Sevgili okurlar,
Ülkemizin üzerinde, "kara bulutlar dolaşıyor" desek, yalan olmaz!
Zira, "siyasetin içinde bulunduğu durum", hepimizin malumu!
Bu noktada, "bu siyaset bataklığına, bizi iten ve bu siyasetleri, bize dayatan liderin adını vermeye" gerek var mıdır?
Daha gerilere gidecek olursak, "Osmanlı İmparatorluğu'nun son yıllarını hatırlamamız" yeterli olur!
O nedenle, detaylara girmeden, bugün "Osmanlıcılık oyunu oynamanın, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne ve Türk Milleti'ne" katacağı hiçbir şey yoktur!
Maceraya, ne hacet?
1919 Çıkışı ve sonrası ilan edilen Cumhuriyet, bize fazla mı geldi?
"Cumhuriyet ve Atatürk ilkelerinden geri dönüş", bizi çıkmaz sokaklara götürür!
İşte örneklerini yaşıyor, görüyoruz, endişe duyuyoruz!
GÖVDE GÖSTERİLERİ?
Bir kere, bu terör örgütü beslemeleri, yandaşlarının estirdiği rüzgara, ne denir?
Ya, "FETÖ deneyiminden sonra, bir tarikat şeyhinin İzmir'de günah çıkarma ayinini" nereye koyacağız?
Hatta, Gazze halka bahane edilerek, "sırf Bilal Erdoğan'a biat edenlerin, Galata köprüsü üzerindeki gövde gösterisine" ne demeli?
Peki, "bu kayyum atamaları, seçilmişlerin zindanlara tıkılması, kumpaslara", halk inanıyor mu?
Anket sonuçları, ortada!
Elinizi, şakağınıza koyarak düşününüz!
Geçmişi unutmak, olur mu?
OSMANLI'DAN KALAN?
"Borç içinde, ona buna el avuç açan ve borçlarını dahi ödeyemeyen, imparatorluk topraklarının büyük bölümünü kaybeden, hasta adam konumuna gelen ve emperyal emellere teslim olmuş bir Osmanlı'nın, Sevr Anlaşması ile kaça bölündüğünü, bugünkü çocuklarımız, yani, yeni nesil okumazsa", nereden bilecek?
"Emperyal güçlerin parça, parça, lime, lime pay ettiği ve hatta asker çıkardığı topraklarımızı, nasıl kurtardığımızın hikayesini" yeni baştan evlatlarımıza anlatmalıyız!
MİLLİ HASSASİYETLER?
23 Yılda milli hasletlerimiz evirildi, çevrildi, unutturuldu!
Şu, "Bayrak indirme olayı bile", aziz ve yüce milletimize, milli hassasiyetleri hatırlatmıştır..
Neymiş?
İngilizlerin başı çektiği, Fransızların, İtalyanların, Yunanlıların vatan topraklarına ayak bastığı, birçok kenti, köyü işgal ettiği, o karanlık yılları Cumhuriyet ve Atatürk düşmanlarının gözüne, gözüne sokarak hatırlatmalıyız!
Dikkat ediniz, "emperyalizm, sadece ana vatanda değil", Osmanlı İmparatorluk bakiyesi topraklarda da," etni-siteyi ayaklandırarak, isyanlar çıkartmış ve İmparatorluğun parçalanma sürecini" başlatmıştır..
HÜRRİYET ATEŞİ!
Türk Milleti, "bu büyük mücadelenin sonucunda, çökertilmiş, her şeyine el konmuş bir imparatorluğun küllerinden yeniden, devletler sahnesine" çıkabilmiştir.
Bu bağlamda, atalarımızın, "Türkiye Cumhuriyeti Devleti mufakiyetleri", tarihi bir kahramanlık destanıdır..
Bize düşen görev, Türk Milleti'ne emanet edilen, bu aziz ve yüce vatanda, "Ay-Yıldızlı bayrağımız altında hürriyet ateşini", ebediyete kadar yakmaktır..
İşçisi ile köylüsü ile memuru, bürokratı, bilim insanı ve siyasetçisi ile kızı, erkeği, yaşlısı, genci, el, ele vermeli ve çağdaş, modern Türkiye'yi, yeniden inşaada birliktelik yapmalıyız!
Bu yolda, "ayrılığın, gayrılığın ve sen ben kavgasının", yeri olmamalıdır..
Bunu durduk yerden başarmak, mümkün değildir!
Düşman, boş durmuyor!..
DÜŞMANA CEVAP?
Belli ki, Türk Milleti üzerinde oyunlarına devam ediyorlar!..
Öyleyse, görev kutsal ve büyüktür..
Yine, "tarihi birlik ve beraberlik içinde düşmana gereken cevabı vermek için, hazır, nazır" olmalıyız..
İç cephede, "ekonomik kaygılar, adaletsizlikler, eğitimde ki yaz-boz ayak oyunları, halkın isteklerine kulak tıkanması, tarikatların palazlandırılması, muhalefetin bastırılması, gelecek vaat eden siyasilerin, sudan sebeplerle gözaltına alınıp, tutuklanması, siyaseten insanımızın kutuplaştırılması, ayrıştırılması" son bulmalıdır..
SİYASET KURUMU?
Siyasetin malzemeleri olan, "yalan, dolan, yasaklar, yokluk ve yolsuzlukların, uyuşturucu, fuhuş ile bahis, mafya operasyonlarının baş döndürücü bir hızla arttığı bugünlerde, asıl olan, o birlik ve beraberliğin" tesisidir..
Gün mü, kurtarılıyor?
Gelecek kaygısı ve güven ne olacak?
Önce siyaset kurumu, kendine çeki-düzen vermeli ve içte birlik, dirlik, milli kucaklaşma sağlanmalıdır..
Bayrağımızı gönderden indirmek istemiyorsak, buna mecbur olduğumuz unutulmamalıdır!
Yarın, tarih bizi af etmez!
Yusuf Cinal yazıyor, 24 Ocak 2026