Sevgili okurlar,
Bir kere, şu "sözleşmeli öğretmenler" meselesine değinmeden geçersem, "meslektaşlarıma ihanet etmiş" olurum?
Neden mi?
Bakınız, "Akyazı Ortaokulu ve Lisesi'nde öğretmenlik, yöneticilik yapmış bir gazeteci, yazar olarak ifade edeyim ki, öğretmenlerin hakkı" ödenemez!
Maalesef, günümüzde, "bu hakkı, seçip göreve getirdiklerimiz, kendi uhdelerinde" görüyorlar!
İnsanımıza hizmet, devletin olağan işlerinden..
İster özel sektörde çalış, ister devlet kapısında bir iş tut..
"Devletin görevi, anayasal haklar bağlamında çalışanın, işçinin, yani memurun, sözleşmeli de olsa, vatandaşlarının hakkını, hukukunu" korumaktır..
Böyle mi oluyor?
ALINTERİ PEŞİNDEKİLER?
Ne yazık ki, "gördüklerimiz, yaşadıklarımız", bunun aksini söylüyor!
"Bir fırsatını bulan ezilenler, hakkı, hukuku, alın teri için ya sokaklara çıkıyor, ya da Ankara'nın yolunu" tutuyorlar?
Dillerde o sloganlar," susma, sustukça sıra size de gelecek" ve "hak, hukuk, adalet, ya hep beraber,ya hiçbirimiz.." tekerlemeleri..
Milletçe, ezberledik vallahi!
ÇARE, YERİN DİBİNE İNMEKTE Mİ?
Başka türlü seslerini, yetkililere duyuramıyorlar demek?
İş veren ise, "daha kötüsü, çalıştırdığı işçinin, memurun, elemanlarının hakkını, hukununu, kazanımlarını ödememek için, sağırkulak üzerine "
yatıyor?..
Neden, ne diye acaba?
"Hak ve hukuku için coop, gaz yemeyi, hatta koluna ters kelepçe takılmayı, tomalara karşı direnmeyi göze alanlar, kasklarını giyip, üstlerini çıkartıp alanlara" iniyor, seslerini yükseltiyorlar..
Kimi de çareyi," yerin dibine inmede ve açlık grevinde" buluyor ya!
Allah, yardımcıları olsun!
Ülkemizde ki, "gündelik olaylar, can sıkmaya" başladı..
Şimdi, sıkı durunuz!
VARSA, YOKSA SİYASET?
"Eğitimi, yaz-boz tahtasına çevirmişsin, devlet okullarını kapatıp, imam hatiplere öncelik vermişsin, müfredatı değiştirmişsin, 'yeni bir nesil yetiştireceğim' diye, eğitim ve öğretime siyaset bulaştırmışsın, sözleşmeli eğitimciler ihdas etmişsin, bunları yoluna koyup", kim düzenleyecek?..
Sarı çizmeli Mehmet Ağa mı?
Ya da,bunlar, kimin görevi, Allah aşkına?
Oraya seni, niye getirdiler?
Eğitim Bakanı, siyasetten bir türlü kendini alamıyor vesselam!
Varsa, yoksa siyaset!
Her gün, "bir martaval" sıkıyor!..
Daha fazla, uzatmak istemiyorum..
"Öğretmen arkadaşlarımıza reva görülenler içinize siniyorsa", mesele yok!..
Belçika'da da, eğitimciler, öğrenciler, veliler alanlarda..
Burada da, nahoş olaylar olmuyor değil!..
Ah, şu güç gösterisi?
Seçtiklerimizin, yaptıklarına ne demeli?
"Ses çıkaranın karşısına", polisi dik!
Millet çocuklarını, karşı, karşıya getir?
Ne güzel çözüm?
Oldu mu, ya?
Başlasın eğlence?
"Çözüm, uzlaşma, hakkı, hukuku.." kim teslim edecek?
BAKALIM, KİM, KİMİ SEÇER?
İçime sinmedi, vicdanım sızladı!..
"Ülkenin geleceğini emanet ettiğimiz insanlara", bari bunu yapmayınız!
"Cooplamak, gaz, su sıkmak, toma ile barikat kurmak çözüm olsaydı, dünyada hak arayanlar kuzu" kesilirdi!..
"Hakkının, hukukunun, emeğinin peşinde olanlara ", selamlar olsun!
Merak etmeyiniz, bu devirde geçer!..
Bülbül, yine gülü seçer!
Acısı olan, dertten içer de..
Sandık gelince, bakalım, kim, kimi seçer?
Bu işin sandığı da var, elbette!
Yusuf Cinal yazıyor, 18 Haziran 2026