Sakarya Emniyeti, görünmeyen cephelerde verilen bir savaşın adıdır artık. Bu şehirde suç, yalnızca sokak aralarında değil; zihinlerde, ağlarda, suskunlukların arasında çoğalır. Ve tam da bu yüzden mücadele, yalnızca kelepçeyle değil; sabırla, sezgiyle ve iradeyle yürütülür.
İl Emniyet Müdürü Mehmet Ömür Saka’nın adı, bu mücadelenin merkezinde bir gölge gibi durur: Sessiz, ağır ama sürekli. Herkesin konuştuğu yerde susmayı, herkesin sustuğu yerde konuşmayı bilen bir duruşun temsilidir. Onun yönettiği emniyet anlayışı, vitrinlere oynayan bir güvenlik algısından ziyade, derine inen bir disiplinin ürünüdür. Çünkü Sakarya’da asıl tehlike, bağırarak gelen değil; fısıltıyla örgütlenen karanlıktır.
Bu şehirde suç, çoğu zaman masum bir yüzle dolaşır. Bazen bir esnafın arka odasında, bazen bir gencin cebinde, bazen de “kimseye zararı yok” denilen alışkanlıkların gölgesinde büyür. Sakarya Emniyeti’nin mücadelesi tam da burada başlar: Normalleştirilen kötülüğe karşı. Alışılmış sessizliklere karşı. “Bize dokunmuyor” denilen her pisliğe karşı.
Sayın Saka’nın çizdiği hat nettir: Devlet, gecikmez; devlet, pazarlık yapmaz. Ancak bu netliğin bedeli vardır. Baskı, tehdit, iftira ve zaman zaman içeriden gelen yorgunluk… Çünkü gerçek mücadele, yalnızca suçluyla değil; ihmalle, korkuyla ve konforla da yapılır. En zor olan da budur.
Sakarya Emniyeti’nin son yıllarda sergilediği refleksler, rastlantı değildir. Artan operasyonlar, sessiz ama derin soruşturmalar, görünürde küçük ama etkisi büyük müdahaleler… Bunlar bir “kriz yönetimi” değil, bir “süreç okuması”dır. Şehrin sosyolojisini bilen, damarlarını tanıyan ve hangi yaranın ne zaman kanayacağını öngören bir aklın ürünüdür.
Bu mücadele alkışla beslenmez; çoğu zaman eleştiriyle, yanlış anlaşılmayla ve nankörlükle karşılaşır. Ama bazı savaşlar vardır ki, kazanıldığı gün değil; kaybedilmediği sürece anlamlıdır. Sakarya Emniyeti’nin verdiği mücadele tam olarak budur.
Ve belki de en önemlisi şudur: Bu şehirde geceleri rahat uyuyan insanlar, kimin uykusuz kaldığını çoğu zaman bilmez. Mehmet Ömür Saka ve onun omuz omuza yürüdüğü emniyet kadroları, tam da bu bilinmezliğin içinde görev yapar. Görünmeden, konuşulmadan, reklamsız…
Çünkü bazı mücadeleler manşet olmaz. Ama şehir ayakta kalıyorsa, sebebi onlardır.
Ama her ayakta kalan şehir, sessiz bedeller öder. Sakarya’da bu bedelin adı çoğu zaman yorgunluktur; mesai saatine sığmayan dosyalar, eve taşınan sorumluluklar ve sabaha karşı çalan telefonlar… Emniyet, burada bir meslek değil; hayatın kendisine dönüşür. Üniforma çıkarılır ama yük omuzdan inmez.
Sayın Saka’nın yönetimindeki tablo, klasik “asayiş” tanımının çok ötesindedir. Bu, yalnızca suç bastırmak değil; suçu doğuran zemini daraltma çabasıdır. Uyuşturucuya giden yolların başında durmak, organize yapıların damarlarını kesmek, gençleri karanlığa iten arka planları okumak… Her hamle, görünenden daha büyük bir denklemin parçasıdır. Ve bu denklemde hata payı yoktur.
Çünkü Sakarya, geçiştirilecek bir şehir değildir. Göçün, sanayinin, üniversitenin ve sosyolojik kırılmaların iç içe geçtiği bu coğrafyada güvenlik, ince bir ip üzerinde yürümek gibidir. Bir adım eksik, bir adım fazla… İkisi de felaket doğurur. İşte bu yüzden emniyetin refleksi sert ama ölçülüdür; hızlı ama hesapludur.
Bu mücadelede en zor olan, görünmeyen düşmandır. Kravatlı suç, temiz yüzlü karanlık, “saygın” maskeler… Sokak suçlusu yakalanır, teşhir edilir. Ama asıl tehdit, kendini sistemin içine saklayanlardır. Sakarya Emniyeti’nin kararlılığı tam da burada sınanır. Ve bu sınav, çoğu zaman kamuoyunun gözünden uzakta verilir.
Eleştiriler elbette vardır. “Neden daha sert değil?”, “Neden şimdi?”, “Neden bu mahalle?” soruları havada dolaşır. Oysa güvenlik, dışarıdan görüldüğü gibi düz bir çizgi değildir. Bazen susmak operasyonun parçasıdır, bazen beklemek en sert müdahaledir. Mehmet Ömür Saka’nın tarzı da tam olarak budur: Erken konuşmaz, geç kalmaz.
Şunu açıkça söylemek gerekir: Bu şehirde düzen kendiliğinden oluşmadı. Her sakin gece, birilerinin uykusuzluğuyla yazıldı. Her önlenen suç, manşet olmadan gömüldü. Her dağılmış yapı, sessizce çöktü. Ve çoğu zaman, başarı fark edilmediği için başarı sayılmadı.
Ama devlet, alkışla çalışmaz. Emniyet, popülerlikle ayakta durmaz. Sakarya Emniyeti’nin ve Emniyet müdürünün verdiği mücadele, tam da bu yüzden kıymetlidir: Görünmeden sürdüğü için.
Bir gün bu şehir gerçekten karanlığa teslim olmadıysa, bilinsin ki birileri bedel ödedi. Ve o bedel, çoğu zaman sessizlikti.
Semih Aslanlar