Sevgili okurlar,
Türkiye, "Atlas Çağlayan" cinayeti ile ayağa kalktı!
Daha, "hayatlyarının baharında solan çıçeklerden" biri, Atlas Çağlayan!
İstanbul'da bir kahvehanede, " yan baktın cinayetine" kurban gitti Atlas Çağlayan!
Atlas Çağlayan gibi, "çocuk yaşta cinayet kurbanı olan", bir yığın çocuğumuz var!
Hangi birini, anlatalım ki?
Kimi de "omuz attınlarla" katledildi!
Hangi birini?
Hepsinin farklı bir hikayesi, gelecek hayalleri vardı!
Sönüp gittiler!
Söndürdüler?
Acılar denizine düşürüldü aileler!
Ya, bu cinayeti işleyenler, azmettiriciler?
Onların hayatları?
"Zindanlarda, hayallerden, yaşama sevincinden, anne, baba, kardeş, emmi, dayı sevgisinden olduğu kadar, belirsiz geleceklere mahkümlar", onlar?
Onlar kim?
Onlarda, bizim çocuklar!
KÜPÇÜLERLİ YASİN?
Çarpık ekonominin, "dindar ve kindar eğitim sisteminin, sorumsuzluğun, umursamazlığın, bozuk düzenin.." kurbanları?
Bizim çocuklar!
Sevgili gazeteci dostum Nurettin Yılmaz, her zamanki gibi Çark Caddesi'nde..
Elinde mikrofon, karşısında küçük bir delikanlı," Adapazarı Keko yürüyüşünü" anlatıyor..
Her iki kolunda dövmeler!..
Dilinde büyük, kocaman kelimeler!..
"Keko yürüyüşü, bu ağbi!"
Küpçülerde oturuyor, adı Yasin!
Hiç okula gitmemiş, yaşı 12, Bilemedin 13 Gösteriyor..
Ne soran olmuş, ne arayan!
Kollarındaki dövmeleri gösteriyor, bir, bir!
Tabanca, kurşun, muşta ve ne anlama geldiğini izah ettiği dövme resimler...
Çağın, küçük delikanlısı, ya da kabadayısı!..
Bu yaşta, neler yaşamış, neler?
Bir, bir anlatıyor?
Küpçüler'de oturuyor Yasin!
"Keko(*), ne demek Yasin?"
"Sokaklarımız, sokaklarımızın çocukları ağbi!"
KEKO YÜRÜYÜŞÜ?
Cebinden kocaman bir sustalıyı çıkarıp, gösteriyor..
"Bu alemde gerekli ağbi" diyor!
Yılların gazetecisi Nurettin Yılmaz şaşkın?
"Bu nedir, suç değilmidir, bu yaşata, bu aleti taşıman?"
Başını kaldırıp, kaşlarını çatıyor ve "Keko Yürüyüşü'nün gereği bu ağbi", demeyi ihmal etmiyor!
Ve final de "Keko yürüyüşünü" gösteriyor, bizim Küpçülerli Yasin!
Kollarnı, her iki yanda, sallaya, sallaya gitti Yasin!
Bir görmeliydiniz?
Küçük ama, mangal yürekli, devrin kabadayısı, ya da delikanlısı!
Hiç, okula gitmemiş!
Soran, arayan, olmamış ki?
"BABAMIN YÜZÜNÜ GÖRMÜYORUM!"
Yine, sanal ortamda farklı genç delikanlı röportajları ile güne damga vuruyor..
Söylemler aynı, takılmacalar, bakışlar, öfke aynı!
Ülkenin neyi düzgün ki, genç nesillerimiz de düzgün, tertemiz, pürü pak olsunlar?
Bir başka, küçük delikanlı anlatıyor..
Bu yaşta düzenden şikayetçi..
"Babam haftanın yedi günü çalışıyor..
Yüzünü bile göremiyorum!..
Pazarları bile yok!
Bu bisiklet mi?
Arkadaşımın!
Buna mı gözünüzü diktiniz?
Hiçbir şeyimiz yok, alamıyoruz, paramız yok.." diye durumunu özetliyor..
Okulda olması gereken bu çocuklara, devrin şımarık, ukala, tuzu kuruları " telefonunu çıkart" yerine, " bisikleti sorguluyor, bisikleti", eski, püskü bisikleti!!
"Bir bisikletim olmadı ağbi!
Bu da emanet, arkadaşımın!"
Çocuklara bir dokun, bin ah işit!
TÜRK AİLESİ!
Prof. Dr. Ata Atun, Belhaber Gazetesi'nde, "Türk Ailesini" yazdı..
“Aile düzeninin bozulduğu an, bir topluluğun düzeni alt üst olur.”
Bu cümle, basit bir öğüt gibi görünse de aslında bir milletin kaderini özetleyen ciddi bir gerçek.
Çünkü millet dediğimiz yapı; yalnızca sınırlarla, bayrakla, marşla ayakta duran bir şey değil.
Millet; evlerin içinden başlar, sofradan yükselir, anne-babanın çocuğuna verdiği terbiye ile şekillenir. Devlet, en sağlam kurumlarını bile inşa etse, eğer temelindeki aile çatırdarsa, o bina eninde sonunda sarsılır."
KİMİN UMURUNDA?
İşin özü,bu yukarıdaki anlatımda gizli ya, kimin umurunda?
Evet, "işin temelinde Aile olduğuna göre, çocukları kabahatli görmenin", anlamı ne ki?
Cinayetlerin ötesinde, "iş cinayetlerine de kuban giden çocuklarımız" var!..
SMA'lı Çocuklarımız!?
Lösemililer?
Ayağında papuçu, sırtında montu olmayanlar?
Okul yolunda, karanlıkta yol alır, kahvaltısız çocuklar!?
Onların sesi olanları, alanlara çıkanları gözaltına alıp, tutuklayan da, bizim Devletimiz!
EĞİTİM Mİ?
Siz, "MESEM" adlı proje ile "küçükleri erken, eğitimden alıp, iş koluna sevk ederseniz, karşılaşacaklarınıza" hazır olmalısınız!
"Eğitimi yaz-boz tahtasına çevirirseniz", olacağı bu!
Siz, çocukları geleceğe hazırlamazsanız, "racon kesen, tespih çekip, Keko yürüyüşü gösteren, sustalı bıçak taşıyan, çetelerin tetikçisi olup, tetiğe basanları, suç işlemeye hazır olanları", daha çok konuşuruz..
Acılı ailelere, sabırlar dileriz!
Yusuf Cinal yazıyor, 22 Ocak 2026
(*) KEKO: Büyük kentlerin varoşlarında, banliyölarında yaşayan birçok yönden mahrum bırakılmış, fakir,fukara, gariban alt kültür çocukları..