ÜLKEMİZDE son yaşanan “fon” ve “bahis” skandalları gösterdi ki, adalet mekanizması sadece güçlülere ve ülkeyi yönetenlere karşı işlemiyor.
Yok, eğer muhalif görüşlü isen ve gelecekte ülke yönetiminde büyük ümit vadediyorsan; senin yolun bir şekilde kesiliyor.
İşte, muhalefet partilerinin başına gelenler ortada... İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay da, yine bu güçlülerin iktidarı marifetiyle AK Parti yönetiminin eline geçti... Tıpkı Üsküdar’da ve diğer belediyelerde olduğu gibi...
NE DEDİYSE TERSİNİ YAPTI!
Kİ bu Cemil Tugay, daha önce yapmış olduğu çeşitli mülakatlarda, kendisine yapılan baskılar ve tehditler sonrası çıktığı ekranda mealen şöyle konuşmuştu;
“Bir belediye başkanı hangi partinin oyları ile seçiliyorsa, sonuna kadar o partide kalmalı. Eğer başka bir partiye geçiyorsa, ya siyaseti bırakmalı ya da partiden ayrılmalı... Benim, AKP’ye geçme gibi kesinlikle böyle bir düşüncem olamaz. Bunu, kendi parti tabanıma anlatamam, onların vermiş olduğu oyları başka bir partiye satamam... Bu kadar kesin konuşuyorum...”
BİR ÖYLE, BİR BÖYLE!
BİRKAÇ gün önce AKP rozeti takan aynı Cemil Tugay, katılım töreninde şöyle konuştu:
“Ülkeyi çeyrek asırdır yöneten AK Parti, gerçekten kimsesizlerin kimsesi olmuştur. Bu partiye geçmekten şeref duyuyorum. Artık İzmir’deki belediyecilik hizmetlerimizi artırarak burada devam ettireceğim...”
Buyurun, buradan yakın...
Ne yazık ki, ülkemizdeki siyaset anlayışı ve siyaset etiği bu seviyede yürüyor... Dün “kara” dediğinize, bugün “ak” deseniz bile, bu 180 derece dönüşler kimseyi rahatsız etmiyor...
Ve siz 87 milyonluk bir ülkede “tükürdüğünü yalayan” bir konuma düşüyorsunuz...
İZMİR İLE KUCAKLAŞ BAKALIM!
ŞİMDİ İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı, kendisini başkan seçen o halkın arasında rahat rahat yürüsün bakalım... Hangi yüzle, hangi tavırla bunu yapacak, yine eskiden olduğu gibi çarşı-pazarı dolaşacaksınız?
Ve en geç 2 yıl sonra seçimler tazelendiğinde, seni o koltuğu oturtan İzmir halkından nasıl oy isteyeceksiniz? Hele seni o koltuğa oturtan İzmir halkı ile bir kucaklaş da görelim...
YANAR-DÖNER SİYASET!
GEÇİNİZ efendim geçiniz... Her zaman olduğu gibi “Atı alan Üsküdar geçer” anlayışı kendine Türk siyasetinde yol buluyor. İnsanımız, ne yazık ki balık hafızalı; oylarını bir başka partiye tevli eden siyasetçinin yaptıklarını hemencecik unutuyor. Ve Türkiye’de siyaset böyle işliyor...
Güçlü isen, mühür sende ise, adalet sana hiç uğramıyor; Türk adaleti doğrudan değil, güçlüden yana işliyor ne yazık ki!
HİÇ ÖYLE OLMASAYDI...
İŞTE, “fon” skandalında 4-5 ayda köşeyi dönen ve bir koyarak servetini 10 katına çıkaran Fatma Betül Sayan Kaya ve eşi gibi... Bu ülkede bakanlık, genel başkan yardımcılığı ve milletvekilliği yapmış olan Fatma Betül ve eşi, yaptıklarını inkâr etmedikleri halde, ellerini kollarını sallaya sallaya “davet edilen” adli makama gidiyor ve yine aynı eda ile kendi pembe dünyalarına çekiliyor...
Muhalif belediye başkanları ve çalışanları ise bir gece yarısı baskın yapılarak apar-topar evinden alınıyor.
GÜÇLÜLERİN HUKUKU BÖYLE!
TÜRKİYE’DE eğer adalet olsaydı, herkese aynı şekilde işlerdi... Bugün Cemil Tugay, AK Parti’ye geçerek hapsi boylamaktan kurtuldu. Ve “dokunulmazlık zırhına” büründü. Fakat partisinde ısrarla kalan ve Cumhurbaşkanı adayı olduğunu her konuşmasında vurgulayan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, bir yılı aşkın bir süredir ceza evinde çile çekmeye devam ediyor...
Yani muhalefet unsurlarına uygulanan “düşman hukuku” hükümet yandaşı siyasetçilere, politikacılara ve basın mensuplarına işlemiyor...
Bunun aksini iddia eden, çıksın ortaya...
****************
ANLAMLI TESPİT
“Bir toplumun çöküş belirtileri genelde şöyledir; 1-Dayanışmanın yok olması, 2-Üretimin zayıflaması, 3-Tüketim çılgınlığı, 4-Vergilerin artması, 5-Liyakatin unutulması, 6-Adaletsizliğinyaygınlaşması, 7-Umutların kırılması, 8-Göçün hızlanması, 9-İblisane bir gurur ve kibir, 10-Gösteriş, riyakarlık ve yalakalığın çoğalması. 11-Bir de, her şey normalmiş gibi, bunları görmezden gelen ve kabullenen bir topluluğun doğması...”
İBNİ HALDUN