Sevgili okurlar,
Bir önceki yazımda,” bizim mahalleden” söz ettim..
Yani,” 24 Temmuz Basın Bayramı ve Gazeteciler Günü” ile ilgili “bilgilendirmelerde bulunarak, ülkemizde ve hatta yerel manada kentimizde gazetecilik olgusu ile ilgili görüş ve düşüncelerimi” kısmen de olsa paylaştım..
Yazımı okuyan dostlarımdan biri telefon ederek,” Hocam, bu ülkede hiçbir zaman özgür bir basın olmadı” diyerek, durumu özetledi..
İşte geldik, gidiyoruz!
Kim öle, kim kala?
“Kim kala” diyorum ya, aslında mesele,” bu kubbede kalan bir hoş seda” değil midir?
Yoksa,” Basın Bayramı ve Gazeteciler Günü” dolayısıyla “toplanalım, yiyelim, içelim, sonra da evli evine, köylü köyüne dönsün ve herkes bildiğini okusun”, öyle mi?
Elbette değil!
-Ülkede yasalar var, kişi hak ve özgürlükleri anayasal teminat altındadır..
-Basın etik kuralları var..
-Bu toplumun bir geleneği, kültürü, örfü ve adetleri var..
Dolayısıyla, “kimse kişi hak ve özgürlükleri dışına çıkıp, durduk yerden birini karalayamaz, itibarsızlaştıramaz, ona, buna tetikçilik yapamaz, yalan haber ile toplumu yanıltamaz, kin ve nefret tohumları ekemez” diye biliriz!
Peki, öyle mi oluyor?
ÖYLE OLMUYOR?
Kimse, kimseyi kandırmasın, öyle olmuyor?
Yaşanılanlar, yaşadıklarımız ve gerçekler ortada!
İşte, ülkenin tepesinde yaşanılanları, işte, kentimiz de yaşanılanları hepimiz biliyoruz..
Haydi, ülkemizi ve kentimizi geçtim, Brüksel’den bir örnek vereyim..
Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin, üç büyükelçi bulundurduğu tek ülke Belçika’dır..
“Kraliyet nezdinde, NATO nezdinde ve AB nezdinde olmak üzere”, Belçika’da üç büyükelçimiz görev yapar..
“Bu büyükelçi atamaları, son yıllarda iyice siyasal çizgide yapılmaya” başlandı..
“Siyasi iktidar”, elbette gereğini yapacak..
“Siyasi iktidarı seçip, görevlendiren”, bu aziz ve yüce milletimiz değil midir?
Öyleyse, “bu görevlendirmede siyasi iktidar, kendi siyasi çizgisinde atamalar”, yapmayacak, yapamayacak mı?
Elbette yapacak?
YENİ TÜRKİYE İMAJI?
Ama ülkelerin geleneğinde bir “devlet anlayışı, duruşu” vardır!
Öteden beri bildiğimiz,” büyükelçilerin devleti temsili yeti” temayülüdür..
“Yeni Türkiye”, ya da “devlet adına, siyaset adına, tüm bildiklerinizi unutun derseniz”, o başka?
Kaldı ki, “Yeni Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi” içinde, “siyasi irade, istediğini yapar derseniz”, o da bir başka husustur!
Uzatmayalım, “bu yeni sistem ile birlikte, siyasi irade, başta Brüksel olmak üzere dış temsilciliklere, büyükelçiler, başkonsoloslar atamayı” sürdürüyor..
Şimdi, “bu büyükelçilerin devleti mi, siyasi iradeyi mi temsili konusunda” ne düşünüyorsunuz?
Bakınız, bu yeni bir durum değil!
Uzun zamandır, bu yönde atamalar yapılıyor..
TEMAYÜLLER ALT-ÜST?
“Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin, tarih içindeki tüm temayülleri alt-üst” oldu!
Yani, bir kenara ötelendi..
Bu atamalar bağlamında, “hemşerimiz, eski milletvekili Şaban Dişli ile diğer alaylıların büyükelçi atandığını”, bu manada paylaşalım!
Demem o ki, örnek çok!
Demek ki, “milli iradenin tecellisi olan siyasi irade, her şeyi yapar anlayışı, bugün hâkim unsur olarak” uygulamada!
Bir nevi, “yeniçerilere ulufe dağıtımı” gibi bir şey bu!
Ne denir?
MESLEK TUTKUSU!
1985 Yılından bu yana Brüksel’de gazetecilik mesleği içinde, “başta Tercüman, Hürriyet gibi gazetelere muhabirlik yaptım”, Brüksel gibi bir başkentte,” Gurbet, Hasret, Çark Eurepo, Beltürk, YeniHaber, Belgotürk, BelHaber, BrükselTürk” gibi gazeteleri hazırladım..
Halen, sanal ortamda,” BelHaber, BrükselTürk” gazetelerimiz yayında ve “Bizim Sakarya Gazetesi” ailesi içinde, “yorum analizler ve haberler” yapıyorum..
Yaşımız ise kemale ermiş, ama meslek tutkusu yok mu?
YAZIYI KALDIRINIZ?
Bir gün Brüksel Büyükelçilik Sekreteri telefon ile aradı,” Yusuf Bey, gazetenizde Büyükelçilik ile ilgili yazınızın kaldırılması, Büyükelçi D.U tarafından talep ediliyor” diye uyarıda bulundu.
“ Yazıda ne var, bir vatandaş, Türkiye Cumhuriyeti Brüksel Büyükelçiliği ile eleştirilerde bulunuyor. Büyükelçiyi hedef alan, karalayan, itibarsızlaştıran, rencide eden, hakaret içeren, basın etik kuralları dışında bir durum yok dememize rağmen, yazının bir iki paragrafını” çıkarttık..
Yazı halen gazete de yayımlanıyor..
Neyse, “Devletimizi ve milletimizi temsil ettiğini düşündüğümüz Büyükelçi, bizi, büyükelçilik akredisyon listesinden” çıkarttı..
Canı sağ olsun!
KÜSME HAKKIMIZ YOK?
“Büyükelçiye, Devletimize, siyasi iradeye küsecek halimiz mi” var?
“Mesleği mi” bırakalım?
“Vatandaşımızı bilgilendirmeyi, haberdar etmeyi mi” keselim?
“Ne devlete, ne büyükelçilik makamına küstük, mesleğimizi yapmaya” devam ediyoruz..
“Bu, insanımıza, ülkemize, özgürlüğümüze, hürriyetimize, vatanımıza, bayrağımıza, kültür ve geleneklerimize olduğu kadar, mesleğimize atanmış” bir ömür!
Unutmayınız ki, “herkes ektiğini biçer!”
Bunlar da gelir, geçer ama,” bu sansür anlayışı”, ilelebet devam eder!
Kaldı ki, “12 Eylül Darbesi sonrası, baskı kalıplarımızı, Sakarya Tümen Komutanlığına gidip, gösterip”, onaylatıyorduk..
DAVET!
Bu da bir başka durum, elbette!
5 Ağustos 2026 Çarşamba günü, saat 11.00’de Sakarya’nın duayen gazetecilerinden merhum Hüseyin Komite ustamızı anacağız..
“Sakarya Gazeteciler Cemiyeti’ndeki bu anma programına”, sizleri de bekleriz..
“Berzah alemine gönderdiğimiz meslektaşlarımıza, Yüce Mevla’mdan rahmet, hayatta olanlara ise sağlıklar” dileriz!..
Yusuf Cinal yazıyor, 1 Ağustos 2026
Kimse, kimseyi kandırmasın?
Yusuf Cinal
Bu içeriğe tepkiniz
Yorumlar
Park54 uygulamasına son verirsin mi?
Ankete Katıl