Deprem…

   Güzel şehrimizin en büyük kabusu..

   1999’dan bugüne aradan 25 yıl geçti!..

    Aradan geçen zaman dilimi; yeni bir depremin kapıda olduğuna işaret ediyor.

   Öyle ya; 30-32 yıl arayla bu şehir depremle yıkılıyor.

   “Hazırlıklarımız var mı?” diye soracak olursak, “Hayır kesinlikle yok” demek durumundayız.

   25 yıl sonra dillendirilen, ancak henüz ciddi bir adımın dahi atılmadığı “kentsel dönüşümü” konuşup duruyoruz o kadar…

   Bizim yazacaklarımız da, uzmanların uyarıları da para etmiyor. Daha doğrusu iyi niyetten, temenniden öteye varmıyor.

   Fakat bu işin vebali çok büyük olduğunu hatırlatmak gibi bir görevimiz var.

   Bu şehirde önemli sayıda deprem görmüş, hasarlı ve çok katlı binalar var.

   Ve ne acıdır ki; bu binaların tamamı kullanılıyor.

   Geçen günlerde yürek hoplatan bir rakam telaffuz edildi.

   Olası bir depremde 100 bini aşkın insanın ölebileceğinden bahsedildi!..

   Fakat buna rağmen, çok cesur ve korkusuz bir şekilde bu binalarda oturmaya, o binaların altında işyerlerini işletmeye devam ediyoruz…

   Çok cesuruz.

   Çok da korkusuzuz…

   17 Ağustos 1999 tarihi daha dün gibi hafızalarımızda tazeliğini koruyor.

   O tarihte yaşanan çaresizliği, korkuyu, dehşeti ne çabuk da unuttuk!..

   Oysa; o gün malın, mülkün paranın hiçbir işe yaramadığına şahit olmuştuk.

   O gün “Allah’ım canımızı bağışla” diye dualar ettik.

   Fakat; bugün 17 Ağustos depremi hiç olmamış gibi devasa yapıların içinde inatla ve ısrarla yaşamaya devam ediyoruz…

   Tamam.

   Mal canın yongasıdır da; bu kadar da değil yani…

   Mecburiyet dahilinde olsa bile; çok katlı, hasarlı binalarda oturanların amasız, fakatsız önlerine gelen “dönüşüm” fırsatını değerlendirmeleri gerekir diyorum.

   Aksi taktirde; “mal canın yongasıdır” diyerek o malın altında yok olup gitmek işten bile değil!..

-----

 ‘Hızır 54 Afet Mutfağı’ kurulamaz mı?..

  

   Deprem konusunu çok ama çok önemsiyorum.

   Bu nedenledir ki; deprem sonrası içinde kayda değer bulduğum bir konuyu da sizlerle paylaşmak istiyorum.

   Kocaeli Büyükşehir Belediyesi olası bir deprem veya afet sonrası için çok güzel bir hazırlık yapmış…

    “Hızır 41 Afet Mutfağı” adı verilen bu hazırlık bizim şehrimiz içinde örnek teşkil edebilir diye düşündüm.

   Söz konusu hazırlık kapsamında oluşturulan tesiste; sıcak yemek, ekmek, sebze hazırlık bölümleri, unlu mamuller alanı, et işleme bölümü, pastörize yemek üretim alanı, kuru ve soğuk depo alanları oluşturulmuş…

    Olası bir deprem ve afette; bu tesiste 150 bin kişilik çorba, 22 bin ekmek üretimi, 20 bin kişilik 3 çeşit yemek, 3 bin paket pastörize yemek, 3. Bin kişilik paket kahvaltı, 6 bin porsiyon şerbetli tatlı ve 2 bin 500 porsiyon sütlü tatlı ile 3 ton et hazırlanabilecek.

    Afetler olabiliyor, olacakta!..

   Peki ya afet sonrası ne olacak?..

   Afete hazırlık ayrı bir dert afet sonrasına hazırlık ayrı bir dert..

   Oysa tüm bunlara hazırlıklı olmak durumundayız,

   Kocaeli’ndeki durumu yukarıda özetledim.

   Peki Sakarya’da durum nedir?..

   Dilim varmıyor ama maalesef dillendirmek durumundayım…

   Tam bir fiyasko!..

   Deprem öncesine de deprem sonrasına da hiçbir hazırlığımız yok.

   Kocaeli Hazır 41 Afet Mutfağı’nı kurmuş, biz de Hızır54 Afet Mutfağı’nı kuramaz mıyız?..

   Ne dersiniz, kafa yormaya değer mi?..