YENİ yılın ilk günlerinde, hayat pahalılığı kendini hissettirirken, bu ülkenin emeklisine reva görülen artış, daha şimdiden “eridi” dense, yeridir. Ülkemizde 16 milyonun üzerinde memur ve işçi emeklisi var... Ve bu insanlar, SGK’nın farklı zamanlardaki farklı uygulamaları nedeniyle büyük mağduriyet yaşıyorlar.

SGK, farklı zamanlarda farklı uygulamalar yapmış... Kimisini süper, kimisini genç yaşta emekli etmiş, kimisini % 40 ile kimisini ise % 70’lik bir oranla... Durum böyle olunca da bir bakıyorsunuz 3600 gün ile yaştan emekli olan bir vatandaş, en az 25 yıl çalışmış ve 7-8 bin gün prim ödemiş birinden daha fazla aylık alabiliyor...

İntibak denen düzenleme kimisine yaradı, kimisine yaramadı.

Şartlar böylesine haksızlıklar içeriyorken, yeni yılda yapılan zamlar, sistemdeki bu garabeti gidermek yerine, aradaki makas farkını daha da açmış durumda. Bunun için memur emeklisi de, işçi emeklisi de bir hak arama yarışına başladı...

Kültürümüzde sıkça kullanılan bir söz var;

“Ele verir talkını, kendi yutar salkımı...”

Talkın; bir düşünceyi aşılamak anlamında kullanılıyor... Başkalarına verdiği öğütleri, kendisi uygulamayan kişilere ya da kurumlara karşı kullanılır...

NALINCI KESERİ GİBİLER

Milleti yönetenler, emeklinin ağzına “bir parmak bal” çalarken, sıra kendilerine geldiği zaman Millet Meclisi’ndeki ellerin hemen tamamı kalkıyor havaya... Ve böylece bugün milletin vekilinin aylığı 350-400 binlere ulaşırken, milletin kendisi ağır enflasyon altında inim inim inliyor reva görülen ise 20 bin lira ile...

Kolaysa, o zaman 20 bin lira ile siz geçinin de görelim!

Vatandaş 100 liraya bir çorbayı zor içerken, siz aynı para ile Meclis Lokantası’nda ızgaraları, biftekleri midenize indiriyorsunuz.

Ne yazık ki, tam anlamıyla bir “nalıncı keseri” anlayışı hâkim Ankara’da;

“Hep bana, hep bana...”

Pekiyi yöneten ile yönetilen arasındaki makas böylesine açılırsa, bu ülkeye nasıl adalet gelecek?

ATATÜRK’ÜN ÜCRET POLİTİKASI

Türkiye Büyük Millet Meclisi kurulduğu zaman, sanırım 250 civarında bir mebus sayısı vardı. Ve bu mebuslar, kendini toparlamaya çalışan bu fakir ülkeden ilk aylıklarını alacaklardı... Bu amaçla İsmet İnönü başkanlığındaki bir heyet Cumhurbaşkanı Gazi Mustafa Kemal’in karşısına çıkar...

Amaçları, mebusların aylıklarının belirlenmesidir... Atatürk, heyete şöyle bir talimat verir;

“Öğretmen aylıklarının üzerinde olmasın da, oralarda bir yerde belirleyin...”

Gazi’nin, bir eğitimciye ne kadar önem verdiğinin ve bir öğretmeni ücret skalasında nereye oturttuğunun bir göstergesidir...

Şimdilerde çalışan bir öğretmen ortalama 50-70 bin arasında bir aylık alırken, bir milletvekili aylığı 350 bin civarında... Ve 600 vekilin yaklaşık %70’i hem emekli aylığı hem de vekil aylığı alıyor... Bu da yaklaşık 450-500 bin civarında ediyor...

Aradaki fark nedense son çeyrek asırda hep milletvekili lehine açılmaya başladı. Bunun yanında bir de farklı kurumların yönetimlerinde bulunup ikinci, üçüncü ve hatta dördüncü aylığını alan vekiller de var...

Ülkedeki gelir paylaşımındaki kısaca manzara bu... Bu manzara, bu haksız ve orantısız kazanç hiçbir zaman ülkeye iç barışı getirmez, bilesiniz!

**************************

ANLAMLI DÖRTLÜK

“Ölümsüz sandın zahir âlemi ey kör!

Öyleyse git de bir kabristanı gör!

Cihan çift kapılı kervansaraydır, öyle farz et;

Girdin mi bu kapıdan, sonrakine devam et...”

FERÎDÜDDİN AKTÂR-ESRARNAME