TÜRKİYE İstatistik Kurumu (TÜİK), son üç ayda ortaya koyduğu enflasyon rakamlarıyla, aslında nasıl bir oyun içinde olduğunu bir kez daha ispatlamış oldu.

Biliyorduk... Görerek yaşıyorduk... Lakin sadece 1 ay içinde enflasyon 0.89’dan nasıl bir anda 4.84’e, yani 5.43 katına çıkabileceğine akıl sır erdiremiyorduk!

Aralık ile Ocak arasında enflasyon anlamında bize yansıyan ne fark vardı?

Önce geride kalan son 3 ayın enflasyon rakamlarına bakalım:

2025 Kasım: 0,87

2025 Aralık: 0.89

2026 Ocak: 4.84

Hoppala... Buyurun, buradan yakın!

Görüldüğü gibi, 2025’in son Aralık ayında 0.89...

Ve 2026’nın ilk Ocak ayında ise 4.84...

“İzahı olmayan şeylerin mizahı olur” derler...

Demek ki, bu enflasyon canavarı aslında 2025’in son aylarında da yine 3.5-4.5 bandında imiş! Fakat hükümet, emeklilere enflasyon farkı üzerinden zam yapacağı için, özellikle ve yönetenlerin baskısı ile düşük tutuldu enflasyon yüzdesi...

Ve bunu yaparak, tam 16 milyon emeklinin hakkının yenmesine vesile oldu TÜİK... Diyelim ki, yukarıdan, “düşük tutulması” için baskı yapıldı; o zaman sen piyasanın gerçek enflasyonunu yansıtamayacaksan ne işin var o koltukta?

ZEHİR-ZIKKIM OLSUN!

O koltukta oturanlar bir kuyumcu titizliği içinde olmalıdır ki, ne çalışan kesimin ne de emeklinin hakkına girilsin... Ama siz, rakamların ucundan, başından, ötesinden, berisinden kırparak enflasyonu çok düşük gösteriyorsunuz ve insanların hakkına giriyorsunuz...

Ben 16 milyonu bilemem ama bu ülkede 30 yılın üzerinde çalışan bir emekçi olarak kendi hakkımı helâl etmiyorum...

Siz TÜİK çalışanları; siz bu ülke işçisinin, memurunun, emeklisinin ve iş insanlarının verdiği vergilerle aylığınızı alıyorsunuz, ama sıra işçiye, emekliye geldiği zaman onların da insanca yaşama hakkının olduğunu görmezden geliyorsunuz... Ne diyeyim, bizim sırtımızdan yedikleriniz, içtikleriniz zehir-zıkkım olsun!

Bir ay önce 0.89 olan enflasyon rakamı, nasıl bir ay sonra tam 5-6 katına çıkar? Bunu biri açıklasın da biz de öğrenelim...

KÖR OLAN VİCDANLAR

Yazmak, çizmek, haksızlıkları haykırmak ve eleştirmek de bir yere kadar... Eğer insanlar adalet duygusunu, vicdani muhasebeyi, helal ve haram kavramını unutmuşsa, geçmiş ola! Sen ne dersen de, sonuç alamazsın...

Çünkü gözleri var ama görmezler...

Çünkü kulakları var ama işitmezler...

Kör ve dilsiz şeytandırlar; siyasi mülahazalar gözlerini, vicdanlarını ve kalplerini çoktan mühürlemiştir...

Varsa yoksa particilik...

Varsa yoksa dincilik...

Ama sıra hakka, hukuka ve güzel ahlâka geldiği zaman susarsınız, çarpıtırsınız, kapkara bir tabloyu hemencecik toz-pembeye çevirirsiniz...

Albert Einstein, “İnsanların kanaatlerini değiştirmek, atom bombası yapmaktan daha zordur” diye boşuna söylemedi...

İşte sizin gibi sabit fikirliler sayesinde toplum şamar oğlanına döndü, teröristler “sayın” ve “önder” oldu... Bu yolda devam edin bakalım; yolun sonunda ne bulacaksınız...

BU DA DEPREMİN DİĞER YÜZÜ!

Geride kalan 6 Şubat Cuma günü, 11 şehrimizi yerle bir eden Kahramanmaraş merkezli depremin 3’üncü yıldönümüydü. Resmi kayıtlara göre 55 bine yakın vatandaşımızı kaybettik... Depremde kaybettiğimiz tüm vatandaşlarımıza rahmet, hayatta kalan yakınlarına ve aziz Türk Milleti’ne bir kez daha başsağlığı diliyorum... Allah bir daha böyle acıları yaşatmasın inşallah...

Bunun için gerekli dersler çıkarıldıysa ne âlâ; ancak geçmişte yaşanan hatalar bir başka versiyonu ile aynen yapılıyorsa, çok ama çok yazık...

Mahkemeler devam ediyor... Savunması güçlü olan, hak ettiği cezalardan yırtıyor... On binlerce depremzede hâlâ çadır, konteyner ya da barakalarda çile çekmeye devam ediyor... Geride kalan 3 yıla rağmen yıkılmış bina molozları, bozuk yollar, alınamayan su elektrik hizmetleri mevcut... Hükümet yanlısı birçok medya kuruluşu ise hizmet almış olan birkaç cadde ve meydandan “Çok şükür, yaralar sarıldı” diye toz-pembe yayınlar yaparak göz boyamaya devam ediyor!

Oysa tarih, dersler çıkarmak içindir.

******************************

ANLAMLI SÖZ

“Sana ait olanı iyice koru ve başkasına ait olana tamah etme... Böyle hareket edersen, hiçbir aksilik, saadetine engel olmaz...”

EPİKTETOS