Bazen gerçekten insanımızı anlamak zor.

Ekonominin nereye gittiğini hepimiz biliyoruz. Markete giriyoruz, elimizdeki para birkaç poşet bile doldurmuyor. Bir restorana oturuyoruz, iki kişinin hesabı neredeyse bir haftalık mutfak masrafına denk geliyor. Çarşıda, pazarda, ulaşımda, kirada… Her yerde fiyatlar yükseliyor.

Ama konu bir hizmete geldiğinde aynı cümleyi duyuyoruz:

“Bu da çok pahalı.”

Şimdi Sakarya Üniversitesi’ndeki yemek ücretine bakalım.

Bir öğünün üniversiteye maliyeti yaklaşık 169 lira. Öğrencinin ödediği ise 50 lira. Aradaki yaklaşık 119 liralık fark üniversite tarafından karşılanıyor.

Yani ortada öğrenciden 169 lira istenen bir durum yok.

Tam tersine, maliyetin önemli bir bölümü üniversite tarafından üstleniliyor.

Peki buna rağmen 50 lira da “çok pahalı” deniyorsa, gerçekten soruyorum:

Maliyeti 169 lira olan bir yemeği öğrenciye kaça vermeliyiz? 20 liraya mı? 10 liraya mı? 2 liraya mı?

Elbette öğrencinin bütçesini düşünmek zorundayız. Özellikle ailesinden uzakta yaşayan, kira ve ulaşım masrafı bulunan bir üniversite öğrencisi için günlük 50 lira dahi hesabı yapılması gereken bir para olabilir. Buna kimsenin itirazı yok.

Fakat bir de işin diğer tarafı var.

Bir tabldot yemeğin yalnızca tabağa konulan yemekten ibaret olmadığını da kabul etmemiz gerekiyor. İçinde gıda maliyeti var, personel var, mutfak gideri var, enerji var, taşıma var, hijyen var, üretim ve işletme maliyetleri var.

Üstelik öğrencilerin bir bölümü de SAÜ yemeklerinin lezzetini ve doyuruculuğunu beğendiğini söylüyor. O zaman tartışmayı biraz daha adil yapalım.

“50 lira pahalı” demek kolay.

Peki aynı yemeğin gerçek maliyetinin 169 lira olduğunu gördüğümüzde, üniversitenin yaklaşık 119 liralık kısmı sübvanse ettiğini de hesaba katıyor muyuz?

Bugün dışarıda 50 liraya düzgün bir öğün bulmak giderek zorlaşıyor. Bir öğrencinin 50 liraya üniversitesinde sıcak yemek yiyebilmesi, özellikle de gerçek maliyetin bunun üç katından fazla olduğu düşünüldüğünde, aslında farklı bir açıdan da değerlendirilebilir.

Burada mesele öğrencinin cebinden çıkan 50 liranın önemsiz olduğunu söylemek değil. Mesele, sadece fiyatı konuşup maliyeti görmezden gelmemek.