Her yıl 10 Aralık’ta “Dünya İnsan Hakları Günü”nü kutluyoruz. Kutlama diyorum ama aslında bu gün bir hatırlatma günüdür. Çünkü insan hakları, yalnızca takvimdeki bir tarihte değil, her gün ve herkes için gerekli olan evrensel bir ihtiyaçtır.

İnsanın onurundan, düşünce özgürlüğünden, adaletten, eşitlikten bahsediyoruz. Bunlar bir lütuf değil, doğuştan gelen haklar. Oysa dünyada ve ülkemizde her yıl sayısız hak ihlali yaşanıyor. Kimi zaman bir çocuğun eğitim hakkı engelleniyor, kimi zaman bir işçinin emeği sömürülüyor, kimi zaman bir kadının yaşam hakkı gasbediliyor.

10 Aralık bu yüzden önemlidir. Bize, görmezden gelmeye alıştığımız gerçekleri yeniden gösterir. İnsan haklarının korunması yalnızca devletlerin değil, toplum olarak hepimizin ortak sorumluluğudur.

Bugün, sadece bildirgeleri anmak için değil; adaletin, özgürlüğün ve eşitliğin herkes için geçerli olması adına ne yapabileceğimizi düşünmek için bir fırsattır. İnsan hakları ancak hatırladığımız kadar değil, savunduğumuz ve sahip çıktığımız kadar güçlüdür.

Kısacası, 10 Aralık bir gün değildir; bir duruştur.