Eskiden Ramazan Bayramı’nın gelişi bir başka heyecanla beklenirdi. Günler öncesinden yapılan temizlikler, alınan bayramlıklar, yapılan tatlılar evin her köşesine bayram havası estirirdi. Bayram sabahı herkes en güzel kıyafetlerini giyer, büyüklerin elleri özenle öpülür, küçüklere harçlıklar ve şekerler verilirdi. Mahalle sokakları çocuk cıvıltılarıyla şenlenir, kapılar çalınır, bayramlaşmalar içtenlikle yapılırdı.

O dönemde bayram, sadece tatil değil; sevgi, saygı ve birlik demekti. Kuşaklar bir araya gelir, kırgınlıklar unutulur, kalpler yumuşardı. Televizyonda klasikleşmiş bayram filmleri izlenir, sofralar kalabalık olurdu. Herkes birbirinin halini hatırını sorar, yalnız kimse bırakılmazdı.

Bugün ise o sıcaklık yer yer kaybolmuş gibi. Bayramlar hâlâ anlamlı, ama biraz daha dijital, biraz daha mesafeli… Ziyaretlerin yerini görüntülü aramalar, kapı çalmaların yerini mesaj bildirimleri aldı.

Yine de her şey bitmiş değil. Eski bayramları yaşatmak bizim elimizde. Bir telefon, bir ziyaret, bir gülümseme… Bayramın ruhunu yeniden hissettirebilir. Çünkü bayram, hatırlamak ve hatırlanmakla güzel.