TÜRKİYE, Eskişehir’den Ankara’ya kadar gelip, başkentin ayazında 17 gün mücadele veren Doruk Madencilik’in hak arayan işçilerini konuştu... Kimisi 3 ay kimisi 6 ay, kimisi de bir yıl aylık alamamış maden işçilerinin direnişi tüm Türkiye’yi dert paydaşı yaptı...

Bu da işçi haklarının, emeğin ve dayanışmanın ne kadar önemli olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi... Öyle ya... Peygamberimiz “İşçinin alın teri kurumadan hakkını veriniz” diye talimat verdi samimi Müslümanlara.

Peki o zaman, Müslümanlığı kimseye bırakmayan Ak Parti yönetimi, neden aylarca sessiz kaldı bu haksızlığa? Bunca işçi yollara düşerken, Ankara’nın ürpertici gece ayazında yerlere uzanırken neden seyirci kalındı?

SENDİKALAR NEREDEYDİ?

EMEĞİN karşılığını alamayan Doruk Madenciliğin madencileri günlerdir Ankara’da mücadele verirken Türkiye’nin en büyük işçi sendikaları, DİSK, Türk-İş, Maden-İş, Hak-İş ve diğerleri nerede idi?

Neden Başkent’e gelip de o madencilerin yanlarında durmadınız? Hiç olmazsa, aç ve susuz bu mücadeleyi verirken, bir yandan da, polisin sert müdahalesine maruz kalan madencilerin yanında durur, gerçek bir emek yanlısı olduğunuzu belli ederdiniz...

Olay, çözüme kavuşmasından birkaç gün önce Türk-İş Genel Başkanı Ergün Atalay çıktı ve “Bizim bu mücadeleden haberimiz yoktu. Mutlaka işçi kardeşlerimizin yanında olurduk” diye demeç verdi.

Peki ya DİSK Başkanı Arzu Çerkezoğlu ve diğerleri ne yaptı?

Biz, sadece madencilerin yanında uzun bir süre direnç gösteren Türkiye İşçi Partisi Genel Başkanı Erkan Baş’ı gördük... Diğer parti temsilcileri nerede idi?

BAKAN ÇİFTÇİ NEYİ BEKLEDİ?

MADENCİLERİN direnişi artık Türkiye sınırlarını aşınca, İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi devreye girdi ve Doruk Madencilik’in bağlı olduğu Yıldızlar Holding’in sahibi Sebahattin Yıldız’dan geçmişteki tüm borçların en kısa sürede ödeneceği sözünü aldı.

Burada da Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, uzun süre sessiz kalarak, olayın kendi yetki alanı dışındaymış gibi davrandı. Madencilerin mücadelesini sonlandıran ve Eskişehir’e dönmelerine vesile olan İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi’nin bu kadar sözü geçiyordu da, neden Ankara’da tam 17 gün bu drama sessiz kaldı?

“RUHSAZ VERMEM” SÖZÜ DE YALAN ÇIKTI

MADEN işçilerini aylarca mağdur eden Yıldızlar Holding meğerse Devletimizden defalarca teşvik almış... Hükümet yetkilileri ise bu teşvikleri verirken, her defasında “Madencilerin alacaklarını ödemeniz şartıyla” diye şerh koymuş ödenen paraya...

Öğreniyoruz ki, 1 milyar lira, 500 milyon lira gibi paralar Yıldızlar Holding’in kasasına giriyor bu arada. Bu olayın çözülmesinde devreye giren Bakan Mustafa Çiftçi şöyle bir konuşma yapıyor madencileri ikna ederken;

“Maaş ödemeyen, işçisini mağdur eden böyle şirketlere bundan sonra teşvik de yok ruhsat yok!”

Fakat aynı gün, Enerji Bakanlığı’na bağlı Taşınmaz Komisyonu, işçileri mağdur eden Yıldızlar Holding’in sahibi Selahattin Yıldızlar’a ait olan maden projesine ruhsat ve destek veriyor.

BAKANLARIN SÖZÜ ÇELİŞİYOR!

YANİ Bakan Çiftçi, “Böyle şirketlere bir daha ruhsat vermem” diye demeç verdiği aynı günde yine aynı şirkete bir başka maden sahasında arama ruhsatı verilmiş.

Bakanlardan biri “Yok” diyor, bir diğeri aynı gün daha sözün yazısı kurumadan hem ruhsat hem de teşvik veriyor...

Söyleyin bakalım, biz kime inanacağız?

Emeğin hakkını teslim etmek için illa da Ankara’daki gibi yarı çıplak soyunmak, emniyetin sert müdahalesine ve biber gazına mı maruz kalmak mı gerekiyor?

Devletten bolca teşvik ve ruhsat alanlar... Yeşil alanlara, ormanlara, su kaynaklarına kıyanlar... Sizler... Evet sizler... Dilinizden düşürmediğiniz Peygamberimiz, “Alın teri kurumadan karşılığını veriniz” diye öğüt veriyor...

Sarı Baretlerin zaferini kutluyorum. Ancak, onları aylarca aç ve susuz bırakan vicdansızlara da şu soruyu soruyorum:

“Sahi siz hangi dindensiniz?”

................

NOT: Madencilerimiz, alın teri ve emek adına çok anlamlı bir mücadele sergilediler. Tüm emekçilerin 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’nü tebrik ediyorum.

******************

ANLAMLI SÖZ

“Ekmek herkese yetecekti aslında. Taraya karga dadandı, ambara fare, fırına hırsız, memlekete harami. Geldikleri gibi gitmediler... Kimi itini bıraktı, kimi bitini...”

NEYZEN TEYFİK