bahane eden yöneticilere, “Artık yeter” diyerek, dini siyasette alet etmelerine geçit vermiyordu.

Sanayide, ilimde 2.5 asrı ıskalamış olan Osmanlı İmparatorluğu, hâlâ onların dinleri ile uğraşıp “gavur” yakıştırması yaparken; asıl değerlerini görmezden gelirken, onlar yani Batılılar akılla, bilimle ve emekle sessizce insanlığı, insanca yaşamayı ileriye daha ileriye taşıyorlardı.

SİZ OLSAYDINIZ NE YAPARDINIZ?

Şimdi eğri oturun, doğru düşünün...

Eğer siz o dönemde eğitimli bir lider olsaydınız... Cahil bırakılmış bir halkla, cehalet içinde, fakirleşmiş, çökmüş bir devlet sistemin küllerinden bir ülke kurmak zorunda olsaydınız, cehalete düşmüş bir milleti zirveye çıkarmak isteyendiniz kimi örnek alırdınız?

Arap ülkelerini mi, Hindistan’ı mı, o dönemlerde büyük nüfusu ile yoksullukla boğuşan Çin’i mi, iç savaşta bitap düşmüş Sovyetler Birliği’ni mi, yoksa bilimin, teknolojinin, özgürlüğün merkezi olan Avrupa ülkelerini mi?

Atatürk’ün amacı Batılı olmak değildi. Kimseye “Hristiyan olun ya da Avrupalı olun” demedi... Sadece “Avrupalı gibi düşünün, yöntemlerini öğrenin, çalışın ve üretin” diye hedef gösterdi.

O yüzden okullar kurdu, gençleri yurt dışına gönderdi. Kadınları da eğitimin içine aldı. Fabrikalar açtı, bilimi getirdi ve samimiyetle inanarak, ”Türk Milleti uyanırsa, daha iyisini yapar” dedi.

Ama hâlâ aramızda yaşayan bazı softalar ve dini siyasete alet eden “dinci” takımı, kadim Türk Milleti’ne getirilen bilimin, okulların, fabrikaların, doktorların, mühendislerin ve düşünme özgürlüğünün küçük bir simgesi olan şapkaya takıldı...

Oysa o şapka sadece bir kumaş parçasıydı. Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün asıl hedefi Türk Milleti’ni her alanda zirveye çıkarmaktı. İstediği değişim, kafanın üstündeki şapkada değil, kafanın içindeydi...

Şimdi gelinen bu noktada, Cumhuriyet döneminin birçok fabrikaları, projeleri ve inkılapları akamete uğratılmış, kıymetli madenleri peşkeş çekilmiş, etrafında yeni yeni devletler türemiş bir coğrafyaya hapsolmuşuz... Barış diye eli kanlı terör örgütüne sarılmış, demokrasi, hukuk ve insan hakları askıya almış ve ne yazık ki, bir asır önceki gibi Avrupa’dan medet umar hale gelmişiz...

“Avrupa bizi kıskanıyor?” öyle mi?

Ne yazık ki, Türk Milleti’ni 100 yıl önce Avrupa’nın da ilerisine taşıyan Atatürk bir daha gelmeyecek!

**************************

ANLAMLI SÖZ

“Gençler! Cumhuriyeti biz kurduk... Onu yüceltecek ve yükseltecek sizlersiniz... Muhtaç olduğunuz kudret, damarlarınızdaki asil kanda mevcuttur...”

GAZİ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK