Son günlerde sosyal medyada gündem olan bir arkeolojik çalışma var. Topraktan numuneler alınıyor, yer altı taranıyor, laboratuvar sonuçları bekleniyor. Amerika’dan, İngiltere’den belgesel ekipleri geliyor. Yabancı Influencerlar kazının gerçekleştirildiği yerde canlı yayınlar yapıyor, video içerikleri çekiyor. Kazı dünyanın bir çok yerinde büyük yankı uyandırıyor ve haberler yayımlanıyor.
Bahsettiğim yer, Nuh’un Gemisi’yle ilişkilendirilen Durupınar oluşumu.
Önce yerini teyit edelim. Güncel araştırmalar Ağrı’nın Doğubayazıt ilçesinde, Üzengili köyü sınırlarındaki oluşumda yürütülüyor. Sivas Cumhuriyet Üniversitesi’nden Prof. Dr. Cenker Atila’nın yönettiği projede, beş ülkeden yaklaşık 20 bilim insanı ve öğrenci görev alıyor. Üniversitenin açıklamasında radar taramaları, haritalandırma, toprak ve karot örneklerinin incelenmesi yer alıyor. Hatta projeye ABD merkezli Noah’s Ark Scans de destek vermiş.
Ancak araştırmanın varlığı, geminin bulunduğu anlamına gelmiyor.
Bu ayrımı baştan yapmamız gerekiyor. Oluşumu doğal jeolojik süreçlerle açıklayan bilimsel çalışmalar da mevcut. Collins ve Fasold’un 1996 tarihli çalışması bunlardan biri. Güncel projenin kendi açıklaması da kesinlik iddiasında bulunmadığını belirtiyor. Dolayısıyla kesin bir sonuca varmak için henüz çok erken.
Ama benim dikkatimi çeken bu araştırma neden yurt dışında karşımıza çıkıyor?
Kazı; Brezilya’da UOL’de, Avustralya’da news.com.au’da haberlere konu olmuş. DHA’nın haberine göre saha çalışmalarını iki Amerikan ve bir İngiliz belgesel ekibi görüntülemiş bile. Hatta haberde yaklaşık bin toprak numunesinin laboratuvara gönderildiği belirtilmiş.
Yabancı gündemde fazlasıyla ilgi gören ve yerini koruyan bu kazı, Türkiye’ye baktığımızda pekte ilgi çekmiyor. Yerine magazin ve siyasi gündemler insanları fazlasıyla meşgul ediyor. Bilimi takip etmek; dikkati, sabrı ve bekleyebilmeyi gerektirir. Bizim insanımız uzun süre beklemeyi, çıkan sonuçlar beklentisini karşılamadığında pozitif karşılamayı pek başaramıyor bence. Hemen her şey olsun bitsin istiyor.
Bu kazının bir de maddi tarafı var. Çalışmaya Türkiye’den kaç şirket, kaç kişi sponsor oldu?
Üniversite açıklamasında ABD merkezli Noah’s Ark Scans’in desteği açıkça belirtiliyor. Haricinde Türkiye’den sanatı, bilimi ve kültürü dillerinden düşürmeyen bir tane bile varlıklı isim göremiyoruz…
Ahmet Ümit’in sevdiğim bir kitabı var. Patasana. Kitapta arkeolojik kazının sponsor meselesi üzerinden zor durumda kalmasıyla ilgili bir bölüm vardı. Demek ki arkeolojik kazıların makûs kaderi bu…
En çok dikkat çekmek istediğim konu ise dizi ve filmler… Mesela Göbeklitepe.
Netflix Atiye dizisini yayınladığında, Göbeklitepe’de 2018 yılındaki ziyaretçi sayısı yaklaşık 70 binken, 2019 yılındaki ziyaretçi sayısı 412.378 oluyor. Göbeklitepe öncesinde ilgi görmüyordu demiyorum. Hali hazırda zaten ilgi görüyordu. Hatta 2018'de UNESCO Dünya Mirası Listesi'ne girmiş ve 2019 da “Göbeklitepe Yılı” ilan edilmişti. Ama bu dizinin popülariteye katkısını da inkar edemiyorum.
Sormak istediğim;
Bizim toprağımızı merak etmemiz, tarihimize ilgi duymamız dizilerin desteğiyle mi olacak?
Durupınar’daki kazı bir influencer orada canlı yayın açtığında mı gündem olacak?
Yabancılar kadar merak etmiyor muyuz topraklarımızı?
Ne zaman dizilere duyduğumuz ilgi kadar; bilime, sanata, tarihe ve kültüre ilgi duyacağız?
Ben Durupınar’daki kazının sonuçlarını merakla bekliyorum. Ve hatta Göbeklitepe'nin kuzeyindeki yeni kazı alanı ve Karahantepe kazısını da aynı merakla takip edeceğim. Bu toprakları yalnızca savaşarak değil; toprağı araştırarak, tarihin izlerini bularak ve herkesten önce biz orada olarak da sahip çıkmalıyız. Çünkü orada biz yoksak ABD var, İngiltere var…