Bütün bunlar bir başka ülkede yaşansa, ilk duyduğunuzda gülmekten kırılırsınız.
Fıkra niyetine eşe dosta anlatırsınız.
İlk üçü Yılmaz Özdil arşivinden; Trabzon’da sahte öğretmen yakalandı, ataması yapılmayan 700 bin öğretmen varken, bu arkadaşın 19 yıldır öğretmenlik yaptığı, 2005 yılında başbakanlık tarafından “yılın öğretmeni” seçildiği ortaya çıktı.
“Tayyip Erdoğan'a yeterince teşekkür edilmediği için depremler oluyor” diyen arkadaş, Türkiye Uzay Ajansı'na başkan müşaviri yapıldı.
Asrın liderimizin sarayından sadece bir ay içinde 298 koli oyuncak çalındığı ortaya çıktı, oyuncak soygununun beş yıldır devam ettiği belirlendi. Böylece… İstanbul belediyesinde terörist arayan arkadaşların, saraydaki hırsızlardan haberlerinin olmadığı anlaşıldı.
Başkalarına haliyle komik ama bize trajikomik bir örnek de Murat Ağırel’den; Bir hakim, mahkemenin adli emanetinden uyuşturucu alıp, mahkemenin başsavcı vekili ve başka bir mahkemenin başkanıyla adliyede alem yapıp cinsel ilişkiye giriyor. Olayla ilgili işlem yapması gereken başsavcı da uyuşturucu baronu çıkıyor.
Evet, evet, Adana'da, uyuşturucu çetesinin lideri Savcı, kuryeleri polis çıktı!
Yine Murat Ağırel haberi; İstanbul Gaziosmanpaşa Adliyesi’nde uyuşturucu ve silah! C Blok hizmet binasında çay ocağını işleten firmanın çalışanı C.D. nin bulunduğu alanda yapılan aramada: 1 adet ruhsatsız tabanca, fişek, uyuşturucu emdirilmiş peçete ve uyuşturucu hap ele geçirildi. Şüpheli gözaltına alındı.
Adliye yahu! Hani sizin içeriye girerken didik didik arandığınız adliye…
İşletmeci biraz efkarlı görünen hakime uyuşturucu hap teklif edecek kadar kafayı yemiş veya çok cesur…
Bir Asuman Aranca haberi; 50 binden fazla vatandaşın hayatını kaybettiği 6 Şubat depremlerini fırsat bilen dolandırıcılar, aralarında ünlü iş insanlarının da bulunduğu vatandaşları “bölgenin yeniden inşası için yapılacak olan deprem konutları ihalelerini verecekleri, hazine arazilerini tahsis edecekleri” vaadiyle kandırarak milyonlarca liralık vurgun yaptı. Vatandaştan para koparmak için hazırladıkları sahte ihale evrakını Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın 13.,14. ve 15. katlarında bulunan toplantı salonlarında imzalatan dolandırıcılar, bakanlık binasına girmek için sahte personel kartları düzenledi. Genel müdür, daire başkanı gibi sıfatlar kullanan dolandırıcıların, inandırıcı olması için Bakanlığın resmi hesabına dahi para yatırttıkları anlaşıldı.
Mağdurlardan biri ise, “çakarlı araçla alınarak, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ndeki danışman odalarının bulunduğu koridordan geçirildiğini ve bir odaya götürüldüğünü, burada kendisine evrak imzalattırıldığını” anlattı. Savcılık, çuval çuval paraların taşındığı olayla ilgili 15 şüpheli hakkında “resmî belgede sahtecilik” ve “dolandırıcılık” suçlarından dava açtı.
Barış Terkoğlu yazdı; Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2022/13270 numaralı iddianamesi. Sanıklar, veri hırsızlığı ve verileri değiştirmekle suçlanıyor. Olay 2021’de ihbar üzerine fark edilip soruşturma başlatılmış. Hayır devlet fark etmemiş. M.A.G. isminde biri CİMER’e yazmış.
Sanıklar 16-18 yaş arası,bir tanesi 20 bir diğeri 22 yaşında.
Suçtan zarar gören kurumlar; İçişleri Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı, YÖK, ÖSYM, Türkiye Sigortalar Birliği.
Sağlık Bakanlığı’na ait Halk Sağlığı Yönetim Sistemi’ne erişim sağlayıp talepte bulunan kişileri Covid 19 hastalığına yakalanmış veya bu kişiler ile temaslı göstermişler.
Sağlık raporu ve e-reçete üzerinden ilaç reçetesi vb. düzenlemişler.
Milli Eğitim Bakanlığı e-Okul sistemine erişim sağlayarak not bilgisi değiştirme vb. işlemler yapabilmişler. Pol-Net sistemine giriş yaparak GBT sorgulayabilmişler,
Bazı sigorta şirketlerine erişim sağlayarak sigorta ve kasko poliçeleri düzenlemişler.
Araç plaka sorgu işlemi yapabilmişler.
İçişleri Bakanlığı nüfus işlemlerine erişim sağlayarak kişileri ölü olarak gösterip sistem kayıtlarını kapatabilmişler.
Adres değişikliği veya aile kütüğü sorgu işlemleri vb. yapabilmişler.
CİMER sistemine erişim sağlayarak başvuruları ve bilgileri takip edebilmişler.
YÖK ve üniversite sistemlerine erişerek kişilere ait kişisel bilgi, fotoğraf, telefon ve adres gibi verilere erişim sağlamışlar.
Belediye sistemlerine erişim sağlayarak evlendirme işlemi yapabilmişler.
İsim-soyisimden TC numarası, GSM numarası, araç bilgisi, tapu bilgisi, işyeri bilgisi gibi bütün kişisel verilere erişebilmişler.
Demek ki bu e-devlet ve diploma skandalı yeni değil.
Demek ki, yıllardır vatan, millet edebiyatı yapanlar milyonlarca vatandaşın mahrem bilgilerini korumamış.
Bu verilerin uluslararası piyasaya düşmesine, elbette yabancı istihbarat örgütlerinin eline geçmesine sessiz kalınmış.
Haliyle işi bir adım ileri götüren dolandırıcılar, ikinci aşamaya geçip artık verilere müdahale etmeye, sahte diploma ya da sahte vatandaşlık üretmeye başlamış.Yani Barış’ın dediği gibi; “Verileri korumakla görevli BTK’nin başkanının adına bile e-imza çıkarılması ise bu rezaletin artık nanik yapan hali.”