MİLLİ şairimiz merhum Mehmet Akif Ersoy, bu ülke gençliğinin örnek alması gereken bir şair ve mütefekkirdir. Aynı zamanda Türklük gurur ve şuuru ile İslâm ahlâk ve faziletinin birleştiği noktadır Mehmet Akif.

Şimdilerde en çok da Akif’in tarif ettiği nesle ihtiyacımız var. Öyle bir noktaya geldik ki, acaba bu durumun telafisi, geriye dönüşü mümkün olacak mı?

Asırlardır biriktirdiğimiz, Orta Asya steplerinden Anadolu bozkırına gelirken taşıdığımız “bin yıllık Devlet olma” geleneği, bize özel harsımız, kültürümüz, tarihimiz, adalet ve insanlık anlayışımız bu günlerde öyle bir darbe aldı ki, asırlardır olgunlaşıp şanlı bir Devlete, Türkiye Cumhuriyeti’ne doğru uzanan bu yolda ortaya çıkan yozlaşma acaba nasıl telafi edilecek?

DÜŞ ÖNÜME GELEYİM!

DİNİ kazanç alanı olarak görenlerin yüzünden 15 asır önce indirilen Kuran-ı Kerim ve onun Aziz Peygamberi Hazreti Muhammed’in bizlere bıraktığı büyük ahlâk ve İslâm anlayışı artık çok çok gerilerde kaldı.

Şairler Sultanı Necip Fazıl Kısakürek, Sakarya Türküsü adlı şiirinde şöyle sesleniyor Türk gençliğine;

“Bana kefendir yatak, sana tabuttur havuz;

Sen kıvrıl, ben gideyim, Son Peygamber Kılavuz!”

Görüldüğü gibi, merhum şairimiz de kılavuz olarak son ahir zaman peygamberi Hazreti Muhammed’i kılavuz olarak öneriyor. Fakat Türk Milleti’ni gelecekte oluşturacak olan bu gençliği eğitim kurumlarında yakalayan Milli Eğitim Bakanlığı, camilerde toplayan Diyanet İşleri, acaba nasıl bir program uyguluyor? En büyük eğitim ordusuna sahip olan Milli Eğitim ve akabinde 3-4 bakanlık bütçesinden daha fazla bir bütçeye sahip olan Diyanet İşleri acaba, rayından çıkan Türk Gençliğini geri getirmek için ne gibi tedbirler almayı düşünüyor?

KAYNAK EMEVİ OLURSA

EMEVİ yönetiminin rayından çıkardığı İslamiyet anlayışına bir de çeşitli tarikat, cemaat ve tekkelerin farklı bakış açıları ile artık kutsal dinimiz gerçekten “Arap Saçına” döndü.

Ne yazık ki, İslamiyet’i gerçek kaynağından öğrenemeyen zamane gençlik, her türlü yaşam iksirini şeyhinden, bağlı bulunduğu tarikatlardan ve cemaatlerden alıyor! Boş alanları onlar dolduruyor!

Birçok tarikatın kuruluş sermayesini Siyonistler, Yahudiler sağlamış oysaki. İşin içinde yabancı sermaye var. Ne yazık ki, hiçbir tarikat, bir başka tarikatı beğenmiyor; her biri de farklı yollardan -sözüm ona- Allah’a, onun dinine ulaşmaya çalışıyor.

Yani zamanımızda da İngiliz Thomas Edward Lawrence’ler gece-gündüz çalışıyor... Onlar dışarıdan ve onların gölgesinde vücut bulan aramızdaki Siyonizm hayranları, BOP Projesini bir türlü hayata geçiremedi!

GERÇEK KAYNAK DURURKEN

OYSA önümüzde sarsılmaz bir kılavuz var;

Kuran-ı Kerim ve Âlemlere Rahmet, Hazreti Muhammed...

Ondan daha doğru, ondan daha ahlâklı, ondan daha gerçek bir İslam kaynağı olabilir mi?

Ama hayır!

Ne yazık ki, “Ben peygamberim” diyen İskender Evrenesoğlu adında bir zat, bu ülkede on binlerce kişi tarafından son yolculuğuna uğurlanıyor; sanki son peygamber, Hazreti Muhammed değilmiş gibi...

Oysa Mehmet Akif, Türk gençliğine güveniyor ve şöyle diyordu “Çanakkale Şehitlerine” adlı eserinde;

“Asımın nesli diyordum ya, nesilmiş gerçek,

İşte, çiğnetmedi namusunu, çiğnetmeyecek...”

Şimdi, merhum Akif’in işaret ettiği gençlik nerede?

Köklerinden, kültüründen, inancından, harsından uzaklaşmış gençlik nerede?

Mehmet Akif’in ifadesine bakar mısınız?

“Hayır! Hayâl ile yoktur benim alış verişim!

İnan ki, her ne demişsem, görüp te söylemişim.

Şudur cihanda benim en beğendiğim meslek;

SÖZÜM ODUN OLSUN, GERÇEK OLSUN TEK...”

İSLAM ÜLKELERİ UYKUDA!

İKİ milyar nüfusa sahip olan İslam âlemi derin uykuda. Zalim İsrail, tüm dünyanın gözü önünde 2,5 milyon insanın yaşadığı Gazze’yi yerle bir etti. Yine kaşla göz arasında 80 bine yakın insanı katletti...

Soykırım yaptı...

Görüldüğü gibi ölen insan Türk ya da Müslüman ise dünya seyretmeye devam ediyor... Ne BM’den, ne NATO’dan, ne de İnsan Hakları kurumlarından bir ses bir yaptırım iradesi çıkmıyor!

Yaşlı dünyamız, ortadaki bu zulüm karşısında, hiçbir zaman bu kadar çaresiz ve tarafsız kalmamıştı. Dünyayı diktatörler yönetiyor.

Gün içinde verdiği demeçlerin hiçbirinin arkasında durmayan ABD Başkanı Donald Trump bir Pedofili hastası, bu zaafını gizlemek için dünyayı ateşe veriyor!

Rusya lideri (pardon) diktatörü Viladimir Putin, son 3-4 yıl içinde tam 1,5 milyon insanın ölümüne neden oldu. Ukrayna ile Rusya arasında bitmeyen savaş nedeni ile hâlâ can kaybı devam ediyor!

57 ÜLKE BİR İSPANYA OLAMADI!

VİCDANSIZ ve orantısız savaşlar ve yitip giden canlar konusunda en çok da İspanya Başbakanı Pedro Sanchez tepki gösteriyor. Dedik ya, 57 İslâm ülkesi, devekuşu misali başını kumlara gömerken, farklı bir medeniyetin ve kültürün temsilcisi İspanyol halkı, Başbakan Sanchez’in arkasında duruyor.

Dünya ne yazık ki bir zulüm gezegeni oldu. Kimse bu gidişin önüne geçemiyor, ciddi anlamda tepki de koyamıyor.

Oysa merhum Akif şöyle diyordu Kurtuluş Savaşımızı verdiğimiz o yoksulluk ortamda;

“Zulmü alkışlayamam zalimi asla sevemem!
Gelenin keyfi için geçmişe kalkıp sövemem.
Üç buçuk soysuzun ardında zağarlık yapamam;
Hele hak namına haksızlığa ölsem tapamam...”

Bu yozlaşma, bu adaletsizlik, bu eşitsizlik, bu zulüm, bu liyakatsiz ortam Aziz Türk Milleti’ne acaba nereye götürecek, ben de bunu merak ediyorum!

*************************

ANLAMLI SÖZ

“Gün gelir, çivisi çıkar dünyanın. Konuşamayanlar hatip, şifa veremeyenler tabip, yazamayanlar kâtip olur... Ama yine öyle bir gün gelir ki, işler ters döner... Aldatan, bir gün sadakat için, çalan bir gün adalet için, döven, bir gün şefkat için yalvarır... “Piyon” deyip geçme, gün gelir “Şâh” olur, Şah’a da fazla güvenme; gün gelir “Mat” olur...”

ÖMER HAYYAM