Günlük gazeteye göz gezdiren kadın, politikacı kocasına seslenir; ‘Bey! Okudun mu? Falan milletvekili sizin partiden istifa etmiş.’

Politikacı inanamamış bir tavırla gelir haberi gözden geçirir, ‘vay şerefsiz vay, kim bilir kaça sattı kendini’ derken bir başka habere gözü ilişir.

‘Bak hanım bak, falan milletvekili de partisinden istifada edip bizim partiye geçmiş. Aferin, doğru yolu bulmuş. Karakterli adam, bravo…’

İşte böyledir bizim Türk tipi siyasetin iki yüzlülüğü. Sana yapılırsa tu kaka, sen yapınca marifet…

Örnekleri çoktur, aktarayım;

Yakın zamanda, İYİ Parti seçimlere katılabilsin diye CHP’den 15 milletvekili kaydırılmıştı.

Dediğim gibi demokratik tıkanıklığı açan, mevcut kanunlara göre yasal ama etik olmayan bir kuralı bertaraf etmekti maksat.

İşin içinde herhangi bir pazarlık, karşılık, rant, beklenti yoktu. Toplum tarafından bir demokratik jest olarak değerlendirildi, alkışlandı.

Lakin iktidar ittifakı adeta çılgına dönmüştü.

İktidar ittifakının MHP kanadı, olup bitenleri “İadeli taahhütlü transfer’ olarak değerlendirmiş, CHP ve İYİ Parti’yi ‘Güneş Motel olayına rahmet okutan abudik gubidik işlerin mümessilleri’ şeklinde suçlamıştı.

AKP tarafından eleştiriler de özetle şöyleydi;

“Siyaset özünde millete hizmet yarışıdır. Siyasetçinin var oluş gayesi de ülkeye millete ve elbette oyunu aldığı seçmene en güzel, en kaliteli şekilde hizmet etmektir.

Siyaset ilkelerle prensiplerle belli değerlerle yapılan, yapılması gereken bir iştir.

Ahlakı, ilkesi olmayan siyasetin ne ülkeye ne de millete faydası olur.

Rüzgar gülü gibi esintiye göre yön değiştiren, eğilip, bükülen bir siyasi anlayış popülizmin bataklığında debelenmeye mahkumdur.

Türk siyasi hayatı, gerçekten ibret verici hadiselerle doludur.

Siyasi tarihimizde, bir tarafta ülkesine hizmet için gecesini gündüzüne katan asil devlet adamları, diğer tarafta da üç kuruşluk menfaati için 40 takla atan şahsiyet fukaraları vardır.

90 yıllık siyasi geçmişimizde milletin emanetini canı pahasına koruyan kahramanlar olduğu gibi darbecilere selam duran, tankları görünce sıvışıp kaçan korkaklar da vardır.

Türk siyasetinde ülkenin bekası için kurşun yağmuru altında kenetlenenler olduğu gibi ülke düşmanlarına yancılık yapmayı siyaset zanneden muhterislere de rastlanır.

CHP, hiçbir ilke ve ahlakla bağdaşmayan, kapalı kapılar arkasında yürüttüğü pazarlıklarla Türk siyasetini kirletmeye, lekelemeye devam ediyor.

Bu siyasi tarihimize yeni bir utanç vesikası olarak kaydoldu.

Aslında bu hadise aradan geçen 40 yıla rağmen CHP'de hiçbir şeyin değişmediğini de ortaya koymuştur.

Her ne kadar kendileri ve medyadaki avaneleri, bu skandalı örtbas etmeye kalksalar da milletimiz meseleyi çok net bir şekilde görmüştür, ortadaki fotoğraf öylesine kötü ki, bu tezgahın milleti kandırmaktan ziyade ülkemizin ana muhalefet partisini itibarsız hale getirme noktasında bir hamle olduğunu görüyoruz.

Dün olduğu gibi bugün de CHP, siyaseti bir kabzımal pazarlığına dönüştürdü. CHP, milletin kendi adına hareket etmesi için emanet verdiği iradelerini pazara çıkardığı milletvekilleriyle, özellikle de gençlere kötü örnek oluyor. Şimdi ben buradan sesleniyorum: Ey 15 milletvekili ya siz iradenizi nasıl oluyor da bu kadar ucuza satıyorsunuz.”

Malumunuz bilinen sebeplerden dolayı CHP’li belediye başkanları AKP’ye geçiyorlar. Anlı şanlı törenlerle rozetleri takılıyor. ‘Doğru yolu bulan’ başkanlar ayakta alkışlanıyor.

Şimdi okurdan ricam, şu iki cümleyi bir daha hatta bir daha okuyun ve siyasi ikiyüzlülüğü, çifti standardı görün; “Rüzgar gülü gibi esintiye göre yön değiştiren, eğilip, bükülen bir siyasi anlayış popülizmin bataklığında debelenmeye mahkumdur. Şimdi ben buradan sesleniyorum: Ey 15 milletvekili ya siz iradenizi nasıl oluyor da bu kadar ucuza satıyorsunuz.”

Şimdi vatandaş da kalkıp; ‘İyi de arkadaş! Siz de millet iradesini bu kadar ucuza satan insanları neden partinize kabul ediyorsunuz, bu bir kirlenmişlikse eğer ve siyasetin itibarını zedeliyorsa, neden taraf oluyorsunuz’ diye sormasın mı?