SAKARYALI, Salı günü Hürriyet’in arka sayfasındaki, TAM SAYFA JEOTERMAL SERVETİ ilanını okursa, bugünkü yazıma farklı bakar…

           GÜRİŞ Şirketi, Tam Sayfa İlanda diyor ki, “ Tek başına Türkiye’nin jeotermal enerjisinin % 25’ini üreten Efeler JES’in 5. santrali de devreye alındı..

          232,3 MW kapasitesi ile Türkiye’nin en büyük ve Avrupa’nın ikinci büyük santrali olan, yılda 1.920.000.000 kws elektrik üretimi ile 825.000 hanenin yıllık elektrik ihtiyacını karşılayacak…”

        Jeotermal Enerji akıllara zarar bir servet;!.. Biz yazınca inanmıyordunuz : -)

           SİYASETİ, zaten boylu boyunca yatmış, uyuyan, uyutulan Sakarya’ya dönelim : -)

       Sakarya’nın, 117 tane Termal Su Kaynağı serveti önümüzdeki hafta ihaleye çıkmış, Erken Seçim Postu için birbirlerini yiyen siyasilerden hiç ses yok!..  

       Pardon; CHP’den ilk sıra(lar)da yer alması beklenen Avukat Selçuk Gedikli hariç… Sayın Gedikli, bu servetleri kamuoyu önüne taşıyan tek siyasetçi… O nedenle, benim de TBMM’de görmek istediğim ilk siyasetçi olmuştur : -)

           Bir TEK MİLLETVEKİLİNDEN hala tek SES ÇIKTI MI?

         Sakarya Barosu Başkanı Sayın Zafer Kazan da, Başkanlığa Seçildiği günden beri, sadece Baro’nun değil; Sakarya’nın menfaatlerini çok net ve yürekli ifadelerle savunur. Termal Enerji İhalesi’ne de gereken tavrı koymuş.

         İMO Sakarya Şubesi Başkanı Sayın Hüsnü Gürpınar ise, Sakarya’nın

geleceğini tehdit eden her konuda taşın altına elini sokan bir Başkan’dır…

          Çok haklı olarak da, Sakarya Gürpınar’ı ayrı yere koyar; kendisinin, “Doğal kaynaklar ve doğal varlıklar halkındır. Son yıllarda ormanlar, dereler, göller üzerinde bir çok tasarruf yapılıyor.

            MAALESEF kamuoyunun duyarlılığının azlığından, tepkilerin yetersizliğinden çıkan itiraz sesleri cılız kalıyor.” sözlerini de, doğru yerde, doğru zamanlı, doğru bir uyarı olarak görürüm…  

         Bana da yine,“ Eeee; kardeşim sen de her yatırıma, her yatırımcıya karşısın! Her işe negatif enerji sal(l)ıyor; yatırımcıları ürkütüp, kaçırıyorsun!” diyen çok Amcam çıkacak…

           Doğru yerde, doğru yapılan; Sakarya’ya kazandıracağı belli olan bir tek yatırıma, yatırımcıya engel olduğumu gösterin; gidip ayaklarını öpüp, özür dileyeyim!..

          Ülke halkının, Devletin mal ve mülklerinin, yer altı servetlerinin hile hülle ile yağmalanmasına karşıyım..Bize bahşedildiğine iman ettiğim, DOĞA’nın;

           tarım topraklarının, dağ ve ormanların, göl ve akarsuların, denizin vahşi bir talana uğramasına kahrolurum…

           Bir Sakaryalı olarak, Sakaryaspor maçlarında rakip taraftarın bizlere,                            “ Patatesciler!.. Kabakçılar!..” diye bağırmasına hayatımda bir kere bile öfkelenmedim… O özgün tohumları bulabilene de kurban olurum : -)

            Patates, Kabak, Mısır ( darı ) vilayeti Sakarya’da; Amerikan Mısır Tohumu ile yetiştirilmiş mısırı, kabağı, patatesi görünce delleniyorum…

            Türkiye’nin İlk Traktörü Dünya Markası FORD Traktörünü çıkaran Donatım varken; TCDD Vagon Fabrikası varken; Sakarya köylüsünün Pancarı ve Şeker Fabrikası varken;..O servetler gözümün önünde yok edilirse, batsın bu dünya!..

          Hadi; Bir tek delikanlı çıksın; Sakarya’nın ithalat-ihracat farkını anlatsın!

         Salı günkü Hürriyeti bul; 117 Tane Termal Enerji servetini düşün Sakarya!

                            

 ADALET, BU GÜN DE KOZA İPEK’E LAZIM 

           Gücü ele geçiren, önüne çıkan tüm karşıtlarına, haklı oldukları eleştirilerde, öneriler de bile kan kusturabilir…

            Özel veya resmi; atanmış veya seçilmiş;.. hemen tüm Özel Güce Sahip olabilen Yönetenler için; eleştiren, karşı çıkan, haksız bulan tüm Allah Kulları kovulmayı, yıkılmayı ve hatta yakılmayı bile hak ederler!..

           Çağdaş ve Omurgalı bir dolu Gerçek Akil, yıllarca, “ Hukuk herkese lazım!.. Adalet bir gün sana da lazım olur!..” diye yalvarırken; coplu, Toma’lı, Balyozlu, Ergenekon’lu, Robokoplu sopalarla karşılandı…

           Bir dolu BİZİM, HEPİMİZİN İNSANI ve aileleri yıllardır perişanlık yaşarken de; “ Adalet bir gün size de lazım!.. “ diye bağırıldı…

           Şimdi; HUKUK-ADALET; kimi bu ülkenin en değerli, en iyi yetişmiş Devlet Adamları olan, O eziyetleri yaşamış insanların söylediği gibi;

           O günlerin Ortak Muktedirlerine de lazım oluyor…O zaman;

           YENİ BİR ADLİ YIL başladı…İstanbul Barosu’nun, “ Bu ahval ve şerait altında dahi hukukun üstünlüğü ve hukuk devleti mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz.

            Çünkü biz avukatız.

            Varlık sebebimiz yurttaşlarımızın hukuk güvenliğinin sağlanması, hak ve özgürlüklerinin korunmasıdır.

           Bize buyruk verecek efendilerimiz yoktur.

           Biat etmek, boyun eğmek genetik yapımıza aykırıdır.

           Dayandığımız yegane “ Güç Odakları “ halk, hak ve hukuktur.” Duyurusunu özenle okuyun,düşünün;

           Türkiye Barolar Birliği’nin, 2015-2016 ADLİ YIL nedeniyle düzenlediği, “ Anıtkabir’de Buluşuyoruz 5 Eylül 2015 Saat 14.30 duyurusu da aynı değerde;

            Hukuk Devleti; Hukukun üstünlüğü paydası…Bağımsız ve Tarafsız Yargı vurgusu…Yasama-Yürütme-Yargı Kuvvetleri Ayrılığı…O önceliklerle;

                  ANITKABİR’DE HALK BULUŞMASI düzenlenmiş…

           Sakarya’da Adli Yıl Açılışı hangi siyasiyi, siyasi partileri ilgilendirdi?..

           Kim ve her şeyi yasaklar oldu?..7 Haziran’da bu ülke halkı galiba bunlar için siyasi güce, “ yeter!..”  dedi…

                   Siz, “ Halk, “ Hükümet Kurma Hakkını Sana vermiyorum, dedi; ama Hükümet hala Amcamda…” diyebilirsiniz…

        Demek ki, halkın neden “ Hükümet kuramazsın!” dediği hala anlaşılmamış! Sen, Seni bu günlere taşıyan, İlahi Kudretler atfettiğin bireylere, şirketlere, din alimlerine bile neler yaptın, neler söyledin!..Vatan hainliği dahil…

           İnanın; 8 Haziran sabahı, “ Eh, artık Pensilvanya’ya da barış çubuğu gider... Olur böyle vakalar, insanız; Allah affetsin, hataya yazgılı kullarız!..” denir; Erken Seçim’e öyle giderler dedim…

            Ne gezer !.. Aynen devam… Kim kaybediyor;  en çok kendisi; herkes, hepimiz!..

            2 Kasım Sabahı uyandıklarında, “ Biz ne yaptık?.. Niye bir Allah Kulu doğruyu söylemedi!.. Niye bu azaplara düştük!..” denilirse, artık her şey için çok geç olur…

            Gizli saklı, arkadan vuran, vuracaklar değil; halkın önünde ve yüze doğruyu söyleyenler yazık yere çok acı yaşadılar…

            HAK’ka, HUKUK’a-ADALET’e, ADİLLERE kurban olayım!..