Son günlerde akılalmaz haberler görmeye başladık. Okullardaki şiddet olayları gündemimizde daha çok yer edinirken insan ne yapacağını şaşırmıyor değil. Önce bir hatırlayalım neler oldu bugüne kadar.

- Şanlıurfa Siverek’te bir okula yönelik silahlı saldırıda 16 kişinin yaralandı…

- Kahramanmaraş Onikişubat’ta 14 yaşındaki öğrencinin okula saldırısında 12 kişiyi öldü, 13 kişi yaralandı….

- Gaziantep Şahinbey’de bir lisede 4 şüpheli kurusıkı tabancayla bir öğrenciye ateş açtı…

- Manisa Turgutlu’da bir okulun yakınında silahla ateş açıldı ve 11 öğrencinin yaralandı…

- Mersin’de 1. sınıf öğrencisinin çantasından tabanca çıktı…

- Van’da bir öğrenci okula boş olduğu belirtilen pompalı tüfekle geldi…

Şiddet bugün geldiğimiz noktada okulun kapısına dayanmış durumda. Hatta içeri bile girdi. Bazı gençlerin ne yazık ki yavaş yavaş normalleştirmeye başladığı bu olaylar kendi aralarında espri malzemesi haline bile geldi. Ve şiddet okulda evrildi, daha farklı biçimde yeniden taştı. Burada da gençlerin, küçük çocukların öldürülmesi ve toplu saldırıların özendirildiği bir şiddet türü olarak ortaya çıktı. İkbal Uzuner ve Ayşenur Halil’in cinayetleri, Ahmet Minguzzi cinayeti ve diğer hayatını kaybeden çocuklar da bu şiddetin mağduru oldu.

Tam ülkece irkilip kendimize gelelim, çocuklara ve gençlere dikkat edelim derken bu kez olayların arka yüzünde ailelerin inanılmaz hatalarını görür olduk.

- Kahramanmaraş saldırılarında failin tabancasının babasına ait olduğu, babasının failin psikolojik sorunları olduğunu bildiği halde, faile poligonda atış yaptırdığı ortaya çıktı.

- Mersin’de 1. Sınıf öğrencisinin çantasından çıkan tabancayı babasının koyduğu ve daha sonra çantada unuttuğu ortaya çıktı.

- Manisa’daki saldırıda, saldırının gerçekleştirildiği av tüfeğinin, failin dedesine ait olduğu ortaya çıktı.

- Bugün ise Van’da okula içi boş pompalı tüfekle gelen kız öğrencinin elinden tüfeği veliler ve öğretmenler aldığı belirtildi.

Ruhsatlı ya da ruhsatsız. Çocuklar silahlara neden ve nasıl erişebiliyor?

Çocuklara silahın tehlikesi anlatılmıyor mu?

Baba neden okula giden çocuğunun çantasına silah koyuyor?

Silahlar muhafaza edilmiyor mu?

Çocuklar neden silahlara yöneliyor?

Aileler, içine kapanık çocuklarıyla iletişimi düzgün sağlayabiliyor mu?

Kendi çocuklarının kılına zarar gelse dünyayı yakan aileler neden çocuklarına insan olabilmeyi öğretmiyor?

Çocukların dijital mecrada muhatap oldukları insanları, gördükleri içerikleri takip ediyorlar mı?

Böyle yüzlerce sorulacak soru var ailelere sorulması gereken. Çünkü güvenliği okuldan önce evde sağlamak gerekir. Okuldan önce aileler; saygı, sevgi, merhamet, insanlık, öfke kontrolü ve paylaşma kavramlarını evlerinde çocuklarına öğretmeliler. Öğrenci, ebeveynlerinden görmediği değerleri birkaç saat geçirdiği öğretmenlerden elbette yeterince göremeyecektir. Okul ve öğretmenler yetersiz demiyorum. Ebeveynlerin rolünün önemine dikkat çekmek istiyorum.

Dünya Sağlık Örgütünün belirttiğine göre, gençler arasındaki şiddet tek bir nedene indirgenemiyor. Aile içindeki şiddete maruz kalma, okuldan kopma, akran çevresi, madde kullanımı da başlıca nedenler arasında geliyor. Bu yüzden okul girişlerine güvenlik koymak tek başına güvenliği sağlamıyor. Temelde yatan sorunlardan başlamak çözümü kökten çözecek en büyük adımlardan biri olacaktır.

TÜİK verileri de çocukların güvenlik sistemiyle karşı karşıya kaldığı olayların ciddi bir boyutta olduğunu göstermiş…

- 2024 yılında güvenlik birimlerine gelen veya getirilen çocukların karıştığı olay sayısı 612 bin 651 oldu.

- Bunların 279 bin 620'sinde çocuklar mağdur, 202 bin 785'inde ise suça sürüklenme nedeniyle güvenlik birimlerine geldi veya getirildi.

- Suça sürüklenme nedeniyle gelen çocuklara isnat edilen olayların yüzde 40,4'ünü yaralama oluşturdu.

Ne yazık ki şiddetin, tehditlerin, zorbalığın ve aşağılamanın saniyeler içerisinde milyonlarca kişiye ulaşabildiği bir dönemde yaşıyoruz. Ve ben; çocuğumun, kardeşimin ya da hiç tanımadığım bir çocuğun da okulda ya da sokakta tehlike altında olmasını istemiyorum. Sevgi, saygı ve merhamet gibi değerlerle büyüyen çocukların zorbalığa maruz kalmasını, sessiz kalmaya mecbur bırakılmasını istemiyorum. Bu değişimin de ailede başlayacağına inanıyorum.

Dilerim artık çocuklar okula korkuyla değil, neşeyle gider.