Kimisi meraktan soruyor, kimisi temenni babından yani canı öyle istediği için; AKP içinde bir çatışma mı var?
Evet, var. Her zaman da vardı.
Lakin güçlü ve dirayetli ‘lider’ her türlü tartışma ve çatışmaya anında el koyuyor, bunların çoğu kamuoyuna bile yansımıyordu.
Şimdi pek öyle değil, her türlü kavga dışarıya yansıyor.
Sadece çıkar kavgası değil yaşananlar, fikri ayrılıklar da var elbet.
Nitekim son yaşananlar, muhalefete yönelik son hamleler, ekonomideki tatsızlık vesaire bazılarının canını sıkıyor.
Topuklayan Efe’nin ve beraberindekilerin transferi bile parti içi tartışma yarattı.
Bir kısmı bu transferlerin partileri için moral kaynağı olduğunu iddia ederken bir diğer kısım bunun yanlış olduğunu dillendiriyor.
Haklılar da çünkü bu transferlerin muhalefete karşı moral üstünlüğü sağlaması mümkün değil. Aksine ortaya saçılan görüntü şu; CHP safralarını temizlerken AKP’nin bunlara sahip çıkması pek etik değil.
Bir de iktidarın yargıya müdahalesinin alenen sırıttığı bir durum yaşanmış oldu.
Özgür Özel’in ‘ya içeri atıl ya partime katıl’ baskısı hatta şantajı yapıldığı iddiası neredeyse sübut buldu.
Artık içeriden ya da dışarıdan kime sorsanız Ekrem İmamoğlu ile başlayan ve CHP’li birçok büyük belediyeyi kapsayan operasyonların bir tür yargı darbesi olduğuna yönelik şüphesi kalmadı.
İktidar ve ittifak ortağı Bahçeli’nin bu operasyonlara yönelik ‘bir an önce bitsin’ çıkışının sebebi de bu olsa gerek. Bahçeli iktidara zarar verdiğini görüyor ama AKP üst düzey yönetimine anlatamıyor.
Evet, bu dava böyle gitmez ve süreç iktidara zarar verir, veriyor da…
Büyük ölçüde savcının pazarlık ile elde ettiği ifadelere dayanan bir dava ki aradan bunca zaman geçti ortada iddianame bile yok. İtiraf/iftiradan başka bir delil de yok.
Yahu çok ama çok büyük bir suç örgütünü çökerttiğinizi iddia ediyorsunuz ama o çetenin ya da örgütün lideri, etkin pişmanlıktan istifa ediyor ve salınıyorsa, aklı başında herkes sizin derdiniz örgüt çökertmek mi yoksa o sözde örgütün elemanlarından birkaçının canını yakmak mı diye sormaz mı?
Nitekim bütün bu suçlamaya konu olan yolsuzlukları gerçekleştiren “suç örgütünün lideri” diye tarif edilen müteahhit sokakta, “suç örgütünün üyeleri” sayılan belediyeciler hapiste!
Haliyle toplum, Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı’nın da benzer bir operasyona dahil edilip, hapse girmemek için istifa ettiğine inanıyor.
Ve haliyle CHP’nin, bu soruşturmaların hukuki değil siyasi olduğu iddiasını destekleyecek deliller ortalığa saçılıyor.
Bir de bu kadının partiye alınıp rozet takılması, dahası bunun abartılması her aklı başında iktidar partisi mensubu ve seçmenini rahatsız eder, etmeli de…
Empatiyi severim, sık sık kendimi başkalarının yerine koyar meselelere farklı pencereden bakmayı denerim. Yine empati yapıyor mesele şu Hayati Yazıcı’nın “İktidar adına güç kullanan şerefsizler” cümlesini kimlerin destekleyip desteklemediğini merak ediyorum.
Demek ki böyle şerefsizler var, bu artık teyitli…
Dolayısıyla kendimi AKP’lilerin yerine koyuyor ve Yazıcı’nın “Kim iktidar adına güç kullanıyorsa, adaleti etkilemeye çalışıyorsa alçaktır, şerefsizdir. AK Parti buna müsaade etmez. Asıl olan ahlak ve adalettir” cümlesini destekliyorum ve alkışlıyorum.
Elbette ki bu sözler AKP içinde pek çok kişiyi rahatsız etmiştir. Hatta kendimce rahatsız olanların ve olması gerekenlerin listesini yapınca, Hayati Yazıcı’yı bu cesaretinden dolayı tebrik etme ihtiyacı duyuyorum.
Tabii ki bütün bunlar sürpriz değil. AKP’nin yargıya bakışını kurulduğu günden beri biliyorum.
Size de hatırlatayım;
Gazeteciler Abdullah Gül’e sormuştu; İktidara gelirseniz dokunulmazlıkları kaldıracak mısınız?
Abdullah Gül’ün cevabı bugün yaşananlara ve yaşanacak olanlara ışık tutuyordu.
Dedi ki; “Seçimden birinci parti olarak çıkmak bizi tam olarak iktidar yapmayacak. Yargı bürokrasisinde hakimiyetimiz olmayacak.
Bu durumda yargı eliyle siyaseti dizayn etmek isteyen güçler, partimiz ve milletvekillerimizi yargı yoluyla etkisizleştirmek için yargı bürokrasisini kullanacaklardır. Bu yüzden de yargı bürokrasisinde de iktidarımızı oluşturuncaya kadar dokunulmazlıklar kaldırılamaz.”
Başka söze gerek var mı?