Hiç sokağa çıktınız mı? Sokaklarda insanlarla birebir muhatap olup, onların dertlerini, sorunlarını dinlediniz mi? Hayatın öznesi insandır ve insana ait her ne varsa, nesnesidir yaşamın. Ama ekranları başından izlemeye alışmış bir neslin içinde sıkışıp kaldığımız için, dışarıda olup biteni sadece duyuyoruz, başkalarından dinliyoruz, haber saatinde denk gelirsek izliyoruz ya da bir gazetenin üçüncü sayfasında, dikkatimize değdiği kadarıyla okuyoruz. Yüreğimizden kopup gelmeyen, öyle olması gerektiğine inandığımız için bir ‘ah’ nidası dökülüyor dilimizden ve devam ediyoruz kaldığımız yerden.
8 BİN LİRA İLE HAYATTA KALMA MÜCADELESİ
Bir kadına denk geldim geçen gün, Gar meydanına yakın bir yerlerde… 8 bin lirayla ay sonunu getirmeye çalışıyordu. Ev kiraları ne kadardı sahi! Peki ya çok basit bir market alışverişine asgari ne kadar ödüyorduk? Bir ekmeğin fiyatı nedir? Durun bir dakika! Ramazan geliyor, pide fiyatları belli olmuştu değil mi? Bir koliye sığdırılmış kumanyayla koca bir ay nasıl geçecekti?
İÇİMİZDEKİ “BUNU BENİM DE YAŞAMAM GEREKİR” HİSSİ
Bir başka kadına denk geldim sonra ve o anlattı, ben anlamadım. Hem ben anlamak zorunda mıyım? Neymiş efendim, kocası vefat etmiş ve ondan kalan emekli maaşıyla koca bir ay nasıl idare edermiş! 12 bin küsur lira, harca harca bitmez. Durun bir dakika, en klasik cümleyi daha kurmadım; “Onu bulamayanlar da var!”
BİR ADAMIN ŞİKAYETİ VE ŞÜKÜRSÜZLÜK!
Bir bey amcaya rastladım ardından ama konuşmak istemedi, ayrıldık. Hem hayat güzel, vapurlar falan! Geçinemiyor diye dertleniyor, belli. Ya hu, nedir bu şikayet dili; bin, milyon, milyar para alıyorsunuz ama size de yaranılmıyor! Suriye’deki çocuklar, savaşlar diye başlayacak oluyorum, şükret haline amca diye nasihat edeceğim tam; yüzüme ters ters bakıyor, vazgeçiyorum. Bunlar hep şükürsüzlükten!
BÜYÜK BİR PROBLEMİN FARKINDA MIYIZ?
Bizim en büyük problemimiz ne biliyor musunuz? Derdi olanın derdine bir hal çare bulamıyorsak bile, derdiyle dertlenmeyi bilmiyoruz. Öyle üstten, öyle izansız bir yaklaşım bu! Geçim sıkıntısı yaşayan aileye savaşlardan bahsetme, evladı ölen anneye dünyada ne dertler var deme, babası ölen çocuğa elin kolun sağlam şükret deme, evinden atılmış bir aileye hala gökyüzüne huzurla bakabildiğin bir ülkenin sınırlarında nefes alabildiğini deme mesela! Çözüm bulamıyor musun? Anlamaya çalış. Bir de henüz meslek hayatına başlamış benim gibiler var işte; dili ve kalemi döndüğünce, yaşam mücadelesi verenlerin sıkıntılarını duyurmaya çalışıyoruz. Belki gün gelir, bir işe yarar!