AK Parti’ye gönül vererek yola çıkan halkımızın, 13 yıldır ülkeyi Tek Başına Yöneten Parti Yöneticilerine sormaları gereken çok şey var…

           Ülkeyi kan ve gözyaşından kurtaracak en doğru çözüm, AKP’ye gönül vermiş vicdanlı, sağduyulu vatandaşların öyle bir tavra girmesinde yatıyor.

         Onlar, partilerini yönetenlerin, “ Komşu ülkelerle sıfır sorun !..”  gibi, eşsiz bir barış, huzur dünyası vaat ederek yola çıkmışlardı…Oysa, bırakın komşuları, ülke halkı şimdi 1000 Sorunlu yangın yaşıyor…

          13 Yıl sonra, her sabah, “ İnşallah hiçbir komşumun çocuğu evinin kapısına tabut içinde gelmez!..” diye yalvararak uyanıyoruz…

         Ülkeyi Yönetenler suçu da, önüne çıkan her şeye, herkese atma telaşında… Kendini kurtarma telaşı her lafın içindeki öfkede ve gözlerde görülüyor…

            Kimse kendini kurtarma telaşı içine girenlerin peşine gitmemeli. Ülke bu yangından nasıl çıkar ? Ülkeyi, bu yangından kim-kimler çıkarabilir? Sen bunu  düşün… Yoksa, Senin çocuğunun fıtratı belli!...

           Garibanlar, “ Ne mutlu şehir babasısın !”; garibanların çocukları da, “ Ne mutlu, şehirlik mertebesine ulaştı!..” fıtratı ile ölmeye yazgılı edilirler…

             Amcamlar, ne kendileri şehitliğe soyunur, ne de O mertebeye erişebilir diye ateşlere gönderir… Paralar basılır görev yapılmış olur; Şehitlik mertebesi Sana fıtrattır…

          Bunlar gerçeklerimiz…Siyasiler de geri dönülemez bir yola girmiş. Biz, ben, hiç birimiz Onların yoluna çocuklarımızın başını feda edemeyiz… Halk çözümü kendi bulmalı…

           Bakın Ülkeye;

            Bu ülkeyi bu hale Siyasiler getirdi…Öylesine kışkırtıcı, hedef gösteren laflar etmeye başlandı ki… Kendileri unutuldu; şehirlerde halk birbirini yakmaya başlayacak, başladı… Siz bugün ki tablo için mi O YOLA oy verdiniz…

           13 Yıl önce, Size, Bize böyle bir tablo vaat ederek mi İktidar olundu?  

           AK Parti’ye gönül ve oy veren herkese sorarım; Hürriyet Yazarı Ahmet Hakan bu Yola çıkılırken kimin candaşı, yandaşı idi?..Benim olmadığı aşikar!..

           Ben bir tek gün ne Ahmet Hakan’ı, ne de her hangi bir insanı canı ile tehdit etmeyi aklımdan bile  geçiremem!.. İktidar Yandaşı diye bilinen bir gazeteci nasıl öyle bir tehdidi hem de tüm Türkiye önünde köşesine alabildi?..

            İzleyin o kışkırtmayı…Somut, gazete yazısı ile yapılan O tehdidi yapan  Adli bir Ceza alacak mı?..Alır mı; yoksa, laf ola soruşturma ile suya mı yazılır?..

           Türkiye’yi; partilere, tarikatlara, vakıflara, okullara (!), din ve dillere ayırıp; bu günlere getirenleri görün…Ülkeyi ateşten kurtarın!..
           Kapı kulu olduklarımızın umuru bile değiliz; Onlar kendilerini kurtarma telaşındalar!..

 

                             SATSO FENERLİ KONAK MÜZESİ;

                               ANTİK TARAKLI’DA ASFALT : -)

            Benim yazı manşetim, “ SATSO’nun, Sakarya Turizmi’ne en büyük armağanı; Taraklı Fenerli Konak Müzesi Pazar günü 14.30’da açılıyor!..” olur…

           Teşekkürler SATSO : -)

           SATSO’ya hafta içinde bir başka teşekkürüm de, Sakarya Arazi Toplulaştırma Projesi’ne destek vermesi nedeniyle olacaktı… Ama, Fenerli Konak çok sık gidip yerinde izlediğim bir SATSO Projesi’ydi; gerçekleşti.

             Sakarya Tarım Arazilerinin Toplulaştırılması Projesi ise ANAP İktidarı’ndan beri, Sayın Ersin Taranoğlu ile Tarım İl Müdürümüz Sayın Abdurrahman Çakar sayesinde öğrendiğim Muhteşem bir Gelecek Projesi’ydi…

            SATSO’nun desteği, çok geç bile olsa, Arazi Toplulaştırmamıza müthiş bir yaptırım katkısı kazandırır…Bize de O Desteği izlemek düşer…

             SATSO, TARAKLI FENERLİ KONAK MÜZESİ’ne dönelim : -)

             Sakarya’nın Uluslar arası Fotoğraf Ustası Rahmetli Hüsnü Gürsel Hocam ile ilk kez 22 yıl kadar önce gitmiştim…Tripotunu cami minarelerine taşırken duyduğum mutluluk hala içimdedir…

            FENERLİ KONAK’ı, Gürsel Hocam minarelerden çekerken gösterdiğinde öğrenmiştim. Açılışı yakınlaşan HAN’ı da Hocamdan öğrendim…Dahasını da;

            Öyle ki; Taraklı üstüme bir vasiyet gibi oldu…Sürekli yolumdur, giderim.

           Ağustos sonu gittiğimde de; Fenerli Konak’a ve Antik Taraklı Çarşıları’na, sokaklarına inilen ara ve ana yollara beton döküldüğünü, kilitli taş döşendiğini görünce, “ Yok artık!..” dedim…

            Eğer, Taraklı’da; O özgün Arnavut Sokak Taşları sökülüp atılır, asfalt dökülür veya kilit taş döşenirse; O Tarihi-Antik- Taraklı’yı yakın gitsin!..Beton dökülmüş ara sokaklar bile görünce tüylerim diken diken oldu…

           Londra’da, Roma’da, Madrit, Prag, Viyana, Budapeşte’de O Antik Taş Yolları turistler neredeyse yalıyorlar…Biz bahçe duvarı yapabiliyoruz : -)

           Taraklılı, şehrinin yozlaşmadan canlanmasını istiyorsa, işte şimdi sözü varsa konuşmalı… Bizde, yapılan bir işin yanlışını söyleyen dokuz köyden kovulur!.. Ama, O YANLIŞLAR GELECEĞİ YIKARSA, hiçbir şey geri gelmez…

            TARAKLILI da, kendini şu anda Taraklı’nın sahibi zannedenlerin yanlışını  görürse söylemeli…Gerçek Taraklılı Onlardır… YALAZA yaparak, yanlışı yüze vurmak eşsiz bir Taraklı Geleneğidir : -) Çok da doğrudur…

            ATSO; Taraklı Geleceği’ne şahane bir eser dikti; tekrar teşekkürler…