TÜRKİYE, 102 yıllık Cumhuriyet tarihinde, daha önce görülmemiş bir gerilim yaşıyor. Cumhuriyet, özgürlük ve demokrasi arayışı, üniversite gençleri ile Devletin güvenlik güçlerini karşı karşıya getiriliyor.

Saraçhane mitingleri ve Türkiye’nin dört bir tarafında yaşanan şiddet olayları gösteriyor ki, vatandaşların yürüyüş ve gösteri hakkı gasp edilince, ülke gençliği korkmuyor ve sinmiyor; daha bir heyecan ve tutku ile iniyor meydanlara…

Havanın soğuk olmasına rağmen sıkılan tazyikli sular, biber gazları, hışımla inen cop ve tekmeler; yetmedi kask darbeleri ile yerlerde sürünen bu ülkenin öz gençleri zaman zaman büyük dramlar yaşıyor!

Koltuk hırsına bürünmüş bazı siyasiler, yaşanan bu manzaralarda “itidal” tavsiye edeceğine daha tehditkâr konuşuyor ve bu ülkenin gençlerine gözdağı vermeye kalkıyor…

Hani Cumhuriyet gençlerin omuzunda yükselecekti?

Hani Cumhuriyet emin ellerde idi?

Hani, “Öğretmenler, yeni nesil sizin eseriniz olacak” söylemleri?

Bu günlerde ne öğrenci ne öğretmen ne de onların anne ve babalarını kimse önemsemiyor. Anayasamızın tanıdığı sağlıklı ve özgür yaşam hakkı bile ellerinden alınan vatandaşlar gözaltına alınıyor, tutuklanıyor, karakollarda ve cezaevlerinde hak etmedikleri muamelelere maruz kalıyor…

İŞİN ALTINDA BAŞKA İŞ VAR!

Ülkeyi 23 yıldır yöneten, daha doğrusu yönetmeye çalışan iktidar, ellerindeki tüm argümanları kullanmasına rağmen olumsuz gidişatı durduramayınca, işi belden aşağıya vurmaya başladı.

En ufak bir eleştiride çıldırıyor, gazetecileri ve fikir adamlarını hapse attırıyor… Ve bunu da yargı sopasıyla yapıyor.

Şu anda ceza evlerinde iki partinin genel başkanı ve onlarca belediye başkanı ve yöneticisi bulunuyor…

Ve bunların arasında bir dünya kenti olan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu da bulunuyor…

Yabancı haber kaynakları “Türkiye’de neler oluyor?” diye manşetler atıyor.

Genç neslin sevgilisi Ekrem İmamoğlu başarılı bir hayat hikâyesi yazıp ve Cumhurbaşkanı adayı olarak gücüne güç katıyordu. Her görüşten ve her partiden vatandaşın sevgilisi olmuştu.

Yapılan kamuoyu yoklamalarında her daim önce çıkıyor, geleceğin Cumhurbaşkanı olarak lanse ediliyordu.

Sen tut, tüm dünyanın gözü önünde önce diplomasını iptal et, sonra çeşitli bahanelerde başkanı tutukla ve hapse at…

Nedense adaletin kılıcı sadece muhalif partilerin belediye başkanlarına işliyor…

Hani insanın sorası geliyor; Türkiye’deki irili ufaklı 1401 belediyeden neden hep muhalif belediyelere kayyum atanıyor, neden onlar gözetim altında?

YAVAŞ’IN FERYADINI DUYAN YOK!

Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, başkentin olduğu gibi tüm Türkiye’nin takdir ettiği bir başkan… Şehirdeki öğrencilere, emeklilere, yaşam sıkıntısı çekenlere kol-kanat geren Mansur Başkan, geçenlerde bir duruma daha dikkat çekti. Şöyle diyordu Mansur Yavaş;

“Biz Melih Gökçek için 100 civarında rüşvet dosyasını Cumhuriyet Başsavcılığına teslim ettik. Lakin hiçbirini işleme koymadılar!”

AKP’nin kurucularından ve Meclis Başkanlığı yapmış olan Bülent Arınç’ın, “Ankara’yı yedin yedin bitiremedin!” diye suçlamasına rağmen, Melih Gökçek’e, hala kimse dokunamıyor, yıllar geçmesine rağmen rüşvet dosyaları halâ halının altında ve gün yüzüne çıkmayı bekliyor!

800 milyon dolarlık çöp olmuş Dinozor Park’ın hesabını kim soracak?

Görüldüğü gibi Türk adaleti sadece muhalif belediyelere, muhalif fikir adamlarına ve gazetecilere işliyor.

Durum bu kadar sarih ve açık iken ve bu kadar değer kaybına rağmen koltuğu boşaltmak istemeyen hükümet erkânı, çareyi şiddette arıyor… Ne acıdır ki bunu da herkesin polisi olması gereken emniyet güçleri ile yapıyor. İktidar, Türk Gençliği ile Türk Polisini karşı karşıya getirerek çok tehlikeli bir oyun sergiliyor!

Ankara’daki beyefendiler sözüm size; bu yolun sonu çıkmaz! Bu karanlık tünel, Türkiye’yi aydınlığa çıkarmaz…

***************

ANLAMLI SÖZ

Özgürlük düşlerde değil, kendi kendimize yükselttiğimiz duvarların ardındadır…”

G.BERKELEY

***************