Sevgili okurlar,
Bu köşeden, “sizlere dilimiz döndüğü kadar, kentimiz, ülkemiz, insanımız ve dünyadaki gelişmeler hakkında görüş ve düşüncelerimizi paylaşmaya”, gayret gösteriyoruz..
Biz gazeteciler, yazarlar, kamu adına görev yaparız..
“İnsanımızı bilgilendirmemiz, haberdar etmemiz”, başlıca görevimizdir..
Bunu yaparken, “tarafsız, objektif” olmamız esastır..
Meslek kuralları, kulağımıza küpedir..
Yaptığımız iş,” bir menfaat sağlama, ayrıcalık isteme”, mesleği değildir..
Düpedüz, tarihe, olaylara, gelişmelere tanıklık etmektir..
Bakınız, “Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ile Türkiye arasında yolcu taşıyan bir feribot”, su aldı, battı!..
“Mağduriyet, dram yaza, yaza bitecek” gibi değil!..
Feribottaki, annelerin, babaların, gençlerin feryadı hala kulaklarımızda!
Feribot yolcuları, gerçeği görüyor ve yetkilileri uyarıyor!
Dinleyen, var mı?
Yok!
Ne, oluyor?
Kaptan, “bildiğini okuyor ve facia” geliyor!
Ardından,” İstanbul Silivri açıklarında, koca denizde iki gemi çarpışıyor, ilk belirlemelere göre 12 kişi hayatını kaybettiği” paylaşılıyor..
Allah aşkına, “koca denizde, bu dijital çağda”, iki gemi nasıl çarpışır?
Bu, ne sorumsuzluktur?
Bütün bunları,” bir, iki soruşturma ve tutuklamalar ile mi” geçiştireceğiz?
Annelerin, babaların, ailelerin, kardeşlerin acısı nasıl dindirilecek?
Geçelim, değil mi?
ATEŞ DÜŞTÜĞÜ YERİ YAKIYOR!
Ne kadar, kolay!
Velhasıl,” ateş düştüğü” yeri yakıyor!
Ülkenin,” bir başka baş ağrısı” ise, sürdürülen operasyonlardır!..
İşte,” FETÖ Darbe Kalkışmasından sonra”, yaşanılanlara hepimiz tanıklık ettik..
Hala, “suçlu aramaya”, devam ediyoruz..
Bu güzergahta operasyonların ardı, arkası kesilmiyor..
Belli ki,” bir paralel yapılanma, örgütlenme, devleti ele geçirme ve nihayet bir kalkışma” var..
Yaşanılmadı mı?
TOPTAN BİR ÇÜRÜME Mİ?
Bunca zamana karşı, “bu tarikat uzantılı, dini suiistimal eden, içi bin bir tuzakla, şifreler, gizli mahrem bilgiler ile dolu örgüt”, nasıl olurda çözülemez ve sonlandırılamaz, temizlenemez?
Demek ki, bir yerlerde, “bu temizlik, bu operasyonlar inkıtaya(engelleme)” uğratılıyor!..
Büyük bir zafiyet söz konusu!
Acı, ama gerçek bu!
Peki, “bu devasa örgüt yapılanması sırasında, bizim kolluk kuvvetlerimiz, istihbarımızı, devleti yönetenler, seçip göreve getirdiklerimiz” neredeydiler?
İnanılır gibi değil, “toptan bir çürüme mi” söz konusuydu?
Peki, insanları hapishanelere doldurduk, mahkeme kapıları da hınca hınç yoğun!..
KANTARIN TOPUZU!
İşin içinden, nasıl çıkacağız?
İşte burada, “adalet terazisi devreye girmeli ve suçluyu, suçsuzu bulmalı ve ona göre karar” vermelidir..
Bunu yapacaklar, “devlet yapılanması içindekiler”, belli değil mi?
Belli!
“Kolluk kuvvetleri, suç unsuruna göre paralel yapılanma içinde olanları yakalayacak, örgüt içindekileri teşhis edecek ve işi adalete havale” edecek?
Peki, öyle olmuyor mu?
Sokağa çıkın, halka sorun, “bakalım ne cevap” alacaksınız?
“Hiçbir şey halka rağmen, halka karşı ve halkın vicdanı ötesinde haklı” addedilmez!
MAHKEMELEŞMELER, MAHKEMELEŞMELER!
Maalesef, “adalet yolları” tıkalı!
Yapılan anketlerde, “adalet olgusuna güvensizlik”, tavan yapıyor!
“Mahkemeleşmeler”, bir türlü bitmiyor?
“Mahkemeleşme mi, hesaplaşma mı” bu?
Niye mahkemeleşemiyoruz ki?
Eksiğimiz ne?
Halk nezdinde, durumun özeti bu!
Başa dönersek?
Gerçekleştirilirse, “o zaman devlete, seçip göreve getirdiklerimize güven” kalmaz!
Ve ülkede,” bir güven bunalımı” yaşanır!
Bu güven bunalımını aşmanın yolları da bellidir, ama geldiğimiz noktada, “kim kime, dum, duma kargaşasında”, gel de çık işin içinden!
“Bu bağlamda sürdürülen Süleymancılar ve Furkan tarikatları operasyonları”, bunları yazmama vesile oldu..
GEMİ SU ALIYOR!
Yine, “devlete karşı bir paralel örgütlenme, yine dini suiistimal, yine kara para trafiği, haksız mal edinme, insanların iyi niyetlerini kötüye kullanma suçlamaları ile büyük operasyonlar” gerçekleştiriliyor..
“Devletimiz, kolluk güçlerimiz, istihbaratımız, adli mercilerimiz elbette ortada bir suç unsuru varsa”, gereğini yapacak?
Ama, “görünen köydeki manzara, bütün iyi niyetimize rağmen, endişe verici boyutta gelişiyor, toplum katmanlarının tepkilerine” neden oluyor!..
“Sokakta ki,, çarşıda ki, pazarda ki, stadyumda ki sesler, tepkiler, bizlere bir şeyler” söylemiyor mu?
Kısacası, “Türkiye gemisi su” alıyor beyler!
Ama, uyarılar Sümen altı!
Yusuf Cinal yazıyor, 5 Eylül 2026
Gemi, su alıyor beyler!
Yusuf Cinal
Bu içeriğe tepkiniz
Yorumlar
Park54 uygulamasına son verirsin mi?
Ankete Katıl