Kılıçdaroğlu, sağlığında nasıl bir muamele göreceğinin, tarihe nasıl geçeceğinin, göçüp gittiğinde nasıl anılacağının, kubbede nasıl bir seda bırakacağının tercihini yaptı. Bir nevi kendi ayaklarına sıktı diyebilirim.
Böyle durumlarda insanoğlu için, evde ailesinin yüzüne nasıl bakacağı, sokakta insan içine nasıl çıkacağı her şeyden önemlidir.
Nitekim en az kendisi kadar ihtiraslı olduğunu düşündüğüm eşini bilmem ama oğlu bile restini çekti. Bir insanın çocuklarına bırakacağı miras böyle olmamalıydı.
Sokakta nasıl bir muamele ile karşılaştığını, henüz sokağa çıkmadığı için bilmiyoruz ama sosyal medyaya bakınca toplumun önemli bir kesiminin yüzüne tükürmek için fırsat kolladığını anlamak mümkün.
Özellikle CHP’liler hiç de haksız sayılmazlar.
Çünkü, mevzu CHP ise, bu seviyede birinin, böyle bir ihaneti affedilmez.
Yahu bu parti seni milletvekili yapmış. Grup başkan vekili yapmış, yetmemiş genel başkan yapmış, hatta kalkmış cumhurbaşkanı bile yapmaya kalkmış, daha ne istiyorsun be muhteris adam?
Becerememişsin. 13 kere seçim kaybetmişsin. Hayal kırıklığı yaratmışsın. Seçmenin başını öne eğmişsin. Bütün bunlara karşılık bir öz eleştiri yapıp çekilmek varken, seçimle devrilmeyi tercih etmişsin, şimdi de yenilgiyi hazmedemiyor, hala ihtiraslarının peşinde koşuyorsun, yazık!
Ve sen en ağır yenilgilerinde bile halkın ve delegenin tercihlerine saygı gösteren CHP’ye hiç ama hiç yakışmıyorsun.
Özgür Özel söyledi, güzel de söyledi. Lütfen altını çizerek okuyun;
“3 yıl önce bu kara düzeni değiştirmek için hep birlikte yola çıktık.
3 yıl önceki seçimde Tayyip Bey, o seçimde kendisi açısından böyle bir risk görmediği için, istediği gibi bir seçime gitmeyi başardığı için partinin başına bunlar gelmiyordu.
Çok kazanmamız gereken bir seçimi; üzerinde çok konuşmamız gereken hatalarımızla, kusurlarımızla, şimdi baktığımızda başka türlü yorumlayabileceğimiz işlerle kaybettik ve kahrolduk.
Bu salonda o seçimin ertesi sabahı dışından ya da içinden ağlamayan, gırtlağından ekmek, peynir, zeytin geçebilen, günlerce kendine gelebilen yani kaybetmeyi, bir kez daha kaybetmeyi hazmedebilen kimse olduğuna inanmıyorum bu salonda.
İşte bu anlayış, "Bir daha kaybetmemeliyiz" diyen anlayış, "Yeter artık" diyen anlayış.
"CHP değişirse Türkiye değişir, önce CHP'yi değiştireceğiz sonra yönetimi değiştireceğiz, Gazi'nin partisini bir daha iktidara getireceğiz" diyen anlayış bu ülkede genciyle, kadınıyla, her yaştan tecrübeli ama 10. Yıl Marşı'nda söylendiği gibi her yaştan genciyle hep beraber bir değişime inandılar ve gerçekleştirdiler.
Cumhuriyet Halk Partililerin kazananıyla, kaybedeniyle o seçimde boynunda yeni bir şeref madalyası vardı.
Aynı ülkeyi kuran, Gazi'nin yanında duran, Garp Cephesi Komutanı olan, ülkenin ikinci cumhurbaşkanı olan İnönü'nün 14 Mayıs 1950 günü seçimleri Demokrat Parti'ye kaybettiğinde "Herhalde bunlara vermeyeceksin paşam" diyenlere karşı yaverine not yazıp Demokrat Parti'ye yollayan ve "Paşa devir teslime hazırdır, sizi tebrik etmektedir" diyen İsmet Paşa'nın madalyası var madalyası, demokrasi madalyası.
O gün Demokrat Parti, Türkiye Cumhuriyeti'nde seçimle iktidara, yarışla iktidara gelen, iktidarı seçimle değiştiren ilk parti unvanını ve madalyasını alırken; seçimi kaybettiğinde sonuçlarına saygı gösteren ve demokrasinin gerçekten geldiğini tescilleyen madalya da İsmet Paşa'nındı.
Bizim kurultayımızda da ilk kez Türkiye'de bir siyasi parti genel başkanı ikili yarışla değişti.
Bendeki madalya ne kadar büyükse, o gün o seçimde genel başkanlık görevini bırakanın da o görevi bırakabilseydi, bırakmayı bilseydi madalyası daha büyük olacaktı.”
Evet, Kılıçdaroğlu bu sözleri de kastedilen tenekeden madalyayı da sonuna kadar hak etti.
Son sözü İsmail Saymaz’a bırakayım;
“Kılıçdaroğlu, son seçimde birinci olmuş partiyi teslim alıyor. CHP, üç anketten ikisinde AK Parti’nin önünde. Erdoğan’ın tabanı eriyor. Cumhur İttifakı’nın toplam oyu yüzde 40’ı aşamıyor. Girilecek ilk seçimi, muhalefetin adayı kazanacak, herkes görüyor.
Türkiye’nin tam da AK Parti’den ‘arınacağı’ anda, küt, butlan kararı çıkıyor.
CHP, bir ‘devlet operasyonu’ ile Özel’den alınarak, Kılıçdaroğlu’na teslim ediliyor.
Bay Kemal de ilk açıklamasında haramdan ve arınmaktan dem vuruyor.
Arınma iddiasını önceleyen Kılıçdaroğlu CHP’si siyasi iktidarı değiştirme hedefinden vazgeçmiş, en azından askıya almış görünüyor. AK Parti ile mücadeleyi öteleyip Özel ile mücadele ediyorlar.”