3 Temmuz 2020’de Sakarya Hendek’teki havai fişek fabrikasında meydana gelen devasa patlama, sadece kenti değil, tüm Türkiye’nin vicdanını derinden sarstı. Bugün o kara günün üzerinden tam 6 yıl geçti. Geride bıraktığı acı tablo ise hiç değişmedi: 7 canımızı kaybettik, 127 insanımız yaralandı.
Mahkeme süreçlerinde ortaya çıkan bilirkişi raporları, facianın göz göre göre geldiğini net bir şekilde ortaya koydu. Fabrikada "Çin Mahallesi" olarak adlandırılan bölgede, hiçbir yasal izin ve ruhsat olmaksızın tonlarca barut üretilmiş ve kaçak binalarda depolanmıştı. İşçilerin hayatı, kâr hırsına ve sipariş yetiştirme telaşına feda edilmişti.
Hukuki süreç ise tam bir yılan hikayesine döndü. Yerel mahkemenin fabrika sahiplerine "bilinçli taksirle" verdiği hapis cezalarını, Yargıtay "olası kastla öldürme" suçundan ceza verilmesi gerektiği gerekçesiyle bozdu. Ancak Sakarya 1. Ağır Ceza Mahkemesi kendi kararında direnerek, tutuklu fabrika sahibini 15 milyon lira kefalet ve ev hapsiyle tahliye etti. Üstelik bu acıdan 6 gün sonra, patlayıcıların imhası sırasında yaşanan ikinci patlamada şehit olan 3 askerimizin acısı da hâlâ yüreklerimizde taze.
Hendek’te yaşananlar bize bir kez daha gösterdi ki; iş güvenliği tedbirleri birer lüks değil, insan hayatının ta kendisidir. Kâr marjlarını insan canının önüne koyan zihniyet, arkasında sadece feryat eden aileler bırakıyor. Hayatını kaybeden işçilerimizi ve şehit askerlerimizi rahmetle anarken, adaletin tam anlamıyla tecelli etmesini bekliyoruz. Unutmadık, unutturmayacağız.