Sevgili okurlar,
Avrupa Birliği(AB) ülkelerinin çoğunda, “eğitim-öğretim dönemi, periyodik olarak” başladı..
“Çalışanlar için, kreşlerin açık olduğunu, ancak ana okullarının da, bu bağlamda kapalı bulunduğunu” paylaşalım..
“Eğitim-Öğretim” dediğinizde, aklınıza,” yaz-boz tahtasını” getirmeyiniz?
Bunu, neden mi söylüyorum?
Nedeni, şu?
“AB Ülkelerinde, eğitim-öğretim sistemi ile kolay, kolay oynanmaz da” ondan!..
“Düzen kurulmuş, sistem oturtulmuş, genç kuşakların hangi kıstaslarda eğitileceği, yetiştirileceği, milli bir politika olarak” belirlenmiştir..

EĞİTİM SİYASET DIŞIDIR
Başta Finlandiya olmak üzere, “AB Ülkelerinin eğitim-Öğretim sistemi, alttan, yukarı doğru, belli bir milli politika, ciddiyet, siyaset dışı, güven anlayışı, kültür politikalarının gereği olarak” görülür..
Bu durum, “bazı AB ülkelerine göre, farklılık içerse de, anlayış, gelecek nesillerin, kültür gelenekleri içinde yetiştirilmesini” öngörür..
Mesela, “Belçika’da, eğitim ve öğretim sistemi, kültür toplumları esas alınarak” düzenlenmiştir..
Ama bu düzenleme,” milli politikaları” ıskalamaz!
Eğitim ve Öğretim; “ülkeye yararlı nesiller yetiştirmek, devlet kadroları ile ekonomik, sosyal hayatta görev alacakların yetiştirilmesini” mümkün kılar..

SINAV MARATONU YOK
Kreşlerden başlayarak, “ana okulları, orta ve lise eğitim hayatı ve sonrası yüksek tahsil, öğrencilerin performanslarına göre” şekillenir..
Bir sınav maratonu yoktur!
Kısacası, “ülkenin ihtiyacı olan, doktor, eczacı, sağlıkçı, mühendis, öğretmen, yöneticiler ile ekonomik hayatta görev alacaklar”, bu süreç içinde ayrıştırılır..
“Başarılı öğrencilere yol verilir, mesleki kabiliyeti olanlar ise ihtiyaca göre, kurum ve kuruluşlar için” yetiştirilir..
“Siyasetin eli, eğitim ve öğretim içinde asla yer” almaz!
“Ülkenin genç nesilleri, öğretmenlere, bilim insanlarına, yöneticilere teslim” edilir..
Burada, “bir kuşku, şüphe asla söz konusu bile” olmaz!

EĞİTİM BİRLİKTELİĞİ
“Devletin, eğitim kurumları belli bir hiyerarşi içinde görevlerini yerine” getirir..
Burada, “ülkenin eğitimde birlikteliği de”, çok önemlidir..
Eğitim kurumları, dağınık değildir..
“Devlet okulları,
Belediye okulları,
Özel okullar,
Üniversite yurtları, hep aynı amaç içinde eğitim ve öğretimin”
hizmetindedir..
Burada, “aileler, kesinlikle bir gelecek kaygısı” içinde olmazlar..
Öğrenci ailelerini,” zora sokacak sınavlara”, asla yer verilmez..
Burada, “belli bir kesimin rantı ise”, mümkün değildir..
Peki, bizde durum nedir?

MİLLİ EĞİTİM POLİTİKASI
“Cumhuriyet’in ilanı ile yeni nesillerin yetiştirilmesi, milli eğitim ve öğretim politikalarının oluşturulması”, belli esaslara bağlanmıştır..
Yeni nesillerin yetiştirilmesi, “öğretmenlere emanet” edilmiştir..
Büyük Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün eğitim konusundaki en büyük öngörüsü, “akıl ve bilimi rehber edinen milli bir eğitim sistemiyle bağımsız, çağdaş ve güçlü bir toplum inşa” etmektir.
Atatürk, “eğitimi bir milletin kaderini belirleyen en temel unsur olarak” görmüştür.

NELER HAYATA GEÇİRİLDİ
Onun eğitim vizyonunun temel taşları şunlardır:
“Hayatta En Hakiki Mürşit İlimdir

· Atatürk, dogmalar yerine akla ve bilime dayanan bir öğrenme süreci savunmuştur.

· Bilimin ve fennin, her alanda rehber alınmasını istemiştir.

· Gençlerin sorgulayan, analitik düşünen bireyler olarak yetişmesini hedeflemiştir.

Milli ve Çağdaş Eğitim

· Eğitim sisteminin, Türk milletinin karakterine, tarihine ve ihtiyaçlarına uygun olması gerektiğini belirtmiştir.

· Aynı zamanda, dünya standartlarında çağdaş bilgi ve becerileri kazandırmayı amaçlamıştır.

· Eğitimin milli bir kültür birliği sağlayacağına inanmıştır.

·

Fırsat Eşitliği ve Yaygın Eğitim

· Eğitimin sadece belli bir kesime değil, toplumun tüm bireylerine ulaşmasını istemiştir.

· Kadınların ve kız çocuklarının eğitime katılmasına, büyük önem vermiştir.

· Okuma-yazma oranını artırmak için Millet Mektepleri gibi seferberlikler başlatmıştır.

Uygulamalı ve Üretken Öğrenme

· Eğitimin ezbere dayalı değil, yaşamla bağdaşan ve pratik kazandıran bir yapıda olmasını öngörmüştür.

· Okullarda teorik bilginin yanı sıra tarımda, sanatta ve zanaatta üretken bireyler yetiştirilmesini desteklemiştir.”
Burada, “asıl sorulması gereken soruyu” sorabiliyor muyuz?

Bu yukarıda saydıklarımızın, “hangileri hala eğitim ve öğretim sistemimizde, anlayışında” geçerlidir?

EĞİTİM POLİTİKASI TERS-YÜZ
“Milli Eğitim politikamız”, yukarıda söylediğim gibi, “siyaset erki tarafından alt-üst, ters-yüz edilmiş, aileler büyük bir çıkmazın içine” çekilmiştir!

Evet, “Türkiye’de de eğitim-öğrenim kurumları, Eylül ayı itibarı ile ders başı” yapacaklar..
Aileler, evlatlarının eğitim ve öğrenimi için kara, kara düşünmektedirler..
Bu politikalar ile nereye?
“En alttan başlayarak, okullu olacak evlatlarımızın geleceği, siyasilerin görüş ve düşüncelerine terk” edilemez!
Yeni bir nesil yetiştirmek, “siyasetçilerin işi de” değildir..
Yeni nesiller, “ancak ve ancak milli politikalar etrafında” şekillendirilir..

VATAN EVLATLARI

Vatan evlatları, “siyasete kurban” edilemez!
“Tarikatların da kucağına” bırakılamaz!
İşte, “Cumhuriyet’in ilanı ve sonrası bu yapının nasıl bozulduğunu, hep beraber görmekte ve sancılarını” çekmekteyiz!..
Bir an evvel, eğitim ve öğrenim kurumlarının, “Cumhuriyet’in temel esasları bağlamında rayına oturtulması ve siyaset elinin, tarikat bağlantılarının temizlenmesi” elzemdir..
Ülkenin, “birlik ve beraberliği, bekası için, burada mecburiyet olduğu” unutulmamalıdır..
Yusuf Cinal yazıyor/ 29 Ağustos 2026