Çok zor gelir ne olacağını bilmediğimiz zamanlar için önceden karar vermek. Başımıza ne gelecek, verdiğimiz karar bizi ne kadar mutlu edecek gibi sorular hep bir muammadır.
Belki de en çok böyle zamanlarda hasrettir dudaklar dualara. Ne karar verirseniz verin “hayırlısı” kelimesini ekleyerek ettiyseniz duanızı, pişman olmazsınız muhtemelen.
Çünkü “hayırlısı” yüce bir güç tarafından seçilip size sunulmuş diye düşünüyorsunuzdur. Asla bilemezsiniz farklı bir karar verseydiniz, neler hissedecek ve ne fırsatlar ile karşılaşabilecek olduğunuzu.
Yine de rahattır içiniz. Çünkü sorumluluk sizden çıkmıştırçoktan. Yüce bir güç size o kararı “nasip” etmiştir. Tam tevekkül gösterebilen kişilerin içi çok rahattır belirsiz durumlarda.
Aldıkları karar büyük bir hataya dahi sürüklese “vardır bir hayır” deyip geçebilirler, her şeye rağmen. Ve her şeye rağmen huzurlu kalabilirler. Sanırım.
Aldığı bir karardan kişinin kendini hiç sorumlu tutmaması ne büyük rahatlık. İnançlı olmanın kişiye verdiği huzurların en başında, kontrolün tamamıyla yaratıcının elinde olduğunun verdiği rahatlık geliyordur herhalde.
Elbette ki “hayırlısı, nasip, tevekkül…” amma ve lakin her şeyin sorumluluğunu yaratıcıya atmak pek doğru gelmiyor bana. Hatta Arap ülkelerinin geri kalmışlığının en önemli sebebinin her şeyi koşulsuz şartsız “nasip” kelimesinin arkasına saklamalarına bağlıyorum.
Yanlış anlamak ve saldırmak için hazır bekleyenleri saldırıya geçmeden önce şu küçük hikâyeciği okumaya davet ediyorum.
Günlerden bir gün garip bir denizci, denizin ortasında mahsur kalmış. Ellerini açıp Allah’a dua ederek yardım istemiş. Derken bir gemi denizciyi fark edip yardım etmek isteyince, denizci teklifi reddetmiş.
Yardım etmek isteyen herkesi de “bana Allah yardım edecek, sizden yardım istemiyorum” diyerek geri çevirmiş. Sonra bir gemi, bir gemi daha derken gelen giden kesilmiş.
Denizci ise hala Allah’tan yardım isteyen dualar ediyormuş. Birden bir ses yankılanmış “ o gemileri sana ben göndermedim mi?”
Çoğu zaman Allah en hayırlısını nasip eder diyerek elini kolunu çekenlere ders olsun bu hikâyecik. Önünüzde seçim yapmanız gereken zamanlarda siz yine de “hayırlısı” diyerek duanızı edin.
Fakat vazgeçmeyin kararınızı sorgulamaktan, enine boyuna düşünüp taşınmaktan. Karar vermek çok zordur bilirim. Hele ki dönüşü olmayan zamanlarda.
Ne yapalım işte, önümüzdeki koca ömür de aldığımız kararların bize getireceği fırsatlar ve tehlikelerden oluşuyor.
Kim bilir hayat böylesine belirsiz olmasaydı, uyandığımızda “bu gün bize ne getirecek” diye düşünmeden yaşasaydık, yaşamanın bir anlamı olmazdı belki de. Hmm siz zaten öyle demeyenlerden misiniz?
O halde deyin. Her an için ”böylesi hayırlıymış” deyip oturacağınıza, bu gün Allah bana nasıl bir gemi gönderecek diyerek etrafınıza bakının.
Ayağınıza kadar gelen gemileri elinizin tersiyle geri tepmeyin.
Karar Vermek
Merve Yazıcı
Bu içeriğe tepkiniz
Yorumlar
Park54 uygulamasına son verirsin mi?
Ankete Katıl